Endonezya bir zamanlar ekonomisi ile örnek gösterilen ülkeydi ama kurumsal bozulma, ahbap çavuş kapitalizmi, borsa manipülasyonlarıyla bir kesim zenginleşirken orta sınıfın erimesi, ardından borsaya MSCI'dan gelen uyarı İran savaşının etkileriyle birleşince bugün zorluklar patladı.
Novri Putra, geçen yıl Cakarta’da bilişim teknolojileri bölümünden mezun olduğunda tek bir mütevazı hayali vardı: İstikrarlı bir iş.
2018 yılında üniversiteye başladığında bu hayalin gerçekleşeceğine dair her türlü nedene sahipti. O dönemde Endonezya ekonomisi büyüyor, teknoloji sektörü patlama yapıyor ve yazılım mühendislerine olan talep hızla artıyordu.
Ancak o günler geride kaldı. Bugün 28 yaşında olan Novri, bir teknoloji şirketinde çalışıyor; fakat umduğu gibi bir web geliştiricisi olarak değil, ayda yaklaşık 220 dolar kazanan bir motosikletli kurye olarak.
Novri durumu şöyle anlatıyor: “Neredeyse her gün ailemden fırça yiyorum. Dürüst olmak gerekirse, çocuklarının üniversiteye gidip sonunda motosikletli kurye olmasından utanç duyuyor olmalılar.”
Novri’nin yaşadığı çaresizlik, bir zamanlar istikrarıyla bilinen ancak şimdilerde alarm veren bir çöküşün eşiğine gelen Endonezya’daki genel ekonomik buhranı özetliyor.
The New York Times’ın haberine göre, Güneydoğu Asya’daki komşuları gibi Endonezya da İran’daki savaşın ve ABD’nin gümrük vergilerinin yarattığı olumsuz etkilerle mücadele ediyor. Enflasyon yükselirken pek çok şehirde yakıt sıkıntısı baş gösteriyor. Ancak Devlet Başkanı Prabowo Subianto yönetiminin uyguladığı politikalar; kurumları zayıflatarak ve ülkenin ekonomi yönetimine dair şüpheleri artırarak bu sorunları daha da derinleştiriyor.

Jacarta borsasında kayıp son bir yılda yüzde 40’ı buldu.
Dünya genelindeki fon yöneticilerinin yatırım kararlarına yön veren etkili endeks sağlayıcısı MSCI, Cuma günü Endonezya’yı gösterge endekslerinden çıkarabileceği uyarısında bulundu. Bu gelişmenin ardından ülke borsası yüzde 11’den fazla değer kaybederek 1998 Asya finansal krizinden bu yana en büyük günlük düşüşünü yaşadı. Pazartesi günü de satış baskısı devam etti ve hisseler yüzde 3,6 oranında geriledi.
MSCI’ın Endonezya borsasına ilişkin uyarıları, aynı endeks sağlayıcının İstanbul Borsasına ilişkin uyarılarının bir ileri versiyonu ama endeks sağlayıcının şikayetleri aynı: Hisse senetlerinde manipülasyon yapılıyor, denetleyici kurumlar buna göz yumuyor.
Oysa yaklaşık 290 milyon nüfuslu ülke, bundan on yıl önce diğer gelişmekte olan piyasalar para birimi çöküşleri ve hiperenflasyonla boğuşurken güvenli bir liman olarak görülüyordu. Resmî rakamlar hâlâ güçlü bir ekonomik büyümeye işaret etse de diğer göstergeler çok farklı bir tablo ortaya koyuyor.
Ülkede orta sınıf olarak kabul edilen nüfus, zirve noktasına kıyasla yaklaşık yüzde 19 oranında küçüldü. Dar gelirli kesimin tasarruf oranları çakılırken, genç işsizliği yüzde 17 civarında seyrederek Asya’daki en yüksek seviyelerden birine ulaştı.
Uzmanlar, Endonezya’nın ekonomik çöküşün eski diktatör Suharto’yu devrilmeye zorladığı 1998 yılından bu yana en patlamaya hazır dönemini yaşadığı konusunda uyarıda bulunuyor.

Ülkede genç işsizliği en büyük sorunlardan biri.
Prabowo göreve gelmeden önce danışmanlık konseyinde yer alan Bank International Indonesia’nın eski baş ekonomisti Ferry Latuhihin, “Bu kurgulanmış bir zaman bombası” değerlendirmesinde bulundu ve ekledi: “1997’de hiç kimse ekonominin bozulması yüzünden Suharto’nun devrileceğini tahmin etmemişti. Aynı senaryonun bu hükümetin de başına gelebileceğine inanıyorum.”
