Cevdet Yılmaz ve Mehmet Şimşek, 2023'ten beri orta vadeli program açıklıyor, bugüne kadar tek bir öngörüleri bile gerçekleşmedi. Dün OVP'nin yenisi açıklandı, seneye enflasyon yüzde 21'e düşecekmiş, doların ortalama fiyatı 56 lira olacakmış. Şimşek'e göre OVP 'Öngörülebiliriliği arttırıyor'muş.
Amacı ekonomide ön görülebilirliği arttırmak olan ama özellikle Başkanlık sistemine geçildiği 2018’den beri hemen hemen hiçbir hedefi tutmayan Orta Vadeli Programlara bir yenisi eklendi; Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek yanlarına Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan dahil ekonomi bürokratlarını da alarak 2029 yılına kadarki dönemi öngörmeye çalışan yeni OVP’yi açıkladı.
Cevdet Yılmaz ve Mehmet Şimşek, 2023 yılından beri görevdeler ve bu onların dördüncü OVP açıklaması. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ekonomiyi yönetmek üzere bu görevlere Haziran 2023’te getirilen Yılmaz ve Şimşek ilk OVP’lerini aynı yılın Eylül ayında açıklamışlardı. O OVP’de 2024 yılı için enflasyon tahmini yüzde 33’tü, oysa enflasyon yüzde 44,4 oldu. Programa göre enflasyon 2025’te yüzde 15’e, 2026’da ise yüzde 8,5’e düşecekti.
Aynı ikilinin bir yıl sonra 2024 Eylül ayında duyurduğu OVP’de 2025 yılında enflasyon yüzde 17,5 tahmin edilmiş ve programa yazılmıştı. Ama 2025 yılında enflasyon yüzde 30,9 geldi. Program yine yanıldı. Aynı programda 2026 için yüzde 9,7; 2027 yılı için ise yüzde 7 enflasyon tahmini yapılmıştı.
Yılmaz ve Şimşek 2025 Eylül ayında da OVP açıkladı. Bu kez 2026 için enflasyon tahmini yüzde 16’ydı. Şu anda enflasyon yüzde 31; ama dün Cevdet Yılmaz yılı yüzde 28,5’le tamamlayacağımızı öne sürdü. Çoğu uzmanın tahmini bundan daha yüksek. 2025’te açıklanan OVP’de 2027 yılı için enflasyon yüzde 9, 2028 için ise yüzde 8 olarak öngörülmüştü.
Yılmaz ve Şimşek, pazar günü açıkladıkları OVP’de 2027 için enflasyon hedefini yüzde 21 olarak veriyor. İki yıl önceki tahminlerine göre öngörülerini (yüzde 7 idi) üç kat yükseltmiş durumdalar. OVP’ye göre 2028’de enflasyon yüzde 13,5’e, 2029’da ise yüzde 9’a düşecekti.

Bundan dört yıl önce Yılmaz ve Şimşek enflasyonun 2026’da tek haneye inmesini ümit ediyordu; bugün bu ümit Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın görev süresinin dolmasından sonraki yıla, 2029’a ertelenmiş durumda.
Fakat buna rağmen program son derece iyimser aslında. Örneğin 2027’de kişi başına gelirin 22 bin doların da üzerine çıkması öngörülüyor. Bunun için bir ortalama dolar kuru tahmini e yapılmış, buna göre 2027’de doların ortalama kurunun 56 lira olması bekleniyor. OVP’ye göre dolar kuru 2028’de de 63,69’a yükselecek.
Cevdet Yılmaz, 2026’da yüzde 3,3 olmasını bekledikleri büyümenin kademeli olarak güçlenerek 2027’de yüzde 4,2’ye, 2028’de yüzde 4,6’ya ve 2029’da yüzde 5’e ulaşmasını öngördüklerini bildirdi.
Yılmaz, 2026’da yüzde 28,4 olarak gerçekleşmesini öngördükleri enflasyonun ise 2027’de yüzde 21’e, 2028’de yüzde 13,5’e ve 2029’da yüzde 9’a gerilemesini hedeflediklerini belirtti.
