Lahey’de Filistin davası: ‘İsrail’in cezasızlığı ne zaman sona erecek?’

Uluslararası Adalet Divanı'nda görülen İsrail tarafından işgal edilen Filistin topraklarındaki durumuna ilişkin duruşmaların ikinci gününde birçok ülke mahkeme heyetine sunumunu yaptı.

Dünya 21 Şubat 2024
Bu haber 3 ay önce yayınlandı
Hollanda'nın Lahey kentindeki Uluslararası Adalet Divanının (UAD), İsrail'in, işgal ettiği Filistin topraklarındaki uygulamalarının hukuki sonuçlarını ele alacağı danışma görüşüne ilişkin duruşmalar için heyetler Divan binasına giriş yaptı. Bina önünde Filistin bayraklarıyla gösteri düzenlendi. / Fotoğraf: AA

Uluslararası Adalet Divanı’nda (UAD) İsrail’in Filistinlilerin hak iddia ettiği toprakları işgaliyle ilgili tarihi duruşmaların ikinci günü sona erdi. 52 ülkenin katılım gösterdiği duruşmada yıllardır çözümün arandığı ve 7 Ekim’de başlayan savaşla ayyuka çıkan İsrail-Filistin meselesi Birleşmiş Milletler’in (BM) BM en üst mahkemesindeki dava dosyalarıyla tarihe geçeceğe benziyor.

Hollanda’nın idari başkenti Lahey’deki Barış Sarayı’nda görülen duruşmada Güney Afrika adına ilk sözü alan Lahey Büyükelçisi Vusimuzi Madonsela, ülkesinin her zaman “iki devletli çözümü” desteklemesine rağmen mevcut koşullar göz öne alındığında “Filistinlilere yönelik toprak adaletsizliğinden vazgeçilmediği, tüm yasa dışı yerleşimlerin dağıtılmadığı ve tüm Filistinli mültecilerin geri dönüş haklarını tanınmadığı sürece böyle bir çözümün Filistin halkının haklarından mahrum bırakılmasına yol açabileceğini gösterdiğini” ifade etti.

​​​​​​​Madonsela “Adil ve hakkaniyetli bir çözüme ulaşılmasındaki aşırı gecikme, sonu gelmeyen bir şiddet döngüsüne yol açtı” diyerek işgalin hukuken tanımlanmasının süregelen gecikmenin giderilmesine yardımcı olacağını kaydetti.

İsrail’in Filistin’de işgalini 56 yıldır devam ettirdiğine işaret eden Madonsela, “İsrail, uluslararası hukuka ve yüzlerce BM kararına açıkça meydan okuyarak ve uluslararası toplumdan gelen tepkilere kulak tıkayarak işgalini sürdürmüştür.” dedi.

Madonsela konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Son 4 ayda 30 bin Filistinli öldürüldü. Bunlar sadece istatistik değil, Filistin halkının etten ve kemikten kanlarıdır. Bu nedenle ‘İsrail’in on yıllardır süren cezasızlığı ne zaman sona erecek?’ diye sormak zorundayız. Geçtiğimiz 136 gün boyunca dünya Gazze’ye yönelik amansız saldırıları her gün dehşet içinde izledi. İsrail’in Gazze’ye yönelik son askeri harekatının vahşeti, şiddeti ve Divan’ın 26 Ocak’ta verdiği tedbir kararları dahil olmak üzere uluslararası hukukun çiğnenmesi, İsrail’in Filistinlilere karşı eylemlerinde kendisini sınırlandırılamaz gördüğünün en açık göstergesidir.”

Uluslararası toplumun İsrail’i politikaları ve eylemlerinden sorumlu tutma konusundaki isteksizliğinin İsrail yönetimini saldırılara devam etme konusunda cesaretlendirdiğini belirten Madonsela, “İsrail, hukuka aykırı eylemlerine daha da ahlaksızlaşarak ve kan dökerek devam etmektedir. Bu eylemler, Divan’ın onları makul şekilde soykırımcı bulmasına yol açacak kadar ciddi niteliktedir” diye konuştu.

Madonsela, Filistin’in “kendi kaderini tayin etme hakkının” olduğunu ve bu hakkın kullanılmasına izin verilmesi gerektiğini vurgulayarak “İsrail Batı Şeria’da Filistinlilere ağır koşullar dayatırken, Yahudi yerleşimciler için genişleme ve sömürü devam ediyor. Bu, bize göre apartheid’dir. 21. yüzyılda yerleşimci sömürgeciliğine yer yoktur. İsrail apartheid’i sona ermelidir” dedi.

Apartheid hatırlatması

Güney Afrika Uluslararası İlişkiler ve İşbirliği Departmanı, Baş Hukuk Müşaviri Pieter Andreas Stemmer de İsrail’in Filistin’deki işgali ve buradaki eylemlerinin uluslararası insancıl hukuku ve insan hakları hukukunu ihlal ettiğini dile getirerek, “apartheid” suçunun uluslararası hukukun emredici nitelikte yasakladığı bir kuralı olup tüm devletleri bağladığını hatırlattı.