Uzmanlar piyasalardaki bu çalkantının bölge ülkelerine yayılmasını beklemiyor. California merkezli 17 milyar dolarlık portföy yönetim şirketi Rayliant’ın araştırma başkanı Phillip Wool, MSCI’nın endişelerinin sadece Endonezya’ya özgü olduğunu, zira Endonezya’nın çoğu gelişen piyasa yatırımcısının portföyünde küçük bir paya sahip olduğunu ifade etti: “Bu gerçekten de sadece Endonezya ile sınırlı bir risk.”
Yine de ekonomik dalgalanmanın küresel etkileri olabilir. Dünyanın en büyük palmiye yağı, nikel ve Barbie bebeği üreticisi olan Endonezya; termal kömür, bakır ve doğal gazın da ana ihracatçılarından biri konumunda. Ülkedeki olası bir ekonomik çöküş, elektrikli araç üretimini aksatabilir; gıda, tüketim malları ve enerji fiyatlarını küresel ölçekte yukarı çekebilir.
Endonezya eski maliye bakanı liderliğinde Temmuz ayında yapılan bir araştırma, orta sınıfın erimesi ile artan protesto eylemleri arasında doğrudan bir korelasyon olduğunu ortaya koydu. Ağustos 2025’te, bir eylem sırasında araç paylaşımı sürücüsünün hayatını kaybetmesi, yükselen işsizlik ve enflasyon nedeniyle ülke genelinde kitlesel gösteriler patlak vermişti.
Endonezya’nın eski ticaret bakanı Thomas Lembong da pek çok şeyin aynı anda ters gittiği uyarısında bulunarak, “Uçurumun kenarına her geçen gün daha da yaklaşıyoruz” dedi.
Endonezya’da yaşanan ekonomik çalkantı, Prabowo’nun politikalarının çözmekte yetersiz kaldığı zayıflıkları su yüzüne çıkardı.
Yüksek petrol fiyatları ve artan ABD faiz oranları Endonezya’dan dolar çıkışına neden olarak ülke para birimi rupi üzerinde büyük bir baskı oluşturdu. Temel gıda ve ihtiyaç maddelerinde ithalata bağımlı olan Endonezya bu durumdan oldukça olumsuz etkilendi.
Buna rağmen Prabowo, bütçeyi zorlayan ve yatırımcıları endişelendiren popülist programlarını sürdürmekte ısrar ediyor. 80 milyondan fazla öğrenciye sunulan ve yıllık maliyetinin 30 milyar doları bulacağı tahmin edilen ücretsiz yemek programı buna örnek gösteriliyor.
Muhalefet milletvekili Harris Turino, bu programın sadece üç günlüğüne durdurulmasının, 20.000 öğrencinin 10 yıllık üniversite harcını karşılayacak kaynağı yaratacağını vurguladı.
Yatırımcılar ayrıca Prabowo hükümetinin şeffaflığını da sorguluyor. Eski bir general ve Suharto’nun eski damadı olan Prabowo, varlıkları kamulaştırma ve kendi ajandasını yürütmek için yeni kurulan bir varlık fonunu kullanma yoluna gitti.
MSCI, Perşembe günkü uyarısında piyasa manipülasyonuna karşı “etkin bir denetim bulunmadığını” gerekçe gösterdi. Kurum, Endonezya’nın piyasa statüsünü, uluslararası yaptırımlarla veya uzun süreli ekonomik çalkantılarla karşı karşıya olan ülkelerle aynı kategoriye düşürüp düşürmeme konusunu danışmaya açtığını bildirdi. Verilen mesaj netti: Endonezya artık güvenilmez bir yatırım alanı olarak görülüyordu.
MSCI’nın bu hamlesi; Moody’s ve Fitch’in bu yılın başlarında Endonezya’nın kredi notu görünümünü “durğan”dan “olumsuz”a düşürmesinin ardından geldi. Endonezya borsası bu yıl değerinin yaklaşık yüzde 40’ını kaybederek dünyada en kötü performans gösteren piyasalardan biri oldu. Cuma günü rupi, dolar karşısında psikolojik sınır olan 18.000 seviyesini aştı.
