DÜNYA KUPASI 2026 72 Maç 48 Takım 12 Grup ⚽ Canlı Sonuçlar Fikstür 🏟️ Stadyumlar Hikayeler Keşfet → Dünya Kupası 2026 DÜNYA KUPASI 2026 Keşfet →

Önce kapan avantajlıydı: Japonya kendi çocuğunu ‘kaçırma’ya karşı yasa değiştirdi

Japonya’da çocuğu alarak evden ayrılan ebeveynin velayet yarışında büyük avantaj kazanması binlerce anne ve babayı çocuklarından koparıyordu. Yasa buna karşı 'ortak velayet' hakkı getirecek şekilde değiştirildi.

Popüler 18 Temmuz 2026

Japonya’da boşanma sürecinde çocuğu yanına alarak evden ayrılan ebeveynin velayet yarışında büyük avantaj kazanması, binlerce anne ve babayı çocuklarından kopardı. Ülke, 1 Nisan’da ortak velayetin önünü açan tarihi bir düzenlemeyi yürürlüğe koydu. Ancak çocuklarını yıllardır göremeyen ebeveynlere göre yeni yasa “çocuğu kaçırma” olarak nitelendirdikleri uygulamayı durdurmaya yetmeyebilir.

Anastasiya Minkova geçen eylül ayında Rusya’daki ailesini ziyaret ettikten sonra Japonya’daki evine döndüğünde hayatının en büyük şoklarından birini yaşadı. Eşi evden ayrılmış, iki yaşındaki oğullarını da yanında götürmüştü.

ABD ve Rusya vatandaşı olan Minkova oğlunu son altı ayda yalnızca bir kez görebildi. Görüşme bir çocuk bakım merkezinde görevlilerin gözetiminde yapıldı ve sadece 30 dakika sürdü. Küçük çocuk annesine sıkıca sarıldı; ancak sürenin dolmasıyla yeniden babasının yanına götürüldü.

Minkova’nın yaşadıkları Japonya’da yıllardır tartışılan bir sorunu yeniden gündeme taşıdı: Boşanma öncesinde çocuğu yanına alarak evden ayrılan ebeveynin, mahkeme sürecinde fiilî bakım veren olarak kabul edilmesi ve diğer ebeveynin çocuğuyla bağının neredeyse tamamen kopması.

Japonya’da 1 Nisan 2026’ya kadar boşanmanın ardından yalnızca bir ebeveyn yasal velayet sahibi olabiliyordu. Mahkemeler çoğunlukla çocuğun hâlihazırda birlikte yaşadığı ve bakımını üstlenen ebeveyni tercih ediyordu.Bu nedenle bazı aile hukuku avukatlarının müvekkillerine, boşanma süreci başlamadan önce çocuklarıyla birlikte evden ayrılmalarını tavsiye ettiği belirtiliyor. Çocuğu yanına alan taraf, dava boyunca “asıl bakım veren ebeveyn” konumuna gelerek velayet konusunda önemli bir avantaj kazanabiliyordu.

Başka ülkelerde “ebeveyn tarafından çocuk kaçırma” olarak değerlendirilebilecek bu davranış Japonya’da genellikle ceza davası değil aile hukukunu ilgilendiren bir anlaşmazlık olarak görülüyordu.

Minkova’nın eşi de çocuklarıyla birlikte evden ayrıldıktan sonra annenin oğlunu haftada yalnızca bir saat görmesine izin verdi. İlk görüşmeler alışveriş merkezinde ve ailenin eski evinde gerçekleşti. Ancak görüşmelerin zamanı, yeri ve süresi baba tarafından belirleniyordu.

Bir süpermarkette çocuk konusunda yaşanan tartışmanın ardından polis olaya müdahale etti. Çocuk bir süre geçici bakıma alındıktan sonra Japon çocuk esirgeme kurumu tarafından yeniden babasına teslim edildi. Minkova henüz davası açmadığı için kâğıt üzerinde eşiyle eşit ebeveynlik haklarına sahip olsa da oğluna eşit şekilde ulaşamıyor.

Japonya uzun süredir devam eden eleştirilerin ardından Medeni Kanun’da tarihi bir değişikliğe gitti. 1 Nisan 2026’da yürürlüğe giren düzenlemeyle boşanan çiftlere tek veya ortak ebeveynlik yetkisini seçme imkânı tanındı.Tarafların anlaşamaması durumunda aile mahkemesi; çocuğun her iki ebeveynle ilişkisini, anne ve babanın kendi aralarındaki ilişkiyi ve çocuğun üstün yararını değerlendirerek ortak ya da tek velayete karar verecek. Aile içi şiddet veya çocuk istismarı riski bulunması durumunda ise tek ebeveynlik yetkisi uygulanacak.

Yeni sistemde eğitim, çocuğun taşınması ve önemli tıbbi işlemler gibi kararların ortak alınması öngörülüyor. Günlük , kıyafet, kısa seyahatler ve rutin sağlık işlemleri gibi konularda ise çocuğun yanında bulunan ebeveyn tek başına karar verebilecek.

Daha önce boşanmış ve tek velayet kararı verilmiş ebeveynler de aile mahkemesine başvurarak ortak velayet talep edebilecek. Ancak eski kararlar otomatik olarak değişmeyecek.

Hukukçular “kyodo shinken” olarak adlandırılan yeni sistemin doğrudan “eşit zamanlı ortak bakım” anlamına gelmediğine dikkat çekiyor.Düzenleme esas olarak anne ve babanın eğitim, sağlık ve ikamet gibi önemli konularda söz sahibi olmasını sağlıyor. Ancak çocuğun zamanının yarısını bir ebeveynle, diğer yarısını öteki ebeveynle geçirmesini garanti etmiyor.

