Aralarında seçilmiş İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da yer aldığı, 53’ü tutuklu 436 sanığın yargılandığı İBB davasında 101'inci duruşması tamamlandı ve mahkemenin ilk aşaması böylece bitti. Mahkeme 7 kişiyi daha tahliye etti. Bundan sonra savcılık esas hakkında mütalaasını hazırlayacak.
Türkiye’yi 19 Mart 2025 sabahından beri meşgul eden, milyarlarca dolarlık zarara neden olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile ilgili davanın ilk aşaması tamamlandı. İBB Başkanı ve Yeni Parti Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu dört gün süren savunmasını tamamladı, ardından İmamoğlu’nun çapraz sorgusu da yapıldı. Mahkeme 7 kişinin tahliyesine karar verdi. Bundan sonraki aşamada savcılık esas hakkında mütalaasını hazırlayacak.
Cumartesi sabahı duruşmanın saat 10.30’da başlaması öngörülmüştü ama 11.00’de başladı. Tutuklu ve tutuksuz sanıklar, avukatları, gazeteciler, izleyiciler ve mahkeme heyeti yerini aldı, duruşma başladı. Ekrem İmamoğlu’nun annesi Havva İmamoğlu, babası Hasan İmamoğlu, eşi Dilek Kaya İmamoğlu ve oğlu Selim İmamoğlu da duruşmayı takip edenler arasında. İzleyiciler, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” ve “Cumhurbaşkanı İmamoğlu” sloganlarıyla destek verdi.
İmamoğlu’nun tam metnini ayrıca sunduğumuz savunmasını tamamlamasından sonra duruşmaya ara verildi. Aranın ardından mahkeme başkanının İmamoğlu’na soruları başladı.
İmamoğlu, Yakup Öner ile olan tanışıklığını soran Mahkeme Başkanı’na şu şekilde yanıt verdi:
“Beylikdüzü’nde görev yapan bir arkadaş olduğunu biliyorum. Yeteneklerini o günkü çalışma arkadaşlarımdan dinledim. Ben de devam etmesini ve hizmet etmesini talep ettim. Beylikdüzü’nde bu şekilde muhtelif alanların kamuya kazandırılması, 15-20 yıllık tapu sorunlarının çözülmesi… tapusunu alamayan 20 bin kişinin tapusunu dağıttık o dönemde. O dönemde açıkçası teknik arkadaşlarla muhatap olduğunu da ifade etmeliyim. Benimle olan muhataplığı çok sınırlı sayıdaydı.”
Mahkeme Başkanı ile Ekrem İmamoğlu arasındaki Yakup Öner diyaloğu şu şekilde gelişti:
Mahkeme Başkanı: Yakup Öner teknik danışman mı yani öyle mi adlandırıyoruz?
İmamoğlu: “Evet evet. Daire başkanı statüsünde devlet memuru.”
Mahkeme Başkanı: Yakup Öner için teknik danışman dediniz. Bazı çeşitli eylemler var. “Ben yetkilendirildim, İmamoğlu ilgilenmemi söyledi” diyor. Mesela Doğuş konusunda da. Diyor ki “Ekrem İmamoğlu bana ilgilenmemi söyledi. Ben de görüşmeler yaptım.” Yine mesela Torunlar inşaat otel projesiyle ilgili… Siz de dediniz ki teknik danışman olarak benim git ilgilen dediğim yerler oldu. O zaman bu anlatımlar doğru.
Ekrem İmamoğlu: “Evet sayın Başkan hatta saydıklarınızdan daha çok vardır.”
Mahkeme Başkanı: Şimdi Yakup Öner’in anlatımında da geçen bir 100.000 dolar elden alma hususu…
Ekrem İmamoğlu: “Öyle bir şey yok. O iddiasını tabii ki kabul etmiyorum.”
Mahkeme Başkanı: Yani maaşının dışında sizden elden aldığı bir maaş yok yani?