İsrail’in işgali “derhal ve koşulsuz olarak” sona erdirmesi gerektiğini vurgulayan Stemmer “Filistin mülkleri eksiksiz şekilde iade edilmeli ve Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını nihayet kullanmasına izin vermelidir” ifadelerini kullandı.

Stemmer, İsrail’in Filistin’deki işgalini tanımamanın ülkeler için uluslararası hukukun yükümlülüğü olduğunu hatırlatarak, üçüncü devletlerin UAD’den çıkan kararların hayata geçirilmesi için var güçle çalışması gerektiğini söyledi.

Suudi Arabistan: İsrail’in bir cevabı yok

Suudi Arabistan Krallığı’nın Lahey Büyükelçisi Ziad Al Atiyah da burada yaptığı açıklamada, İsrail’in Divan’da sözlü beyanda bulunmamasını eleştirdi. Atiyah “Şüphesiz bunun nedeni, kendisine yöneltilen esaslı iddialar hakkında hiçbir şey söyleyememesidir” dedi.

Atiyah, İsrail’in, Filistin’deki işgalinin hukukiliğine ilişkin beyanda bulunmak yerine Divan’ın bu konuda neden danışma görüşü vermemesi gerektiği yönünde beyanlar sunmasıyla ilgili ise “Tüm bunlardan çıkarılabilecek tek mantıklı sonuç, İsrail’in geniş Filistin topraklarındaki politika ve uygulamalarının yasal olarak savunulamaz olduğudur” değerlendirmesinde bulundu.

İsrail’in ilhak, evleri yıkma, toprak çalma gibi yöntemlerle Filistin’in bir devlet olmasını “neredeyse imkansız” hale getirdiğini belirten Atiyah, üstelik İsrail’in barışçıl çözüm yollarından da kaçındığını dile getirdi. Suudi yetkili ülkesinin inisiyatifi ile Arap Ligi tarafından yapılan müzakere önerilerinin İsrail tarafından reddedildiğini hatırlattı.

İsrail’in kendi kaderini tayin hakkını sadece Yahudi halkına özgü gördüğüne işaret eden Atiyah, Filistin’in işgalinin, sadece İsrail-Filistin meselesi gibi görülmesine de karşı çıkarak, bunun çok taraflı bir sorun olduğunu savundu. Atiyah, İsrail’in Filistin’de yaptığı hak ihlallerinin, sadece Filistin halkı için değil aynı zamanda uluslararası toplum için de yadsınamaz bir “endişe kaynağı” olduğunu dile getirerek BM’yi İsrail’in ihlallerini sona erdirmek için adım atmaya çağırdı.

Suudi Arabistan temsilcisi “Uluslararası toplum İsrail’in yasa dışı davranışlarını tanımamakla yükümlüdür. Tüm devletler İsrail’in uluslararası hukuk ihlallerini sona erdirmek için işbirliği yapmalı ve İsrail’in ihlallerine yardım ve destek vermediklerinden emin olmalıdırlar” dedi.

Hollanda: İsrail işgali ilhaka dönüştürdü

Duruşmalarda Hollanda adına sözü alan Dışişleri Bakanlığı Hukuk Danışmanı ve Amsterdam Üniversitesi Uluslararası Hukuk Profesör Rene Lefeber, İsrail’in Filistin topraklarını yasa dışı işgali hakkında “Hollanda, işgalin doğası gereği geçici güç kullanımı olduğunu, zira kalıcı olması halinde ilhak olarak nitelendirileceğini vurgulamaktadır” dedi.

Lefeber işgal hukukuna göre işgalci gücün kendi nüfusunu söz konusu topraklara yerleştiremeyeceğine dikkati çekerek “İşgal altındaki topraklar üzerinde egemenlik kurulamaz ve işgal altındaki topraklar ilhak edilemez” dedi.

Hollanda: İsrail savaş suçu işliyor

İşgal altındaki topraklarda yaşayan halkın zorla yerinden edilmesinin de yasaklandığını hatırlatan Lefeber, bu tür eylemlerin Uluslararası Ceza Mahkemesi Roma Statüsü’ne göre “savaş suçu” teşkil ettiğini söyledi. Lefeber, halkların kendi kaderini tayin hakkının “daimi, sürekli, evrensel ve değişmez nitelikte” olduğunun altını çizerek, bu hakkın uluslararası anlaşmalarla güvenceye alındığını vurguladı.

İşgalci devletlerin bu hakkın kullanılmasını engelleyecek her türlü zorlayıcı eylemden kaçınmakla yükümlü olduğuna işaret eden Lefeber “(Bir ülkenin) Topraklarını işgal eden devlet, bu topraklarda ikamet eden halkın kendi kaderini tayin hakkına saygı göstermek ve bu hakkı desteklemek yükümlülüğü altındadır” dedi.

