Soner Olgun’un eski eşinden doktor ihmali iddiası: ‘Bir buçuk yıl diyabet diye oyaladılar’

Pankreas kanseri tedavisi gören Soner Olgun’un eski eşi Özlem Koldaş sanatçının bir buçuk yıl önce başlayan ağır diyabet sürecinin ardından yaşananları anlatırken doktor hakkında ihmal iddiasında bulundu.

Popüler 16 Eylül 2026

Bir süredir pankreas kanseri tedavisi gören Soner Olgun’un sağlık durumunun kritik olduğu öğrenilmişti. Olgun’un eski eşi Özlem Koldaş ise sosyal medya hesabından yaptığı yeni paylaşımda, sanatçının hastalık sürecine ilişkin dikkat çeken iddialar ortaya attı. Koldaş, yaklaşık bir buçuk yıl önce ortaya çıkan ağır diyabet tablosunun pankreas hastalığı açısından daha önce araştırılıp araştırılmadığını sorguladı.

Koldaş’ın anlatımına göre Soner Olgun’da yoğun susuzluk, ağız kuruluğu, sık idrara çıkma ve halsizlik şikâyetleri başladı. Yapılan tetkiklerde açlık kan şekerinin 580, HbA1c değerinin ise 16,1 çıktığını belirten Koldaş, Olgun’a insülin başlandığını ve yaklaşık bir buçuk yıl boyunca diyabet tanısıyla yaşamlarını sürdürdüklerini ifade etti.

Koldaş, Olgun’un yalnızca üç ay önce yapılan kan tahlillerinde benzer bir tablonun bulunmadığını belirterek bu kadar kısa sürede ortaya çıkan ağır diyabetin altında başka bir neden olup olmadığının araştırılıp araştırılmadığını sorguladı:

”Soner’i çok sevdiğim dahiliyeci arkadaşım Betül’e götürdüm. Kan tahlilleri yapıldı. O günkü sonuçlarında dikkat çekici bir sorun yoktu. Aradan yalnızca üç ay geçti. Soner’de yoğun bir ağız kuruluğu ve susuzluk başladı. Sık sık idrara çıkıyordu, halsizdi. Ankara’ya konsere giderken yol boyunca üç-dört kez arabayı durdurup tuvalete girmişti. Bir şeylerin normal olmadığını hissediyordum. Beyin MR’ı ve damar görüntülemeleri yapıldı. Çok şükür önemli bir bulgu çıkmadı. Soner bana dönüp ‘Gördün mü, bir şeyim yok. İlla benden bir hastalık çıkaracaksın.’ dedi. Ben de: ‘Hayır Sonerciğim. Şimdi endokrinolojiye gidiyoruz. Çünkü sende bir şey var ve ben bunu hissediyorum’ dedim. Ve benim için hikâyenin en acı yerlerinden biri tam burada başlıyor.

Soner o dönemde Prof. Dr. S.Ç. tarafından değerlendirildi. Açlık kan şekeri 580, HbA1c ise 16,1 çıktı. Üstelik elimizde yalnızca üç ay önce yapılmış ve bu tabloyu göstermeyen kan tahlilleri vardı. Ailede diyabet olup olmadığı soruldu. Vardı. Soner’e insülin başlandı ve biz diyabet tanısıyla hayatımıza devam ettik. Yaklaşık bir buçuk yıl boyunca Soner’in diyabet hastası olduğunu düşündük. Bugün dönüp baktığımda beni kahreden soru tam olarak burada başlıyor. Üç ay gibi kısa bir sürede ortaya çıkan bu kadar ağır bir diyabet tablosunun altında başka bir neden olup olmadığı o dönemde araştırılmış mıydı? Pankreasın değerlendirilmesi gerekli miydi? Bu soruların tıbbi açıdan uzmanlar tarafından incelenmesini istiyorum. Google’a kısa cevabı ani diyabet direkt pankreas kanseri belirtisi yazıyor o diplomasını bir tarafına sokmak istediğim prof bunu bilemedi mi?”