Geçen ay gazeteciler kredi notu düşüşleri hakkında soru sorduğunda Prabowo sert bir tepki vererek şu ifadeleri kullanmıştı: “Derecelendirmemizi gerçekten birkaç kişinin belirlemesine izin mi vermeliyiz? Yani kararı vermesi gereken biz değil miyiz? Biz egemen bir ülkeyiz. Uzakta oturan ve hakkımızda hiçbir şey bilmeyen insanlar bize nasıl not verebilir?”
Pandemi dönemine kadar uluslararası yatırımcılar, kamu borcunu milli gelirin yüzde 30’u civarında tutan katı mali disiplin kurallarına uyduğu için Endonezya’yı takdir ediyordu. Merkez bankası da bağımsız ve istikrarlı bir kurum olarak kabul görüyordu.
Ancak Endonezya’nın bu itibarını inşa eden kritik bürokratların birer birer görevden ayrılması yatırımcıları tedirgin etti. Eylül 2025’te Prabowo, eski Başkan Joko Widodo döneminde güven veren bir isim olarak görülen Maliye Bakanı Sri Mulyani’yi görevden aldı. Temmuz ayında ise geniş saygı gören merkez bankası başkanı aniden istifa etti.
Ekonomistler aynı zamanda Endonezya’nın resmî istatistiklerinin güvenilirliğini de sorguluyor. Bağımsız araştırma şirketi Capital Economics, geçen yılın son çeyreğindeki hızlı büyüme rakamlarının, ekonominin zayıfladığına işaret eden diğer verilerle “bağdaştırılmasının zor” olduğunu belirtti.
Sokaktaki birçok Endonezyalıya göre ekonomi şimdiden bir resesyon hissi veriyor.
Cakarta merkezinde sokak satıcılığı yapan 21 yaşındaki Muhammad Fajar, motosiklet tamirciliği alanında meslek lisesinden mezun olduktan sonra 100’den fazla şirkete başvurduğunu ancak hiçbir yanıt alamadığını söylüyor. Fajar, neredeyse her işi yapmaya razı olduğunu belirtiyor.
Tezgâhında ızgara yaparken konuşan Fajar, “Sınıf düştüğümü gerçekten hissediyorum” diyor.
İşini kaybeden profesyonellere yol gösteren bir kuruluşun kurucusu olan Reinita Hariyanti, daha önce teknoloji girişimleriyle sınırlı olan işten çıkarmaların diğer sektörlere de yayıldığını belirtti. İş arayan sayısı artmasına rağmen kayıtlı istihdam olanaklarının daraldığını vurguladı.
Çalışanlar bile harcamalarını kısmaya çalışıyor. Ayda yaklaşık 820 dolar kazanan 52 yaşındaki üniversite öğretim üyesi Cut Erika Ananda Fatimah; Starbucks’tan kahve almak, Malezya’ya seyahat etmek, kıyafet alışverişi yapmak ve spor salonuna gitmek gibi bir zamanlar keyif aldığı pek çok şeyden vazgeçtiğini dile getirdi. Bu tür kısıntılar, tüketici harcamalarına büyük ölçüde bağımlı olan bir ekonomi için ciddi tehlike anlamına geliyor.
Fatimah, “Umarım işler düzelir ve orta sınıf bir kez daha yukarı tırmanma imkanı olduğunu hissedebilir” dedi.
Geçtiğimiz günlerde Endonezya Maliye Bakanı Purbaya Yudhi Sadewa, orta sınıfın yaşadığı sıkıntıları yüzde 5’lik bir büyüme oranıyla yetinen eski yetkililere bağladı.
Moody’s ve Fitch’in Endonezya’nın büyüme ve borç seviyelerine odaklanmak yerine “hükümet dışı çevrelerin yaydığı olumsuz algıdan” etkilendiğini savunan Sadewa; S&P Global ile Çinli bir derecelendirme kuruluşunun Endonezya’ya hâlâ “durağan” görünüm verdiğini hatırlattı.
Sadewa, Mart ayında MSCI yetkilileriyle görüştüğünü belirterek, “Faydası olmadı, bana inanmadılar. Eskiden beni eleştiren ekonomistler de dahil olmak üzere pek çok kişi ekonomide ne olup bittiğini gerçekten anlamıyor. En önemlisi, gerçek ekonomik sonuçlarla onlara yanıt verebilecek olmam” dedi.
Ancak Sadewa bu fırsatı yakalayamadı. Röportajdan üç gün sonra, hiçbir açıklama yapılmaksızın telefonla görevden alındı. Birkaç saat sonra Prabowo, Endonezya’nın iki yıl içindeki üçüncü maliye bakanını yemin ettirerek göreve başlattı.