Çocuk yine ağırlıklı olarak tek bir ebeveynle yaşayabilecek. Diğer ebeveynin düzenli görüşme hakkı ise mahkeme kararlarına ve kararların uygulamada ne ölçüde yerine getirileceğine bağlı kalacak. İngiltere hükümetinin Japonya’daki çocuk kaçırma vakalarına ilişkin güncel bilgilendirmesinde de yeni yasanın ortak fiziksel ikamet veya genişletilmiş görüşme hakkı oluşturmadığı belirtiliyor.

Japonya Adalet Bakanlığı yeni sistemin ebeveynleri çocuğun yararını gözetmeye ve birbirlerinin kişilik haklarına saygı göstermeye zorlayacağını savunuyor. Çocuğu diğer ebeveynden habersiz götürmek veya iş birliğini reddetmek, ileride görülecek velayet davalarında ilgili tarafın aleyhine değerlendirilebilecek.

Ancak avukatlar, mahkemelerin yeni hükümleri nasıl yorumlayacağının henüz net olmadığını söylüyor. Özellikle çocuğu yanına alan ebeveynin oluşturduğu mevcut yaşam düzeninin “istikrarlı ortam” kabul edilmesi, geride bırakılan tarafın dezavantajını sürdürebilir.

Tokyo’da yaşayan ve yasal nedenlerle Emily Sato takma adını kullanan ABD’li bir kadın da benzer bir süreç yaşadı.

Sato eşiyle boşanmayı konuşmaya başladıktan kısa süre sonra bir gün eve geldiğinde mobilyaların büyük bölümünün taşındığını gördü. Eşi küçük kızlarını da yanına alarak evden ayrıldığını e-postayla bildirmişti.

Sato hemen kızının okuluna gitti, ancak çocuğun o gün okula gelmediğini ve kendisinin okulun teslim alma listesinden çıkarıldığını öğrendi.

Dava mahkemeye ulaştığında küçük kız bir süredir yalnızca babasıyla yaşıyordu. Mahkeme de bu düzeni bozulmaması gereken istikrarlı bir ortamı olarak değerlendirdi. Kasım ayından beri kızını göremeyen Sato, çocuğundan tamamen uzaklaşmamak için Japonya’da yaşamaya devam ediyor.

Sato’ya göre ortak velayet ilk bakışta önemli bir ilerleme. Ancak görüşme kararları etkili biçimde uygulanmadığı sürece yasal haklar, anne veya babanın çocuğuna gerçekten ulaşmasını sağlamıyor.

Yabancı ebeveynler için dil engeli, Japon hukuk sistemine ilişkin bilgi eksikliği ve uygun avukata ulaşamama da süreci daha zor hâle getiriyor.

ABD’nin Seattle kentinde yaşayan Jeffery Morehouse ise oğlundan 16 yıldır ayrı. Morehouse 2007 yılında ABD’de oğlunun birincil velayetini aldı. Ancak üç yıl sonra eşi altı buçuk yaşındaki çocukla birlikte Japonya’ya gitti. Morehouse oğlunu son kez 2010 yılındaki Babalar Günü’nde gördü.

ABD’de verilen velayet kararının Japonya’da hukuken geçerli olduğuna dair kararlar aldırdığını söyleyen Morehouse buna rağmen oğlunun ülkesine geri gönderilmediğini belirtiyor.

Japonya Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yönlerine Dair Lahey Sözleşmesi’ne 2014 yılında taraf oldu. Japon makamları uluslararası vakaların sözleşmeye uygun şekilde ele alındığını ve Tokyo ile Osaka aile mahkemelerinin verdiği iade kararlarının uluslararası ortalamanın üzerinde olduğunu savunuyor.

Ancak geride bırakılan ebeveynleri temsil eden kuruluşlara göre asıl sorun ülke içindeki vakalarda devam ediyor. Ebeveynlerden birinin çocuğu alıp başka bir eve taşınması çoğu zaman cezai bir “kaçırma” olarak görülmüyor.

Ortak velayet sistemine karşı çıkanların farklı bir endişesi bulunuyor. Aile içi şiddetten kaçan kadınlar ve çocuk hakları savunucuları, yeni düzenlemenin mağdurları eski eşleriyle sürekli iletişim kurmaya zorlayabileceğini düşünüyor. Yasa, aile içi şiddet veya çocuk istismarı riski varsa ortak velayet verilmemesini öngörüyor. Ayrıca çocuğun şiddetten korunması gereken acil durumlarda ebeveynlerden biri, çocuğu başka bir yere götürme dâhil gerekli kararları tek başına alabilecek.

Buna rağmen eleştiriler psikolojik şiddetin veya henüz belgelenmemiş istismar iddialarının mahkemeler tarafından nasıl değerlendirileceği konusunda soru işaretleri olduğu yönünde.

Çocuklarını yıllardır göremeyen ebeveynler ise yasanın temel sorunu çözmediğini savunuyor. Onlara göre ortak karar alma hakkının tanınması yeterli değil; görüşme takvimlerinin açıkça belirlenmesi ve mahkeme kararlarının etkili yaptırımlarla uygulanması gerekiyor.

Minkova’nın en büyük korkusu da yeni yasaya rağmen oğlunun hayatından uzak kalmaya devam etmek. Çünkü ortak velayet, bir anne veya babanın çocuğuna sarılabileceği, onunla zaman geçirebileceği ya da hayatına düzenli biçimde katılabileceği anlamına henüz gelmiyor.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.