Yeni başlayan veya hızla kötüleşen diyabetin bazı durumlarda pankreas hastalıkları açısından değerlendirilmesi gerekip gerekmediğinin uzmanlar tarafından incelenmesini isteyen Koldaş o dönemde pankreasın değerlendirilip değerlendirilmediğini ve gerekli görülebilecek testlerin yapılıp yapılmadığını sordu.

Koldaş “Ben hekim değilim. Bugün öğrendiklerimi o gün bilmiyordum” diyerek Soner Olgun’un özel durumunda böyle bir değerlendirmenin gerekli olup olmadığının uzmanlar tarafından belirlenmesi gerektiğini de vurguladı:

”Bugün geriye dönüp baktığımda, ani başlayan ve ağır seyreden diyabetin pankreas hastalıklarıyla ilişkili olup olamayacağının neden araştırılmadığını sorguluyorum. CA 19-9 gibi testlerin ve gerekli görülebilecek diğer değerlendirmelerin yapılıp yapılmaması gerektiği konusunda uzman görüşü alınmasını istiyorum. Ben hekim değilim. Bugün öğrendiklerimi o gün bilmiyordum. Ancak bugün, yeni başlayan veya hızla kötüleşen diyabetin bazı durumlarda pankreas hastalıkları açısından da değerlendirme gerektirebileceğini öğrenmiş bulunuyorum. Bunun Soner’in özel durumunda geçerli olup olmadığını elbette uzmanların değerlendirmesi gerekir.”

Koldaş yaklaşık bir buçuk yıl sonra Olgun’un yüzünde ve gözlerinde sararma başladığını, halsizlik, iştahsızlık ve mide bulantısı yaşadığını anlattı. Yapılan kontrollerde safra yollarında tıkanıklık tespit edildiğini belirten Koldaş ardından pankreasta kitle bulunduğunun ve hastalığın uzak bölgelere yayıldığının kendilerine söylendiğini aktardı.

Koldaş yaşananların ardından yanıtını aradığı soruyu da şöyle açıkladı: ”Keşke o gün birileri bize “Bunu da araştıralım” deseydi. Keşke… Çünkü yaklaşık bir buçuk yıl sonra Soner’in yüzü ve gözleri sararmaya başladı. Halsizleşti, iştahı kesildi, mide bulantıları başladı. Yine doktora gitmek istemedi. ‘Bir mide bulantısı ilacı alırım, geçer’ dedi. Birkaç gün sonra yine elinden tutup götürdüm.’ Bu kez safra yollarında bir tıkanıklık olduğunu öğrendik. Taş olmasını diledik. Ama yapılan değerlendirmelerde bunun taş olmayabileceği, pankreasta bir kitle bulunduğu söylendi. Hastalığın pankreasla sınırlı olmadığı ve uzak yayılım bulunduğu da bize aktarıldı. O gün dünyamız değişti. Benim bugün hâlâ cevabını aradığım soru şu: Bir buçuk yıl önceki o ani ve çok ağır diyabet tablosu daha ayrıntılı araştırılsaydı, Soner’in hastalığı daha erken yakalanabilir miydi?”

Özlem Koldaş kesin bir hüküm vermek istemediğini belirterek yaşanan sürecin tıbbi belgeler, raporlar ve gerektiğinde bağımsız uzman görüşleriyle incelenmesini istedi.

Koldaş amacının herhangi bir kişi veya kurum hakkında kesin hüküm vermek olmadığını belirterek yaşadıkları sürecin üzerinin örtülmesini istemediğini söyledi:

”Bunun cevabını tıbbi belgelerimizle, raporlarımızla ve gerektiğinde bağımsız uzman görüşleriyle arayacağız. Kimseyi sosyal medyada mahkûm etmek istemiyorum. Ancak yaşadığımız sürecin üzerinin örtülmesini de istemiyorum. Amacım herhangi bir kişi veya kurum hakkında kesin bir hüküm vermek değil; yaşadıklarımızın tıbbi açıdan incelenmesi.”

Koldaş, paylaşımının devamında isminin baş harflerini verdiği Prof. Dr. S.Ç.’ye yönelik ağır ifadeler kullandı. 

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.