DÜNYA KUPASI 2026 72 Maç 48 Takım 12 Grup ⚽ Canlı Sonuçlar Fikstür 🏟️ Stadyumlar Hikayeler Keşfet → Dünya Kupası 2026 DÜNYA KUPASI 2026 Keşfet →

New York Times analizi: İran, ABD ile ateşkesi tehlikeye atmayı neden göze aldı?

Hürmüz Boğazından geçişlerin kontrolu İran’ın bu barış görüşmelerindeki en büyük kaldıracı. Umman yakınından açılan yeni su yolu bu kaldıracı İran’ın elinden alabilirdi. O yüzden dört gün boyunca çatışma yaşandı. Ama iki taraf da farklı sebeplerle savaşa dönmek istemiyor.

Dünya 29 Haziran 2026
Hürmüz Boğazı sözde açıldı ama İran kendisine ücret ödenmeceğini söylüyor. Boğazın uluslararası geçiş suları mayınlı kalmaya devam ediyor.

İran’ın Hürmüz Boğazı konusunda ABD ile başlattığı dört günlük saldırı döngüsü, her iki tarafın da sona erdirmek istediği savaşta yeni varılan ateşkesi tehlikeye atma riskini taşıyor.

Ancak analistlere göre, İran için bu gerekli bir hamleydi.

İran’ın küresel ekonomi için hayati önem taşıyan bir su yolundan geçen trafiği aksatma konusundaki yeni gücü, gerek müzakere masasında gerekse ABD ile savaşta kaybetmeyi göze alamayacağı kritik bir kaldıraç.

Geçen hafta Umman ve BM Uluslararası Denizcilik Örgütü, sadece Umman karasularından geçen yeni bir rota belirledi. Bu, İran’ın tüm stratejisinin temel taşı olan, boğazı tek başına kontrol etme stratejisini tehdit edebilirdi.

The New York Times’da yayınlanan bir haber analiz için gazeteyle konuşan Uluslararası Kriz Grubu’nda kıdemli İran analisti Ali Vaez, “En iyi veya en kötü senaryoda, bu kaldıraç gücüne ihtiyaçları var” dedi.

İran ve Amerika Birleşik Devletleri’nin ne zaman ve nerede tekrar görüşmeler için bir araya geleceği henüz belli değil. Ancak Vaez’in dediğine göre, böyle bir görüşme gerçekleşirse, İranlı yetkililer boğaz üzerindeki kontrollerini ABD’den taviz koparmak için en iyi araçları olarak görüyorlar.

İranlılar, iki taraf nükleer bir anlaşma konusunda ilerlerse, yıllarca süren ağır yaptırımlardan kurtulmayı hedefliyorlar. Böyle bir anlaşma, büyük olasılıkla İran’ın nükleer silah yapımında kullanılabilecek olan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu teslim etmesini veya seyreltmesini gerektirecektir.

İran’ın nükleer enerjiyi silahlandırma potansiyeli, programın barışçıl olduğu konusundaki ısrarına rağmen, uzun zamandır ana stratejik caydırıcılığı olarak görülüyordu. Ta ki mevcut savaşa kadar; İran, Hürmüz Boğazı’na yönelik sınırlı saldırılarla boğazı kapatabileceğini ve küresel ekonomiyi alt üst edebileceğini gösterdi.

İran’ın en kötü senaryoları için boğaz merkezi bir öneme sahip.

Bazı İranlı yetkililer, Trump yönetiminin İran’la ön anlaşmayı sadece zaman kazanmak için imzalamış olabileceğinden şüpheleniyor; bu anlaşma, ABD ara seçimleri öncesinde ekonomik baskıları hafifletmeyi ve sonrasında savaşa geri dönmeyi amaçlıyor.

Eğer bu gerçekleşirse, İran’ın boğazda kaos yaratma yeteneğine tekrar ihtiyacı olacaktır.

“Bu gerçekten çok önemli. Bu onların en büyük kozu,” dedi Vaez. “Nihai bir anlaşmaya varmadan önce bunun aşınmasına izin vermelerinin hiçbir anlamı yok.”

Bölgesel uzmanlar, Tahran’ın bu aşınmanın tam olarak Washington’ın geçen hafta tasarlamaya çalıştığı durum olabileceğinden korktuğunu söyledi.

Geçen hafta birkaç Körfez Arap devletini ziyaret eden ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, boğazda serbest seyrüseferin geri döneceğini defalarca vurguladı.

Ardından Umman ve Uluslararası Denizcilik Örgütü, İran sularını atlayan yeni bir rota oluşturma girişiminde bulundu.

İsviçre’deki Cenevre Yüksek Lisans Enstitüsü’nde İran analisti olan Farzan Sabet, “İranlılar kontrolü kaybettiklerini anladılar” dedi. Muhtemelen etkilerinin sadece “savaş zamanında ve düzenli çatışmalarla birlikte düşmanca bir ateşkes sırasında” işe yaradığını fark etmeye başladılar.

Uzmanlar, bu nedenle İran’ın yeni açıklanan rotaya verdiği yanıtın bu kadar hızlı olduğunu söylüyor. İran, Perşembe günü bu rotayı kullanan Singapur bayraklı bir konteyner gemisini vurdu. Ardından da dört günlük bir karşılıklı çatışma geldi ama pazar gün boyu silahlar konuşmadı.