Ekrem İmamoğlu: “Öyle bir şey yok. Ne bir teslimim var ne de öyle bir şey var.”
Mahkeme Başkanı: Yakup Öner’in anlatımında da yine aynı şekilde orada da ifadesinin hatta 10 Temmuz 2025 tarihli ifadesinin ikinci sayfasında “Ekrem İmamoğlu’nun sisteminde belediye içerisinde Fatih Keleş, Murat Ongun, Ertan Yıldız vardır. Biri diğerine talimat veremez, alana müdahale edemezdi, Murat Ongun, Fatih Keleş’i kendi alanına sokmadı, Ertan da sokmak istemedi ancak bazı yerlerde sokmak zorunda bırakıldı. Sistem dışındaki adamları ise Murat Gülibrahimoğlu, Adem Soytekin, Hüseyin Köksal’dır. Yakup Öner’in anlatımında bu şekilde.
Ekrem İmamoğlu: “Yani şöyle hatırlarsanız kendisine sordunuz ya hatırlamıyorum. Kendisi de bir bölüm için ‘Duyumdur’ falan dedi. ‘Kurum içinde biliniyordu’ şeklinde ifadeler, bakın Yakup Bey’e bir dosya verdiğimiz zaman tabii ki ondan sorumludur yani o kişilere bakar ne istiyor, ne istemiyor, kurum bunu yapar mı? O kurumun, yani İBB’nin bunu yapıp yapamayacağı hususunda orada mesela Yakup Bey benden başka kimseden talimat almıyor. Yani aynı şekilde Ertan Bey 32 tane iştirakten sorumlu bir kişi, ne kadardan sorumluluktan kaçtığını burada kendi diliyle ikrar etse de öyle bir şey yok, 32 iştirakten sorumlu. Tabii ki Fatih Bey ona öyle bir talimat vermeyecek.
Tabii ki Fatih Bey’in sorumlu olduğu spor kulübü başkanlığı ya da ona ifade ettiğim ya şu konuyla sen ilgilen dediğim şu Cebeci işine, şu maden işine bir bak dediği zaman Ertan kalkıp da Fatih Bey’e talimat veremez. Bunun adı sistem değil ki, bunun adı Ekrem İmamoğlu’nun liderlik anlayışı. Ben talimat vermiyorum, şuna bakar mısın diyorum Fatih Bey. Fatih Bey benim bütün seçimlerinde birebir omuz burada bir kurban seçilmiş, o kurban edilmek istenen kişi gayri usulü kanunlar, usullerle hatta savcılığa davet edilmiş, bir takım telkinler yapılmaya çalışılmış, başka insanlara başka telkinler yapılmaya çalışılmış.
Sayın Başkan bunları ya duydunuz ya biliyorsunuz ya duymadınız bilemem ama savcıların iddia makamının nasıl usulsüz yöntemlerle insanları Çağlayan’a getirdiği, o insanlara nasıl muamele yaptıkları, 500-600 kilometre nasıl sürdükleri, nasıl yoldan getirdikleri, yakınındaki insanlarla nasıl tehdit edildikleri ortada.
Mahkeme Başkanı İmamoğlu’na ilk olarak Adem Soytekin ile ne zaman tanıştıklarını sordu. İmamoğlu ise şu yanıtı verdi:
“Sorunuzun cevabı içinde var. Adem Bey 2008 yılında benim firmamın taşeronluğunu yaptığı projelerimiz oldu. O günden beri tanırız. İşini iyi yapar. Pratik bir yüklenicidir. İyi ekipleri vardır. Kaliteli iş yapar. Birtakım yapıları da (kreş cami vs) yaptığını biliyorum. Bütün bu işlerin detayları kurumların arşivlerinde mevcut istediğinize bakabilirsiniz. Selamlaşırız. Şaka da yaparız şantiyelerde şurada burada. İlişkimiz insanidir. İş insanı kimliğiyle olan irtibat.”
