Oğuzhan Uğur’un emniyet ifadesi ortaya çıktı: ‘Biz para toplamadık, bilgi aktardık’

Ahbap Derneği’ne yönelik soruşturma kapsamında gözaltında bulunan Babala TV kurucusu Oğuzhan Uğur emniyette deprem dönemindeki faaliyetlerini, Haluk Levent ile olan ilişkisini ve MASAK raporundaki transfer iddialarını anlattı, "Biz para toplamadık, kurumlara ait onaylı bilgileri takipçilerimize aktardık" dedi.

Gündem 20 Temmuz 2026

Ahbap Derneği’ne yönelik soruşturma kapsamında gözaltında bulunan Babala TV kurucusu Oğuzhan Uğur’un emniyetteki ifadesinin tamamına ulaşıldı. Deprem dönemindeki faaliyetlerini, Haluk Levent ile olan ilişkisini ve MASAK raporundaki transfer iddialarını anlatan Uğur, “Biz para toplamadık, kurumlara ait onaylı bilgileri takipçilerimize aktardık” dedi.

İfadesinde Ahbap Derneği’nden yalnızca Haluk Levent’i tanıdığını, kimseyle bir ilişkisi olmadığını belirten Uğur, 2018 yılında İzmir’de orman yangınları için birçok sanatçının katıldığı bir organizasyonda hiçbir bedel almadan sahne aldığını ifade etti. Bunun dışında herhangi bir organizasyonda yer almadığını ve kimseden talimat almadığını kaydeden Uğur, destek paylaşımlarının sadece Ahbap Derneği’ne özel olmadığını, aynı anda AFAD ve Kızılay’a da destek verdiklerini belirterek 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından bölgeye gidiş sürecini şöyle anlattı:

“Deprem günü İstanbul’da iletişimimizin güçlü olması nedeniyle elimizden gelen yardımı yapmak için canla başla uğraşırken Haluk Levent’ten 06.02.2023 tarihi akşamı telefon aldım. Bana, ‘O faaliyetler İstanbul’da yapılmaz, gel Hatay’a, sıfır noktasında gör olayı’ dedi. Şahsi araçlarımızla gelirsek kalabalık edip yük olacağımızdan korktuğumuzu söyledim. Kendisi de bana iletişim gücümün orada çok işe yarayacağını söyleyip ertesi sabah bir ambulans uçağın Adana’ya uçacağını belirtti. Biz de mantıklı bulduk ve ertesi sabah uçakla Adana’ya uçtuk. Adana’da bizi Haluk Levent’in gönderdiği bir araç karşıladı ve Hatay İl Jandarma binasına götürdü. İl Jandarma binasının avlusunda AFAD’ın Afet Yönetim Tırının önünde beni Haluk Levent karşıladı.”

Bakanların tıra gelmesi üzerine kendilerini yalnız bıraktığını ve çevredeki yardım ekipleriyle röportajlar yaptığını aktaran Uğur, bölgede telefon ve internet çekmediği için verimli olamayacaklarını anlayınca ekip olarak İstanbul’a dönüp yayın merkezinden destek vermeye karar verdiklerini ifade etti.

İstanbul’a döndükten sonra yardım yayınlarına başladıklarını ve videoların alt bantlarına AFAD ile Ahbap Derneği’nin teyit edilmiş IBAN numaralarını yazdıklarını belirten Uğur, röportajlarda geçen bazı ifadelerin yanlış anlaşıldığını söyledi:

“Röportajların bazılarında geçen ‘para topluyoruz’ ifadesi yanlış anlaşılmıştır. Hesaplarımız incelendiğinde görüleceği üzere bir kuruş dahi para yatmamıştır. Biz herhangi bir sivil toplum kuruluşu değiliz; böyle bir faaliyet yapamayacağımızın da farkındayız. Hesaplarımızdan Ahbap’a da bir kuruş dahi para transfer edilmemiştir. İnternet dilinde bir yardım yayını yaptığınızda —örneğin SMA’lı çocuklar için valilik onaylı IBAN verseniz bile— takipçilerinize bunu ‘şu şu isim için para topluyoruz’ şeklinde ifade edersiniz. Bu, yardımı bizim topladığımız anlamına gelmez; bize ‘Ahbap’a ya da AFAD’a para göndermek istiyoruz’ diyen insanlara onların telefonunu ya da IBAN’ını verdiğimiz anlamına gelir. Aktardığımız şey para değil, bilgidir.”

