Norveç’in Svalbard takımadalarında her türlü küresel felakete karşı medeniyetin biyolojik ve dijital mirasını korumak amacıyla dev sığınaklar kuruldu.
Norveç’e bağlı Svalbard takımadalarında, donmuş bir dağın derinliklerinde bulunan iki devasa sığınak modern medeniyetin “yedekleme ünitesi” olarak hizmet veriyor. Siyasi çatışmalardan, doğal afetlerden ve siber saldırılardan uzakta konumlanan bu ambarlar olası bir küresel çöküşte insanlığın yeniden ayağa kalkabilmesi için gerekli olan temel bileşenleri barındırıyor.
Deniz seviyesinden 130 metre yüksekte ve dağın 120 metre içinde yer alan Küresel Tohum Deposu 1,2 milyondan fazla benzersiz tohum örneğine ev sahipliği yapıyor. -18 santigrat derece sabit sıcaklıkta tutulan bu “Kıyamet Ambarı” yerel tohum bankalarının zarar görmesi durumunda tarımsal sürekliliği sağlamayı hedefliyor.
Deponun işlevselliği 2015 yılında Suriye’deki iç savaş nedeniyle Halep’teki tohum bankası işlevsiz kaldığında kanıtlanmıştı; ambar Suriye’ye yedek tohumlarını geri göndererek tarımsal üretimin devam etmesini sağlamıştı.
Tohum deposunun yakınındaki eski bir kömür madeninde yer alan Artik Dünya Arşivi (AWA) ise insanlığın kültürel ve teknik bilgisini saklıyor. İnternet bağlantısı olmayan ve “analog dijital” adı verilen özel bir film teknolojisiyle korunan bu depoda GitHub’ın açık kaynak kodları, Vatikan kütüphanesi arşivleri ve önemli tarihi belgeler yer alıyor. 1000 yıl ömür biçilen bu filmler herhangi bir bilgisayar donanımına ihtiyaç duymadan, sadece ışık ve mercek yardımıyla okunabilecek şekilde tasarlanmış durumda.
Bölgenin seçilmesinde üç kritik faktör öne çıkıyor:
“Permafrost” adı verilen donmuş toprak yapısı enerji kesintisi yaşansa bile iç ortam ısısını koruyarak doğal bir buzdolabı görevi görüyor.
Svalbard Anlaşması uyarınca bölge askeri faaliyetlere kapalı ve siyasi olarak tarafsız bir statüde bulunuyor.
Tesislerin yüksek konumu kutup buzullarının tamamen erimesi senaryosunda dahi su baskını riskini ortadan kaldırıyor.