Yılmaz ayrıca OVP’nin seçimlerin zamanında yapılacağı varsayımıyla hazırlandığını belirterek, “Seçimi öne alacaksa Meclis’in takdirinde” dedi.
Toplantıda OVP’nin enflasyon hedeflerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Karahan, enflasyon verilerinde son dönemde para politikasının etkileyebildiği alanlarda olumlu gelişmeler görüldüğünü belirtti.
Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek ise finansmana erişimi ve üretken kapasiteyi güçlü şekilde desteklediklerini belirterek, KOBİ kredilerinin toplam krediler içindeki payının yüzde 27’ye çıktığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:
-Dünya ekonomisi son dönemde ekonomik, teknolojik gelişmelerin iç içe geçtiği öngörülebilirliğin azaldığı bir dönemden geçmektedir. Bölgemizde yaşanan savaşın etkileri bir çok alanda hissetmedir. Geleneksel tarife artışların yanında küresel belirsizlikler de OVP’yi etkilemektedir.
-Geçtiğimiz OVP’de gündeme gelen Küresel Büyüme Tahmini aşağı doğru güncellenmiştir. Avro Bölgesi büyümesi yüzde 1,2’den yüzde 0,9’a gerilemiştir. Savaşın devam ettiği MENA Bölgesi büyümesi yüzde 3,5’ten yüzde -0,5’e inmiştir. Küresel Büyüme yüzde 3,1’den yüzde 3,0’a inmiştir.
– Yeni OVP’de 2026 yılı ekonomik büyüme tahminimizi, önceki programdaki yüzde 3,8 seviyesinden yüzde 3,3’e düşürdük. Sanayi büyümesi tahminimizi de yüzde 4,0’tan yüzde 2,3’e çektik.
-Önceki OVP’de yüzde 16 olarak öngörülen 2026 yıl sonu TÜFE tahminimizi, yeni programda yüzde 28,4’e yükselttik.
-Dış ticaret açığı tahminimizi 96 milyar dolardan 105 milyar dolara yükseltirken, enerji ithalatı beklentimizi 63 milyar dolardan 71 milyar dolara çıkardık. Turizm gelirleri tahminimizi ise 68 milyar dolardan 65 milyar dolara düşürdük.
-Cari açığın GSYH’ye oranına ilişkin tahminimizi de yüzde 1,3’ten yüzde 2,6’ya yükselttik.
-Böylece yeni OVP’de 2026 için önceki programa kıyasla daha düşük büyüme ve sanayi üretimi, daha yüksek enflasyon, dış ticaret açığı ve cari açık öngörüsü ortaya koyduk.
-Uyguladığımız ekonomi politikalarının meyvelerini verdiğini görüyoruz. Brüt rezervlerimiz 89,7 milyar dolarlık artışla 188,2 milyar dolar seviyesine yükseldi.
-Ekonomimizin dış şoklara karşı direncinin arttığını görüyoruz. Türkiye’nin risk primindeki (CDS) iyileşmeye de dikkat çekmek istiyorum. 700 baz puan seviyelerinden 220’nin altına gerileyen risk primimiz, hem kamu hem de özel sektörün borçlanma maliyetlerini ve faiz yükünü önemli ölçüde hafifletti.
-Enflasyonla mücadelede önemli mesafe katettik. Mayıs 2024’te yüzde 75,5 seviyesine yükselen enflasyon, uyguladığımız politikalarla belirgin düşüş eğilimine girmiştir. Enflasyonda düşüş eğilimi savaş koşullarının oluşturduğu arz yönlü baskılar nedeniyle geçici olarak yataylaştı. Savaşın enflasyona maliyeti 7 puan olarak hesaplandı.
-Küresel talepteki yavaşlamaya rağmen yıllıklandırılmış ihracatımız, ağustos ayı itibarıyla 280 milyar dolar seviyesine ulaştı. İhracatımızın teknolojik kompozisyonundaki güçlenme de dikkat çekiyor. Orta ve yüksek teknolojili ürünlerin payı yüzde 40’tan yüzde 44,1 seviyesine çıktı. Bu durum, ihracatımızda katma değer odaklı bir dönüşümü simgeliyor.