Ahbap Derneği’nin faaliyetlerinde aktif bir rol almadığını, sadece diğer kurumlar gibi onların da bilgilerini paylaştığını yineleyen Uğur, “Bu yardımlar sebebiyle AFAD tarafından da bir teşekkür belgesiyle takdir edildim. Derneğin mali yapısı ve toplanan bağışların nasıl kullanıldığına yönelik doğrudan bir bilgim yoktur. Bizi arayarak bağış yapmak isteyen insanların söyledikleri rakamları not almıştık. Buna dair tahminimizce Ahbap, AFAD ve Kızılay’a yaklaşık olarak 60.000.000 TL para bağışlandığını tahmin ediyoruz. Ancak bu tahmin, bizi arayan insanların söylediği rakamlar üzerinden not alınan rakamlardır. Tabii insanların bu rakamlar miktarında mı bağış yaptığını ya da herhangi bir bağış yapıp yapmadığını bilmemiz mümkün değildir. Bu tahmini de yine 2023 yılında kayıt altına alabildiğimiz diğer yardımlarımızla beraber sosyal mecradaki tüm hesaplarımızdan paylaştık” dedi.

Babala TV’yi YouTube üzerinden yeni medya kurmak ve ana akım medya ile rekabet etmek amacıyla hayata geçirdiğini söyleyen Uğur, şirketleşme sürecini ve mali yapıyı şu sözlerle açıkladı:

“Ailemde geçmişte ticaretle uğraşmadığımız için en güvendiğim kişi olarak gördüğüm annem üzerine bir şirket kurulmasını rica ettim. Böylece reklam gelirleri bu şirket kontrolüne geçecek, hem çalışanlarımızın maaşı ödenecek hem de benim için bir bedel belirlenecekti. Sonrasında Babala TV’nin içerikleri siyaset ve toplumsal olaylara kaymaya başlayınca, eğlenceli içeriklerimiz bu videolar arasında abes kaçmaya başladı. Bu sebeple sadece eğlenceli içerik yapması için Babalayka TV’yi kurduk ve bu şirketi kardeşime teslim ettim. İki kanal arasındaki finansal trafik, ekiplerin birbirine destek olması ve reklam paslamasından ibarettir. Her bir işlemin faturası ve kaynağı mevcuttur.”

Uğur, televizyon programcısı İlker Ayrık ile olan ortaklığına da değinerek, “Osis, Babala TV’nin daha da büyümesi için İlker Ayrık ve ortaklarıyla beraber açtığımız bir medya şirketidir. Bu şekilde Osis’in medya olanaklarını da Babala TV için kullanmayı hesapladım. Babala TV’nin YouTube kanalının 2021 yılından beri izlenme gelirleri bu dört ortak arasında pay edilmektedir. Babala TV şirketi ise annemin üzerine olan bir aile şirketidir” dedi.

Sorguda Uğur’a, MASAK Raporu’nda yer alan ve iki gün içerisinde gerçekleşen 30 milyon liralık şüpheli para transferi de soruldu. Raporda, “bir gün içerisinde yaklaşık 30 milyon TL’lik bir hacmin tek bir araç plakası üzerinden sürekli git-gel yapması, yapay işlem hacmi olarak değerlendirildiği” yönündeki tespit üzerine Uğur şu açıklamayı yaptı:

“Para gönderimi açıklamada da belirtildiği üzere araç alımına ilişkin bir ödemedir. Bu para gönderildi ancak isim yanlışlığı yüzünden geri iade olmuştur. Ben parayı tekrar gönderdim, ancak yine bankada çalışan görevli ismi yanlış yazması sebebiyle para yeniden iade oldu. Daha sonrasında parayı doğru şekilde gönderdik. Herhangi bir art niyet söz konusu değildir. Banka çalışanı tarafından yapılan hata sebebiyle bu şekilde işleme mahal verilmiştir. İşlem yapılan para 9.700.000 TL’dir. Üç defa işlem yapılmış olması paranın toplam 30 milyon olduğu anlamına gelmemektedir. Para totalde 9.700.000 TL’dir. Herhangi bir suç teşkil eden para değildir.”

