İsviçre'de seçmenler, göçü sınırlandırarak nüfusu 2050'ye kadar 10 milyonun altında tutmayı amaçlayan tartışmalı teklifi reddetti. Referandum ülkenin ekonomik ihtiyaçları ile göç kaygıları arasındaki gerilimi gözler önüne seriyor.
İsviçre’de seçmenler, ülkenin nüfusunu 10 milyonla sınırlandırmayı öngören bir öneriyi reddetti.
Henüz tüm oylar sayılmadı, ancak mevcut eğilim, katılımcıların %55’inin aleyhte, %45’inin lehte oy kullandığını gösteriyor.
Öneri, uzun süredir göçmen karşıtı bir platformda kampanya yürüten sağcı İsviçre Halk Partisi’nden gelmişti.
Kutuplaşmaya yol açan bu oylama, ülkenin Avrupa Birliği ile imzaladığı serbest dolaşım anlaşmasını tehlikeye atma riski taşıyordu.
İsviçre’nin nüfusu 2002 yılından bu yana hızlı bir şekilde arttı. O tarihte 7,3 milyon olan nüfus bugün 9,1 milyona ulaştı. Nüfusun yüzde 27’sini, yurt dışında doğmuş ancak İsviçre’de yaşayan kişiler oluşturuyor.
Halk Partisi, girişimi konut, kamu hizmetleri ve çevre üzerindeki baskıyı azaltmayı amaçlayan bir “sürdürülebilirlik girişimi” olarak tanımlıyordu.
Ancak bu argümanları, yeterince seçmeni ikna edememiş görünüyor.
Hükümet, diğer siyasi partiler, iş dünyası temsilcileri ve sendikalar ise öneriyi “kaos girişimi” olarak nitelendirdi.
Onlara göre bu plan, hastaneler ve oteller gibi sektörleri ihtiyaç duydukları çalışanlardan mahrum bırakacak, Avrupa Birliği ile yıllar içinde kurulan ilişkileri zedeleyecek ve AB üyesi olmayan İsviçre’yi riskli bir dönemde yalnızlaştıracaktı.
İsviçre’nin doğrudan demokrasi sistemi nedeniyle önemli kararlar halk oylamalarıyla alınıyor. Ülke çapında bir referandum yapılabilmesi için kampanyacıların yalnızca 100 bin imza toplaması yeterli.
Birçok seçmen kalabalık trenlerden, yüksek kira fiyatlarından ve artan sağlık maliyetlerinden endişe duyuyor.
Son kamuoyu yoklamaları oylamanın başa baş geçebileceğini gösteriyordu.