Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Aspendos Antik Kenti'nde yürütülen kazı çalışmalarında sağlık tanrısı Asklepios'la oğlu ve yardımcısı Telesphoros'u birlikte betimleyen mermer heykel grubunun gün yüzüne çıkarıldığını duyurdu.
Rivayete göre Apollon ile Teselya Kralının kızı Koronis’in oğlu Asklepios. Hepimiz onu elinde sürekli taşıdığına inanılan üzerine yılan sarılı asasından, bugün bütün dünyada modern tıbbın sembolü olan asadan tanıyoruz zaten.
Antalya’daki Aspendos Antik Kentinde onun eşsiz bir heykeli bulundu. Eşsiz, çünkü Asklepios’u oğlu ve yardımcısı Telesphoros ile birlikte betimleyen çok fazla heykel yok.
Bu önemli keşfi Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sosyal medyadan duyurdu, “Aspendos’ta şifanın yaklaşık 1800 yıllık sembolü gün yüzüne çıktı. Geleceğe Miras Projemiz kapsamında antik kentte yürüttüğümüz kazı çalışmalarında, sağlık tanrısı Asklepios ile oğlu ve yardımcısı Telesphoros’un birlikte betimlendiği, 2,20 metre boyundaki mermer heykel grubuna ulaştık” dedi.
Roma İmparatorluk Dönemi’ne ait eserin, Tiyatro Caddesi’ndeki Doğu Meydanı’nın batı cephesinde yer alan Anıtsal Kapı’nın kuzey kanadına ait yıkıntılar arasında bulunduğunu belirten Ersoy, “MS 2. yüzyılın son çeyreğine tarihlenen heykel grubu; figürlerin duruşu, himationun kıvrım düzeni, Asklepios’un yüz tipi ile saç ve sakalındaki yoğun işçilikle dönemin heykeltıraşlık anlayışını yansıtıyor” diye yazdı.
Ersoy, şunları kaydetti:
“Antik Çağ’da Asklepios hekimliği, tedaviyi ve sağlığın korunmasını, uzun ve kapüşonlu giysisiyle betimlenen Telesphoros ise tedavinin tamamlanmasını, iyileşmeyi ve nekahet dönemini simgeliyordu. Bu nedenle eser, hastalığın tedavisinden kişinin bütünüyle iyileşmesine uzanan şifa sürecini bütüncül biçimde anlatan güçlü bir sembol niteliği taşıyor. Aspendos’un sağlık kültlerine, inanç dünyasına ve toplumsal yaşamına yeni veriler sunan bu önemli keşif dolayısıyla Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğümüze, kazı heyetimize ve emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.”
Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre de heykel grubunun ana figürünü oluşturan Asklepios ayakta, cepheden, olgun yaşta, uzun ve gür saçlı, sakallı bir erkek olarak betimlendi. Vücut ağırlığını sol bacağı üzerine veren figürün sağ bacağı hafifçe bükülerek öne ve yana doğru uzanıyor.
Asklepios’un üst gövdesi büyük ölçüde çıplak bırakılırken himationu sol omzunun üzerinden geçirilerek bel ve bacaklarının çevresinde yoğun kıvrımlar oluşturacak biçimde düzenlendi.
Asklepios’un sol ayağının önünde, ana figüre göre oldukça küçük ölçülerde betimlenen Telesphoros yer alıyor. Çocuk görünümündeki figür, vücudunu bütünüyle örten uzun ve kapüşonlu giysisiyle tanınıyor. Anatomik ayrıntıları büyük ölçüde gizleyen bu giysi, figüre sütunumsu bir görünüm kazandırıyor.
Heykel grubunun, Doğu Meydanı ile bağlantılı Anıtsal Kapı’nın yıkıntıları arasında bulunması, eserin kentin kamusal ve törensel açıdan önem taşıyan bir bölümünde sergilendiğini gösteriyor.
Eser, Roma Dönemi Aspendosunda, Asklepios kültünün varlığını ve sağlık inancının kent yaşamındaki yerini belgeleyen önemli arkeolojik veriler arasında yer aldı.
Teselya Kralı’nın kızı Koronis tanrı Apollon ile ilişkiye girer ve ondan gebe kalır. Ne var ki, tanrının çocuğunu karnında taşırken Arkadya’dan gelen bir yabancıyı da yatağına alır. Bu haberi tanrıya kutsal kuşu olan karga verir. Apollon kız kardeşi Artemis’i Koronis’i cezalandırmak üzere görevlendirir. Artemis de kadını bir odun yığınının üzerinde diri diri yanmaya mahkûm eder. O ateş öyle büyüktür ki, o zamanlar köpükler gibi ak olan karga tüyleri, o günden sonra is karası rengi olur. Kadın alevler üzerinde can vermek üzeredir ki; Apollon çocuğunu Koronis’in karnından alır. Çocuğu yetiştirmesi için at adam Kheiron’a verir.
Asklepios’a hekimlik sanatını öğreten Kheiron bütün at adamlar gibi doğanın içinde yaşayan, doğanın sırrına ermiş bir varlıktır. Sağlığın kaynağı da doğada olduğuna göre; Kheiron’un açık havada, güneşin altında şifalı otlardan ve sulardan yararlanma yollarını bilmesi de gerçek olarak ortaya çıkmaktadır. Asklepios böylece usta bir hekim olarak yetişir, hekimliğin ve cerrahlığın tüm bilgilerini edinir.
Asklepios, elindeki asasını (ki bu asa da bugün bildiğimiz, tıbbın simgesi olan yılan dolanmış asadır.) yanından hiç ayırmaz, gittiği her yere onu da götürür, yorulduğu zaman da ondan destek alır. Daha öteye giderek, ölüleri bile diriltmeye çalışır. Bunun sırrını efsane şöyle açıklar: Tanrıça Athena, Gorgon canavarı öldüğü zaman bedeninden akan kanı toplamış ve Asklepios’a vermiştir. Gorgon’nun sağ tarafındaki damarlarda zehirli, sol tarafındaki damarlarda şifalı kan varmış. Asklepios bu şifalı kanla ölüleri diriltme yoluna gitmiş.
Ancak insanların ölümsüz olması fikri hem Zeus’un iktidarını sarsmış, hem de yeraltınının tanrısı Hades’i çok kızdırmış. Ve Hades kardeşini bir şeyler yapması konusunda kışkırtmış, Zeus da Asklepios’un başına bir şimşek fırlatarak onu öldürmüş. Derler ki o an Asklepios’un elinde reçete yazılı olan kâğıt toprağa düşmüş ve yağan yağmurla üzerindeki yazılar toprağa karışmış. Oradan da her derde deva sarımsak bitmiş. Apollon da, Zeus’a yıldırımları bağışlayan Kykloplar’ı öldürerek, oğlunun öcünü almış.