Ahbap Derneği veya Haluk Levent ile iddia edilen bağları reddeden Uğur, son yıllardaki iletişimsizliği kanıtlamak için HTS kayıtlarının incelenmesini talep etti:

“2023 yılından beridir yan yana fiziksel olarak görüşmedim. 2024 – 2025 yılında kendisi beni toplamda 3 defa aramıştır. Çıkartacağı şarkı ile alakalı ve genel bu konular ile alakalı olmayan konuşmalar yapmıştır. Bu konuşmalar tarafımdan çok kısa kesilmiştir. Bunlar dışında başkaca görüşmem olmamıştır. Yaklaşık olarak 10-15 yıldır kullanımımda olan GSM hattıma dair HTS verileri talep edildiğinde aramızda herhangi bir şekilde irtibat kaydı bulunmadığı açıkça görülecektir. Şirketlerimizden ve şahsi hesaplarımızdan yapılan para transferlerinin ise Ahbap Derneği ile uzaktan yakından ilgisi yoktur. Tamamen kendi ticari işleyişlerime dair olan ve hepsi muhasebeleştirilmiş hesap hareketleridir.”

İfadesinin son bölümünde hakkındaki suçlamaları kesin bir dille reddeden Uğur, herhangi bir örgüte dahil olmadığını ve örgüt varlığından haberdar olmadığını belirtti. Uğur savunmasını şu sözlerle tamamladı:

“Bu güne kadar herhangi bir suç işlemedim. Tarafıma isnat edilen Ahbap Derneğine para yatırılmasına ilişkin açıklamalarımın yanlış anlaşıldığını dile getirdim. Bununla birlikte ben özel olarak Ahbap Derneğine bağış yatırılmasını da istemedim. Genel olarak bütün yardım kuruluşlarına bağış yapılması yönünde açıklamalar yaptım. Bunun suç olduğunu düşünmüyorum. Herhangi bir şekilde dolandırıcılık eylemi içerisinde yer almadım, suçtan kaynaklanan mal varlığını aklama girişimim olmamıştır. Sabit ikamet ve düzenli gelir sahibiyim. Benim neden bu soruşturmaya dahil edildiğimi dahi anlamış değilim. Hakkımda takipsizlik kararı verilmesini talep ediyorum.”

Fatih Eke’nin ifadesi: Haluk Levent’e kripto platformu sattım, paramı alamadım

Ahbap Derneği’ne yönelik soruşturmada 3. dalga operasyonda gözaltına alınan iş insanı Fatih Eke’nin emniyetteki ifadesi ortaya çıktı. Eke ifadesinde, “Kendi hesaplarım vergi borcundan ve Haluk Levent’in bana ödemelerimi yapmadığı için yaşadığım icra ve haciz problemlerinden dolayı hesaplarımda haciz ve bloke oldu” dedi.

Ahbap Derneği’ne yönelik yürütülen soruşturmada Oğuzhan Uğur ile birlikte gözaltına alınan Fatih Eke’nin emniyette “Etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istemiyorum. Çünkü ben herhangi bir suç işlemedim. Ancak tarafıma sorulan sorulara doğru ve samimi cevaplar vereceğim. Zaten benim herhangi bir suç örgütü ve faaliyeti içerisinde bulunmadım” ifadelerini kullandı.

Kripto borsasıyla bir süre ilgilendiğini ve ‘Nigella Chain’ isimli kendisine ait ekosistemi Haluk Levent’e sattığını belirten Eke, ‘‘Nigella Chain isimli ekosistemi Haluk Levent satın almak istedi. Ve bu ekosistemi 2025 yılının başında kendisine sattım. Haluk bu coinin ismini HLK olarak değiştirdi. Bu satış ile ilgili Haluk Levent isimli şahıs bana çekler verdi. Bu çeklerin de tamamının karşılığını alamadım. Bu konu ile ilgili dava açıldı ve Haluk Levent bu konudan dolayı ceza da almıştı” dedi.