-2026’da yüzde 3,3 olmasını beklediğimiz büyümenin, kademeli olarak güçlenerek 2027’de yüzde 4,2’ye, 2028’de yüzde 4,6’ya ve 2029’da yüzde 5’e ulaşmasını öngörüyoruz.
-2026’da yüzde 28,4 olarak gerçekleşmesini öngördüğümüz enflasyonun, 2027’de yüzde 21’e, 2028’de yüzde 13,5’e ve 2029’da yüzde 9’a gerilemesini hedefliyoruz.
-İşsizlik tahmini 2027 yılı için yüzde 8,0, 2028 yılı için yüzde 7,8 ve 2029 yılı için yüzde 7,6 olarak belirlendi.
-Cari açığın GSYH’ye oranı tahmini ise 2027 yılı için yüzde 1,9, 2028 yılı için yüzde 1,8 ve 2029 yılı için yüzde 1,6 olarak belirlendi.
Sunumun tamamlanmasının ardından soru-cevap kısmına geçildi:
-Merkez Bankası’nın 2027 OVP oranı daha yüksek görünüyor. Bunu neye bağlıyorsunuz?
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, “Önce pandemi ile başladı, daha sonra tedarik zincirlerinde yaşanan dönem dönem sıkıntılar, ardından ticaret savaşları ve bu yıl da gerçekleşen fiziksel savaş kaynaklı olarak artan enerji maliyetleri söz konusu. Bunun dışında, ulaştırma hizmetlerine yansıyan etkileri ve bu hizmetlerin gıdadan tutun birçok ürüne yansıyan etkileri de var. Savaşın beraberinde getirdiği dinamiklerin, gübre gibi birçok tarıma girdi teşkil eden kalemlerde yarattığı etkiyi görüyoruz” dedi.
-OVP’de yukarı yönlü ciddi bir revizyon var. Tutarlı olacağına ilişkin piyasayı nasıl ikna edeceksiniz?
Fatih Karahan, “Ciddi bir revizyon ama enflasyon görünümünde karamsarlığa sebep olacak bir revizyon olarak değerlendirmiyoruz. Enflasyon verilerine son dönemde, aylık verilere de baktığımızda bir katılık söz konusu. Ancak hizmet ve eğitimde önceki senelere göre daha olumlu bir görünüm söz konusu. Öte yandan buradaki yatay görünümün ulaştırma ve haberleşme kalemlerinden kaynaklandığını görüyoruz” şeklinde konuştu.
-Bir önceki OVP neyi başardı, hedefler tuttu mu?
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “OVP’lerin en önemli getirisi öngörülebilirliktir, bu çok önemli. Öngörülebilirlikte de artış var. Hedefler tartışılabilir ama bu programlar öngörülebilirliği artırdı. Kural bazlı yaklaşım esas oldu. Tamponları inşa ettik. Cari açıkta kırılganlığın azalmış olması bence çok değerlidir. 25 yıllık ortalamalara bakın. Altın hariç bakarsanız düzelme çok daha ciddi boyutlarda, yapısal olarak. KKM önemli bir koşullu yükümlülüktü, oradan çıkış önemliydi. Vatandaşlarımızın bütün bu şoklara rağmen geçmişe oranla döviz talebi, liraya olan güveni çok farklı bir noktada. Bunları programın kazanımları olarak görüyorum. Olay hedeflerin takibi şeklinde olmamalı” ifadelerini kullandı.
-Enflasyonda geldiğimiz nokta yüzde 30’un üzerinde, savaşın doğrudan tarafı olan ülkelere kıyasla daha yüksek bir enflasyona sahibiz. 2026 için enflasyon tahmini yüzde 16 iken bugün yüzde 28’leri telaffuz ediyoruz. Enflasyonla mücadelemiz neden bu kadar uzun sürdü?
