Freddie Mercury’nin hayatındaki yegane kadının müthiş öyküsü

Queen'in ünlü solistiyle 70'li yıllarda tam dört yıl nişanlı kaldı. Tam evleneceklerdi, 'Galiba ben biseksüelim' diyen Mercury'ya, 'Hayır Freddie, sen gaysin' diyen insandı. Hayatları boyunca birbirlerinden ayrılmadılar. Mercury ölürken evini ve telif gelirlerinin yarısını ona bıraktı.

Kültür Sanat 5 Eylül 2026

Londra’da bir çatı katındaki sandıklar yaklaşık 40 yıldır kapalı duruyordu. 1980’lerin ortasında buraya kaldırılan ve acısı hafiflemediği için onlarca yıl dokunulmayan bu sandıkların içinde, müzik tarihini değiştiren sözler gizliydi: Don’t Stop Me Now, Killer Queen, We Are the Champions ve tabii ki Bohemian Rhapsody

2022 yılında, Mary Austin nihayet sandıklardan birini açtı. Fakat karşılaştığı manzara karşısında hissettiği acı ilk günkü gibiydi:

“Öyle bir his ki anlatamam. Şarkı sözlerine bakamadım bile. Onları ilk paketlediğim günkü gibi hissettim; hepsi Freddie’ye ait kişisel eşyalardı ve sanki özel hayatını ihlal ediyormuşum gibi geldi. Yapamadım.”

Austin, sonunda bu tarihi hazineleri tasnif etme görevini iki oğluna devretti.

Marry Austin

Milyonlarca Sterlinlik Miras ve Nefret Söylemleri

Dünya onu Queen’in efsanevi solisti Freddie Mercury’nin “hayatımın aşkı” dediği kadın olarak tanıyor. El yazması orijinal şarkı sözleri Mercury’ye ait. Mercury’nin öldüğü günkü gibi korunan Kensington’daki Garden Lodge adlı görkemli malikânesi de, 150 milyon sterline ulaşan devasa servetinin yarısı da Mary Austin’e bırakıldı.

Ancak bu devasa miras, Austin’in üzerine büyük bir gölge düşürdü. Yıllarca Queen hayranlarının hedefi haline geldi; Mercury’nin hatıraları üzerinden haksız kazanç elde etmekle, gruptan ve aileden gerçekleri gizlemekle suçlandı. Efsanevi müzisyenin küllerinin nereye serpildiği bilgisini bile tek bir sırdaş olarak kendisinde sakladı. Oysa Mercury için Austin, dünyada tamamen güvenebileceği tek insandı.

Mary Austin, onlarca yıldır koruduğu bu ketumiyeti nihayet bozuyor. Şimdilerde Mercury’nin el yazısı şarkı sözlerini, fotoğraflarını ve ilişkilerine dair notlarını içeren Freddie Mercury: A Life in Lyrics adlı kitabı yayımlamaya hazırlanıyor.

Fotoğraf 1971’den

Birbirine Hiç Benzemeyen İki Ruhun Tanışması

İkili 1970 yılında tanıştığında adeta iki ayrı dünyadan gibiydiler. Freddie; gösterişli, kendinden emin, gürültülü ve göz alıcı bir sanatçı adayıydı. Mary ise sessiz, çekingen ve mütevazı bir Biba mağazası çalışanıydı.

İlk karşılaştıkları anı Mary şöyle anlatıyor:

“Benim için fazla özgüvenli olduğunu düşündüm. Şömine kenarında duruyordu, ben ise koltukta oturuyordum. Kendine güveni o kadar baskındı ki biraz gözüm korkmuştu. Konuşmaya dahil olmamak için bir dergiyi karıştırmaya başladım.”

Kısa sürede arkadaş ve ardından sevgili oldular. Dört ay içinde Londra’da küçük bir daireye taşınıp kirayı bölüştüler. Onları birbirine bağlayan şey ise sadece aşk değil, ellerinden çalınmış çocukluklarıydı. Zanzibar doğumlu olan Freddie, yedi yaşında Hindistan’da bir yatılı okula gönderilmiş ve ailesini yıllarca neredeyse hiç görmemişti. İşitme engelli anne ve babanın çocuğu olan Mary ise annesini 15 yaşında kaybetmiş ve küçük kardeşlerini büyütmek zorunda kalmıştı.

Mary, “Freddie bende kendi içindeki o hüzünü gördü, ben de onda kendiminkini” diyor.

Yıl 1975.

“Hayır Freddie, Sen Biseksüel Değil Gay’sin”

İlişkilerinin altıncı yılında, nişanlı oldukları bir dönemde Freddie hayatını değiştirecek o itirafı yapmakta zorlanıyordu. Sonunda Mary’ye biseksüel olduğunu düşündüğünü söyledi.