Hollandalı profesör, devletlerin ve uluslararası kurumların, uluslararası hukuka aykırı eylemleri kınama, tanımama ve ihlal eden devletlere yardım etmeme yükümlülüğü olduğunu hatırlattı.

Belçika: İsrail Filistin’in demografik yapısını değiştiriyor

Duruşmada Belçika adına söz alan Dışişleri Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürü Piet Heirbaut ise Divan’ın İsrail’in işgal altındaki Filistin topraklarında duvar inşa etmesine ilişkin 2004’te danışma görüşü bildirerek, İsrail’in, işgal altındaki Filistin topraklarını zorla ele geçirilmesinin hukuka aykırılığını teyit ettiğini hatırlattı. Heirbaut, “İşgal ne kadar uzun sürerse, işgalci gücün yükümlülükleri de o kadar geniş yorumlanmalıdır” dedi.

Heirbaut, Belçika’nın, 4. Cenevre Sözleşmesi ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin (BMGK) ilgili kararları uyarınca işgal altındaki Filistin topraklarında yerleşim birimleri kurulmasının hukuka aykırı olduğu görüşünde olduğunu belirtti.

Brüksel Özgür Üniversitesi’nden Uluslararası Hukuk Profesörü Vaios Koutroulis de işgale ilişkin değerlendirmesinde “İsrail yerleşim politikasıyla işgal altındaki Filistin topraklarının demografik yapısında bir değişiklik meydana getirmeyi amaçlamaktadır. Bu politika uluslararası hukukun birçok temel kuralına aykırılık teşkil etmektedir” ifadelerini kullandı.

İsrail’in “yerleşim politikasının bir parçası olarak benimsediği politikalar” ile Filistin topraklarında “geri dönüşü olmayan” durumlar yaratmayı ve bu topraklar üzerindeki “kontrolünü pekiştirmeyi” amaçladığını belirten Koutroulis, bu politikaların “fiili bir ilhak durumunu ortaya çıkardığına” dikkati çekti.

Koutroulis, işgalin hukuka aykırılığının, İsrail ve diğer ülkelerin yanı sıra uluslararası kurumlar için de birtakım sorumluluklar doğurduğuna işaret etti. Ayrıca Koutroulis, Belçika’nın yerleşimlerin yıkılması ve el konulan mülklerin iadesi çağrısı yaptığını söyledi.

Lahey’deki Filistin davası

Uluslararası Adalet Divanı’nda (UAD) İsrail’in Filistinlilerin hak iddia ettiği toprakları işgaliyle ilgili tarihi duruşma iki gün önce başladı. Gazze son yılların en büyük bombardımanıyla karşı karşıyayken yıllardır çözüme kavuşamamış tartışma dünyanın çeşitli yerlerinden yargıçların oluşturduğu heyetin önüne taşınmış oldu.

Lahey’de altı gün sürecek duruşmaya 52 ülke katılıyor. Bu şimdiye kadar mahkeme tarihinde görülen diğer tüm davalardaki ülke sayısından daha fazla. Ayrıca Türkiye’nin de 26 Şubat’ta duruşmanın son oturumunda sunum yapması bekleniyor.

Dava Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 2022’deki danışma görüşü talebine dayanıyor. Mahkemedeki 15 yargıçtan “İsrail’in 1967’den beri işgal altına aldığı Filistin topraklarına yerleşmesi ve ilhakı nedeniyle Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkını sürekli ihlal etmesinden kaynaklanan hukuki sonuçları” değerlendirmeleri isteniyor.

BM Genel Kurulu UAD’den Filistin topraklarıyla ilgili olarak ikinci kez danışma görüşü istemiş oldu. İlki Temmuz 2004’te İsrail’in Batı Şeria’da inşa ettiği tecrit duvarıyla ilgiliydi ve mahkeme o davada söz konusu duvarın uluslararası hukuka aykırı olduğuna ve yıkılması gerektiğine hükmetmişti.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ülkelerin anlaşmazlıkları çatışmadan çözebilmeleri için kurulan mahkemenin bir sonuca varması muhtemelen aylar sürecek. Ne var ki bir karara varsa bile UAD’nin görüşü tavsiye niteliğinde olacak, yani herhangi bir bağlayıcılığı yok.

İsrail'den Hamas'a tehdit: 130 Esiri serbest bırakmazsanız 10 Martta Refah'a saldıracağızİsrail’den Hamas’a tehdit: 130 Esiri serbest bırakmazsanız 10 Martta Refah’a saldıracağız

Suudi basını ortaya attı, İsrail yalanladı: Yahya Sinvar'ın nerede olduğu bilmeceSuudi basını ortaya attı, İsrail yalanladı: Yahya Sinvar’ın nerede olduğu bilmece

BM Raportörü'nden UNRWA çıkışı: Soykırım Sözleşmesi ihlal ediliyorBM Raportörü’nden UNRWA çıkışı: Soykırım Sözleşmesi ihlal ediliyor

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.