Yapmış olduğu satışın ödemesini alamadığını söyleyen Eke, “Bahsettiğim ticari ilişkiden kaynaklı Yeliz Kaya üzerinden hesaplarıma miktarını hatırlamadığım paralar gelmişti. Ayrıca geri kalanını Haluk Levent çek karşılığında ödemek istedi ancak bir kısmını alabildim, diğer kısmının ödemesini halen daha alamadım. Toplam satışta anlaştığımız miktar 7 milyon dolardı. Bana 3 milyon dolar civarında çek verdi. Çeklerin görüntüleri telefonumda mevcuttur. Kalan 4 milyon doların yaklaşık 1 milyon dolarını nakit ve hesaba olmak üzere gönderdi. Benim Ahbap Derneği için Hatay Samandağ da bir okul yapmamı istemişti. Adı da ‘Nigella Sörf Merkezi’ idi. Projeyi satın alınca 1 buçuk milyon dolar da okul için bu satış hesabında kendisi düşüş yaptı. Geriye kalan 1 buçuk milyon dolar da yazılımcı ve diğer teknik tarafa borcum vardı, bunları ödeyeceğini söyledi ama ödemedi. Ben kullandığım çeklerden ödenmeyen kısmını kullandığım kişiler benden tahsil etmek istedi. Bu nedenle zor durumda kaldım. Bana küçük küçük paralar gönderiyordu. Bu sebepten dolayı işlerim zarar gördü. Ayrıca okul projesi de parası benden kesilmiş olmasına rağmen atıl kaldı. Ben okulun yapılmamasını öne sürerek parasını istediğimde de 250 bin dolar civarında ödeme yaptı. ‘Üstünü de istemiyorum yeter ki bana vermiş olduğun çekleri öde’ dedim” diye konuştu.

Yeliz Kaya ile olan 72 milyonluk para trafiği hakkında konuşan Eke, “Haluk Levent ile bahsetmiş olduğum Nigella Chain markasının satışı ile ilgili ticari ilişkimiz oldu. Bu ticari ilişkiden kaynaklı Yeliz Kaya üzerinden hesaplarıma miktarını hatırlamadığım paralar gelmişti. Benim hesabımdan giden paralar ise Haluk Levent’in fırmamın reklam yüzü olmasından dolayı göndermiş olduğum paralardır. Haluk Levent bu paraları Yeliz Kaya’ya göndermemi istemişti” dedi.

Telefon incelemesinde Haluk Levent ile olan mesajlarına ilişkin konuşan Eke, “Zirve Yapım isimli firma Haluk Levent’in menajeri olan Müge Sözen Küçük’ün firmasıdır. Kendisi ile bir ticari ilişkimiz yoktur. Bu çekler benim yukarıda bahsetmiş olduğum gibi Haluk Levent ile yapmış olduğum markama ait, Nigella Chain isimli markanın devri ile alakalı çeklerdir. Çeklerin bir kısmını tahsil edebildim, bir kısmını ise tahsil edemedim. Hatta bu konudan mahkemelik oldu ve ceza aldı” ifadelerini kullandı.

Nigella isimli firmanın satışı hakkında konuşan Eke, “Nigella unvanlı firmamın bir bölümünü Haluk Levent’e devrettiğim zaman da Haluk Levent’in adına bu firmayı Ali Barış Kaya noterde üzerine almıştı. Bu görüşmeler bu konu ile alakalıdır” dedi.

Yeliz Kaya üzerinden gönderilen paraların kardeşi Emine Eke’nin hesabına gelmesi ise Eke, “Haluk Levent ile ticari ilişkimiz oldu. Bu ticari ilişkiden kaynaklı Yeliz Kaya üzerinden hesaplarıma miktarını hatırlamadığım paralar gelmişti. Ve ayrıca kendi hesaplarım vergi borcundan ve Haluk Levent’in bana ödemelerimi yapmadığı için yaşadığım icra ve haciz problemlerinden dolayı hesaplarımda haciz ve bloke olduğu için kardeşim Emine Eke’nin hesabını bir müddet kullandım” dedi.

İfadesinin sonunda suçsuz ve mağdur olduğunu söyleyen Eke, “Haluk Levent ile aramızda bir ticari ilişki gerçekleşmiştir ve bu ticari ilişkiden kaynaklı da mağdur olmuşumdur. Benim Ahbap Derneği ile ilgili de herhangi bir bağlantım yoktur. Suçsuzum ve mağdurum” ifadelerini kullandı.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.