Mary’nin cevabı netti: “Hayır Freddie, bence sen gay’sin.”

Bu anın bir yıkım değil, aksine büyük bir ferahlama olduğunu belirten Mary, süreci şöyle aktarıyor:

“Büyük bir rahatlamaydı çünkü artık aynı yöne gitmediğimizi hissediyordum. Bir süre önce bir gelinlik görüp beğenmiştim, Freddie’ye ‘Bunu almama değer mi?’ diye sorduğumda başını sallamıştı. O an anlamıştım zaten. Ama dürüstlük ilişkimizi kurtardı. Birbirimizin en yakın dostu olduk.”

İkili ayrılsa da kopmadı. Mary, Freddie’nin kişisel asistanı, sırdaşı ve her şeyi oldu. Mercury, ilk uzun süreli erkek partneri David Minns ile yaşadığı fırtınalı ilişkilerden, hayatındaki tüm karmaşalara kadar her konuda Mary’ye sığındı.

1984… Mercury dolabından çıkmış.

Yıldızlığa Uzanan Yolda Saklanan Kimlik

Queen, 1975’te yayımlanan altı dakikalık opera-rok eseri Bohemian Rhapsody ile müzik tarihini baştan yazdı. Ancak başarının arkasında Mercury’nin dikkatle gizlediği bir kimlik de vardı. Hint Parsi kökenli olan ve Zanzibar’da doğan sanatçı, o dönemki ırkçı baskılardan korunmak için etnik kökenini ve cilt tonunu kamufle etmeye çalışıyordu.

Mary Austin, “Güneşten uzak dururdu çünkü teninin koyulaşmasını istemezdi. İnsanların sadece görmesini istediği şeyleri görmesine izin verirdi” diyerek o yılları hatırlıyor.

1980’lerin sonunda AIDS teşhisi konulduğunda bunu sadece en yakın çevresine duyurdu: Sevgilisi Jim Hutton, menajeri Jim Beach ve Mary Austin. Medyanın acımasız takibine rağmen, ölümünden sadece bir gün önce hastalığını kamuoyuna açıklayarak AIDS farkındalığına dikkat çekmek istedi.

24 Kasım 1991’de hayatını kaybetmeden hemen önce, bilinci gidip gelirken Mary’nin elini tuttu ve ona son sözlerini fısıldadı: “Benim emektar, sadık dostum…”

Bohemian Rapsody, rock müzik tarihini değiştirdi. İşte onun Freddie Mercury elinden çıkma şarkı sözleri.

Çatışmalar, Açık Artırma ve Bitmeyen Sır

Freddie Mercury, miras sözleşmesinde Garden Lodge malikânesini ve gelecekteki tüm telif gelirlerinin yarısını Mary Austin’e bıraktı. “Eğer her şey planlandığı gibi gitseydi karım olurdun, burası zaten senin hakkındı” diyerek bu kararını savundu. Austin, bu mirası kabul etmenin Mercury’ye karşı bir görev olduğunu hissetti; ancak bu durum aile ve grubun eski çevresiyle yıllar sürecek gerilimlerin fitilini ateşledi.

2023 yılında Austin, Mercury’nin gümüş sandıklardaki eşyalarını ve ikonik kostümlerini Sotheby’s müzayede evinde açık artırmaya çıkararak 40 milyon sterlin gelir elde etti. Bu adım hayranlar tarafından tepkiyle karşılansa da Austin kararının arkasında duruyor:

“75 yaşındayım, yakında öleceğim. Evdeki her şeye ve çocuklarıma baktım; bunların onlar için bir yük olacağını düşündüm. Hayranlarının bu parçalara sahip olmasını istedim.”

Hatta uzun yıllar büyüttüğü çocuklarına bile Mercury’nin kim olduğunu ve mirasını tam olarak hissettirmemeye çalıştığını söylüyor. Küçük oğlu Jamie, ancak yetişkinlik yıllarında evlerindeki fotoğraf ve eşyaların derin anlamını kavrayabildiğini belirtiyor.

Şimdilerde 30 milyon sterline satışa çıkarılan Garden Lodge malikânesini terk etmeye hazırlanan Mary Austin, hayatının son döneminde geçmişiyle barıştığını hissettiğini dile getiriyor:

“19 yaşındayken hayatınızın sıra dışı olacağını anlayamazsınız. Ama 75 yaşına geldiğinizde arkanıza bakıp ‘Vay canına, gerçekten sıra dışı bir hayat yaşamışım’ diyorsunuz.”

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.