Psikoloji dünyası attığınız her adım ve yaptığınız her tercihi anlamlandrıyor. Mesela yatağımızı toplamak yerine dağınık bırakmayı: Uzmanlar yatağı dağınık bırakanların ortak bir özelliği olduğunu açıkladı.
Sabah uyanır uyanmaz yatağı jilet gibi toplamak nesillerdir “başarılı ve düzenli” olmanın altın kuralı olarak kabul edilir. Ancak güne yatağını darmadağın bırakarak başlayan devasa bir kitle var. Genel kanı bu kişilerin “üşengeç” ya da “motivasyonsuz” olduğu yönünde olsa da psikoloji dünyasından gelen son araştırmalar ezberleri bozuyor.
Uzmanlara göre sabahları yatağını toplamadan evden çıkan insanlar tembel değil; aksine çok farklı bir zihinsel güce ve öncelik sıralamasına sahipler. İşte o dağınık yatakların arkasında yatan şaşırtıcı psikolojik gerçekler…
Psikologların yaptığı analizler sabah saatlerinde ev işleriyle vakit kaybetmek yerine doğrudan iş veya sosyal yaşama odaklanan kişilerin yüksek bir zihinsel esneklik sergilediğini gösteriyor.
Bu bireyler toplumsal normların dayattığı mekanik kurallar yerine önceliklerini kendileri belirliyor. Yatağı toplama zorunluluğunu arka plana atmak aslında kişinin kendi yaşam alanı üzerinde kurduğu bağımsızlık algısını ve kuralları esnetebilme kabiliyetini temsil ediyor. Sabahın ilk ve en verimli saatlerini bu tür rutin bir işe harcamak istemeyen kişiler zihinsel enerjilerini günün diğer üretken faaliyetlerine aktarmayı seçiyor ve zaman yönetiminde alternatif yollar izliyor.
Psikologların belirlediği profiller incelendiğinde yatağını toplamadan güne devam eden bireylerin yaratıcı yönlerinin ve doğaçlama yeteneklerinin çok daha gelişmiş olduğu gözleniyor.
Kalıpların dışına çıkmayı başaran bu özgür düşünceli karakterler, günlük programlarını sıkı sıkıya uygulamak yerine anlık gelişmelere ayak uydurmayı daha kolay başarıyor. Mekanik ev işlerini birer zorunluluk olarak görmekten kaçınan bu kişiler, yaşam alanlarında tamamen kendi belirledikleri kurallarla hareket etmeyi amaçlıyor.
Davranış bilimciler, bu durumun her zaman olumlu bir esneklik göstergesi olmayabileceği konusunda da kritik bir uyarıda bulunuyor.
Eğer yatağı toplamama eğilimi süreklilik kazandıysa ve buna yaşamın diğer alanlarındaki genel bir boşvermişlik de eşlik ediyorsa bu durum kronikleşen bir düzen eksikliğine ve zihinsel yorgunluğa da işaret edebiliyor. Aşırı stres, kronik halsizlik veya dönemsel çökkünlük/depresyon gibi faktörler, bireylerin günlük en basit sorumlulukları bile ertelemesine yol açabiliyor.
Sabah yatağı dağınık bırakma eylemi kişinin tembel yapısından ziyade yaşam felsefesi, esnek zihin yapısı, bağımsızlık arzusu ve o anki psikolojik durumu hakkında derin mesajlar veriyor.