Cevdet Yılmaz şöyle yanıtladı:
“Diğer ülkelerden niye daha fazla etkilendik diye bir soru oldu. Geçmişten gelen yüksek enflasyon oranı, ne yapılırsa yapılsın belli ölçüde mevcut sürece yansıyor. Düşük bazla bu sürece girenlerle yüksek enflasyonla girenler aynı şekilde enflasyondan etkilenmiyor. Geçmişin getirdiği atalet var, bunu unutmamak lazım. Dünya enflasyonundaki gelişmeyi de söyledim. Belki puan olarak yüksek gelmeyebilir ama geçmişe bakıldığında, oransal olarak baktığınızda ciddi bir etkilenme olduğunu görüyorsunuz. Enflasyonla mücadele neden bu kadar uzun sürdü sorusuna dair de iki şey söyleyebilirim. Bir tanesi şu ki dış konjonktür de hiç destek olmadı. Hep olumsuz sürprizlerle karşılaştık. Savaşlar, başka birtakım gelişmeler… Programlar yaşanırken kontrol edemediğiniz sürprizler her zaman olur. Bu bazen olumlu bir sürpriz, bazen olumsuz bir sürpriz olur. Doğrusu, son üç yılda olumlu bir sürpriz görmedik. Genelde olumsuz etkileyen hususlar oldu, mücadelemizi uzattı. Savaşın etkisi olmasa yüzde 31,5’lerden değil de yüzde 25 enflasyonlardan bahsediyor olacaktık. Bu çok farklı bir finansal atmosferi getirecekti. Tabii ki elimizde olmayan unsurlar olabilir. Bunlara karşı gerekli tedbirleri alıp yolumuza devam etmek zorundayız. İkinci söyleyeceğim de şudur: Biz bu programı yürütürken büyüme ve enflasyonla mücadele arasında denge kurmaya gayret ettik. Bir taraftan enflasyonu düşürürken, bir taraftan da büyümemizi ve sosyal refahı belli bir seviyede tutma gayreti içinde olduk. Bunun da bir miktar etkisi olduğunu söyleyebilirim.”
-Vergi denetimi ve tasarruf konusunda hangi adımlar atılıyor?
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Maliye Bakanlığı, yaptırım boyutu hariç izleme, denetleme ve raporlama boyutlarında çok güçlü bir fonksiyon icra ediyor ve sonuç alıyoruz. En çok vatandaşlarımızın sahada bize ilettiği hususlardan bir tanesi kamuda taşıt kullanımı konusu. 2025 yılında sözleşmesi sona eren kiralık araçlarda yenilenen sözleşmelerde yeniden kiralanan taşıtları yüzde 21 düşürdük. 2025 yılında diyelim ki 100 taşıtın kiralama sözleşmesi bitti, yenilerken onu 79 olarak yenilemişiz. Dolayısıyla burada çok güçlü bir tasarruf var. Doğru, yatırımlar boyutuyla bakarsanız sadece hizmet binalarını gözden geçirdik. Tespitlerimizde genelde mükellefe ‘Git lütfen düzelt’ diyoruz. Vergi Denetim Kurulu yeni ilkeler ortaya koydu. Önceden büyük veri analitiğini kullanarak tespitlerimizi mükelleflerimizle paylaşıyoruz. ‘Bakın tespitlerimiz bu, biz denetlemeden önce siz düzeltmek isterseniz buyurun düzeltin’ diyoruz. Her 100 büyük şirketin 31’ini denetliyoruz. Yani büyük şirketlerde denetim oranı 2026 yılı için konuşursak yüzde 31,3. 2024 yılında yüzde 11 civarındaydı. Vergi gelirlerinin milli gelirlere oranı 15,4. 2023’te 16,6’ya çıktı. 2026’da ise yüzde 17’nin üzerine çıktı. 2027’de yüzde 18 civarında. Dolaylı vergiler adil vergiler olarak görülmez. Vergide adaleti sağlamak için çok ciddi tedbir aldık. Bu sayede dolaylı vergilerin toplam vergiler içindeki payını azalttık. Bu pay 2023’te yüzde 65,5’e kadar çıkmıştı. 2026 için tahminimiz yüzde 60’ın bir tık altına kadar inebilir. Bu ciddi bir ilerleme, zor bir konjonktür. Bahane olarak sunmuyorum ama çok uzun yıllardır bakanlık yapan arkadaşlarınız olarak şunu söyleyeyim: Önceki dönemlere göre daha zorlu bir süreçle karşı karşıyayız. Küresel ticaretten, jeopolitik gerginlikten fiili çatışmalara kadar” cevabını verdi.