Mahkeme Başkanı: Beylikdüzü döneminde de resmi bir işi var mı, ihale gibi. Adem Bey ifadelerinde genel itibariyle şunu söylüyor; “Belediye adına kreş okul gibi yapımlarda diyor bütçesini karşılamak suretiyle iş yaptım.” Hak edişlerimde de iş adamlarından nakit kredi çek aldım. Anlatımları böyle. Yani burada resmi olarak iş yüklenmesi söz konusu mu yoksa kendi kendine mi irtibata geçiyor. Şahıslardan aldığı nakitlere ilişkin ilgili şahıslar da dinlenmiş. Onlar resmi ticaretlerinin olmadığını beyan ediyorlar. Bunu nasıl açıklayacağız?
İmamoğlu: “Bu çok net. En güzel örneği Babacan İnşaat verdi. Dedi ki ‘Ben o binanın yapımında Aso inşaat olduğunu öğrenince şüphe etmedim çünkü Ak parti döneminde de cami yapımı için yine aynı yere vermişlerdi oraya ödeme yapmıştım. O yüzden tereddüt etmedim’ dedi. İddiayla söylüyorum. Başka belediyelere bakın bu yöntem belediyelerde uygulanır. Siz de daha önce sordunuz bu iş böyle mi olur. Bunun farklı sebepleri vardır. Şahıs o şekil dahil olmak istemiyordur, ben bulayım vereyim yapsın o gibi düşünüyordur. Bu inşaat şirketlerinin de işine gelmez. Ben müteahhitlik yaptım. Spor sahası yaptım, kültür merkezinin temel betonunu döktüm, okulun kaba inşaatının yüzde ellisini yaptım. Sanki bir mucit bir şey icat etmiş de Ekrem İmamoğlu ve arkadaşları suç işlemiş Adem Soytekin de fail olmuş… Uygulanan usul bu.
Ben başlangıcında da sonunda da o insanlarla karşılaştığımda herkes memnuniyetini dile getirdi. Kreşlerle ilgili, ister resmi bağış yapın, gelin kreşlerle donatım yapalım İstanbul’a diye lansman yaptım. Şu anda Ak Parti kabinesinden birinin kardeşi bile var. Vatandaş dedi ki isminin görünmesini istemiyorum annem adına yapalım demiş. O da öyle bir ödeme yapmış. Kamu yararına dönüşmesiyle ilgili ben bir kusur olduğunu düşünmüyorum.”
Mahkeme Başkanı: Seçimler yaklaşıyor paraya ihtiyaç var diye duyduklarını belirten Ertan Yıldız’ın da anlatımları var…
İmamoğlu: “Doğuş ve Can Bey böyle bir konuşma gerçekleşmedi dedi. Ertan gibi beni şaşırtan, yapmaması gereken işleri yapmış birisi olarak, onun aleyhine sizin önünüzde beyanlar var. Onları dikkate almanızı öneririm.”
Mahkeme Başkanı, itirafçılardan Adem Soytekin’in “Ekrem İmamoğlu avukatı Mehmet Pehlivan aracılığıyla ‘Paralarını Turan Taşkın Özer’e teslim et dedi’ ifadelerini Ekrem İmamoğlu’na soru olarak yöneltti.
İmamoğlu, “Ben kendimin, eşimin, babamın parasına yönelik önlem almamışım ama Adem’e önlem al demişim. Bu mümkün değil” yanıtını verdi.
İmamoğlu, Mahkeme Başkanı’nın “Aziz İhsan Aktaş ile tanışıklığınız var mı?” sorusunu “Allah korusun” diyerek yanıtladı.
Duruşma savcısı bunun üzerine, “Uzman olduk” dedi. İmamoğlu ise, “Yok olmadınız, sizin işiniz başka” ifadelerini kullandı.