Tahran bu saldırının sorumluluğunu hiçbir zaman üstlenmedi, Cumartesi günü bir gemiye yapılan ikinci saldırının sorumluluğunu da üstlenmedi; her iki saldırı da ABD’nin karşılık olarak askeri saldırılarına ve ardından İran’ın Körfez’deki ABD askeri hedeflerine yönelik misillemesine yol açtı.

Pazar günü, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, su yolu üzerindeki İran kontrolünü azaltma girişimlerinin devam etmesi halinde daha fazla istikrarsızlık beklememiz gerektiği konusunda üstü kapalı bir uyarıda bulundu.

Irak’ın başkenti Bağdat’a yaptığı ziyaret sırasında düzenlediği basın toplantısında, “İslam Cumhuriyeti’nin şu anda izlediği düzenlemelerden farklı veya yeni düzenlemeler benimseme girişimleri, yalnızca daha fazla karmaşıklığa, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasında gecikmelere ve gerilimlerin artmasına yol açacaktır” dedi.

İran yöneticileri, Umman sularından geçen yeni güzergahların, Washington’un Tahran ile imzaladığı ve ateşkesin temelini oluşturan mutabakat zaptının beşinci maddesiyle doğrudan çeliştiğini düşünüyor.

Muğlak ifadelerle yazılmış bu belgeyi yorumlayan İran yönetimi, bu maddenin İran’a boğazdan güvenli geçişi sağlamakla yükümlü olduğu için su yolunun denetimini verdiğini belirtiyor.

Ayrıca, İran’ın boğaza komşu diğer ülke olan Umman ile “Hürmüz Boğazı’ndaki gelecekteki yönetim ve denizcilik hizmetlerini tanımlamak” için diyalog kurması gerektiğini de söylüyor.

Analistler, İran’ın bakış açısından, Umman’ın BM denizcilik örgütüyle -ve Tahran’a danışmadan- düzenlediği güzergahın bu maddeyi ihlal ettiğini ve itiraz edilmesi gerektiğini söylüyor.

Avrupa Dış İlişkiler Konseyi’nin İran Nükleer İzleme Birimi’ni yöneten İran analisti Ellie Geranmayeh, İran’ın barış sürecinde çatışmayı kışkırtma isteğinin, ülkenin yeni yöneticilerinin yaklaşımıyla örtüştüğünü, bu yöneticilerin Washington ile savaşa girmeye hazır oldukları kadar anlaşma yapmaya da hazır olduklarını göstermek istediklerini söyledi.

Şubat ayında ABD-İsrail savaşının ilk saldırılarında öldürülen İran’ın eski dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in “ne savaş ne de barış” stratejisi izlediğini belirten Geranmayeh, uzun süre Washington ile doğrudan çatışmadan kaçındığını, ancak aynı zamanda üst düzey görüşmeleri de engellediğini söyledi.

Oğlu ve halefi Mücteba Hamaney’in etrafındaki siyasi elitlerin ise “farklı bir risk iştahına sahip olduklarını” ifade etti. “Rejim, örneğin boğazdaki son saldırılar gibi, mutabakat zaptını raydan çıkarabilecek cesur adımlar atmaya hazır. Ancak aynı zamanda Amerika ile yeni, doğrudan ve üst düzey bir müzakere yoluyla barışı sağlamaya da hazır.”

Sabet’e göre, İran liderleri ayrıca, Trump’ın ABD ara seçimlerinden sonrasına kadar savaşı yeniden başlatmak konusunda isteksiz olacağına inandıkları için bu anın risk almak için doğru zaman olduğuna da inanıyor olabilirler.

İran ve Amerika Birleşik Devletleri’nin, sık sık ihlal edilen ateşkes karşısında müzakerelere devam etmeleri için geçerli nedenleri var.

Trump yönetimi için savaş, ülke içinde popüler değil ve küresel bir enerji krizine yol açan bir çatışmaya geri dönme isteği muhtemelen çok az. İran için ise ekonomik felaketle karşı karşıya kalmak, petrol yaptırımlarının kaldırılması ve dondurulmuş milyarlarca dolarlık İran varlığının serbest bırakılması olasılığı büyük bir cazibe unsuru.

Uluslararası Kriz Grubu’ndan Vaez, “Çatışmaya geri dönmenin ekonomik ve askeri maliyetleri, her iki tarafın da mutabakat zaptını canlı tutmaya çalışması için yeterli teşvik sağlıyor” dedi.

Çoğu siyasi analist, Washington ve Tahran’ın ilk 60 günlük müzakere süresini aylarca uzatmaya devam etmesini bekliyor.

Ancak şiddetin tekrar tekrar alevlenmesi, zaten kırılgan olan barış sürecinin çok az ilerlemeyle uzamasına neden olabilir.

Müzakerecilerin geçici anlaşmaya yönelik tehditleri ele almaya odaklanmaları ne kadar çok olursa, çatışmayı kapsamlı bir şekilde sona erdirecek ve nükleer bir anlaşmaya varacak bir anlaşmaya varmaları için o kadar az zamanları kalır.

Cenevre Enstitüsü’nden Sabet, “Sürekli olarak ‘Bununla ilgili ne yapmalıyız, şununla ilgili ne yapmalıyız?’ diye düşünmek zorunda kalacaklar” dedi. “Bu, ikinci tur görüşmelerde ele alınması gereken esaslı konularda ilerleme kaydedilmesi açısından iyiye işaret değil.”

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.