Duruşma savcısı ile Ekrem İmamoğlu arasındaki konuşma şu şekilde devam etti:
Ekrem İmamoğlu: “Ya çok özür dilerim de niye Sultangazi Belediyesi’ni dikkate almıyorsunuz. ‘Burayı denetleyen benim, hiçbir şey yok’ diyor. Büyükşehir Belediyesi’nin sorduğu soruya ‘Buranın sorumlusuyum hiçbir sorun yok, Emniyet ile denetliyorum merak etmeyin’ diyor.”
Savcı: Bunu değerlendiririz mutlaka.
Ekrem İmamoğlu: “İki senedir değerlendirmediniz.”
Duruşma savcısının Cebeci’yle ilgili sorularına yanıt veren Ekrem İmamoğlu, “Duyumlarla konuşursak sabaha kadar devam eder” dedi ve Mahkeme Başkanı’na seslenerek, “Neden Vali, vali yardımcısı, MAPEG burada değil? Vali beyin AFAD’daki odasında vali yardımcısı Murat Gülibrahimoğlu’nun ne kadar iyi bir işadamı olduğunu anlatıyordu. Neden onları buraya getirmiyorsunuz, neden ciddiye almıyorsunuz?” ifadelerini kullandı.
İmamoğlu; Mehmet Türk ve Ertan Yıldız hakkında suç duyurusunda bulunulmasını talep etti ve “Sayın Bakan da iyi tanır” dedi. Savcı ise “Değerlendiririz mutlaka” diyerek yanıt verdi.
Savcının soruları ve İmamoğlu’nun verdiği yanıtlar şu şekilde:
Savcı: Bu Cebeci maden sahası bölümünden başlayacağım. Sorulara geçmeden kısa bir girizgah yapacağım konuyla ilgili. 3213 sayılı Maden Kanunu yarınca atık rezerv barındıran maden sahalarına döküm yapılması kesinlikle yasak olmasına karşın bölgede bulunan 260 milyon tonluk agrega rezervi göz ardı edildiği. Alanın resmi döküm sahası izni bulunmadı. İBB Çevre Koruma Daire Başkanlığı yazısı sabitken Mapeg’ten sınırlı güvenlik gerekçesiyle alınarak küçük çaplı döküm izni kötüye kullanıldığı…Sahaya inşaat ve döküm kılıfıyla kaçak döküm yapıldığı 185 milyon tonu aşkın inşaat atığı beton ve dip çamuru dökülerek Alibeyköy su koruma havzası tahrip edildiği… 80 milyar TL stratejik maden rezervi imha edilmiş olup 31 milyar TL yasal gelir elde etme iddiası var. savunmanızda Murat Gülibrahimoğlu ile birkaç toplantıda denk geldiğinizi fakat ilişkiniz olmadığını beyan ettiniz. 2018-20 yılları arasında konkordato ilan eden bir iş adamı olarak iddianamede tanımlanıyor Murat Bey. Ve yine aynı şekilde iddianamede örgüt yöneticisi olduğu iddia ediliyor. Sanık Gülibrahimoğlu ile telefonlarınız 2020-25 yılları arasında yüzlerce kez sıfır metre baz veya sıfır-elli metre arasında ortak baz vermesi konusunu nasıl açıklıyorsunuz? Yine aynı zamanda 2024 yılında Bodrum’da bir baz birliğiniz var.
Ekrem İmamoğlu: “Onu telekoma sorun ya da o işten sorumlu bakanlığa sorun. Ben o işten anlamam. Ben görüştüğüm hiç kimseyle olan görüşmemi gizleyecek kadar görünmeyen, bilinmeyen bir adam değilim. Ben hiç kimseyle gizlemem. Onu gidin kurumlara sorun, benim işim değil. O konuda bir sürü teknik inceleme var, dosyada da var. Ve 2018-19-20 yıllarında konkordatosu varmış veya iflastaymış. Onu da gidin bir önceki dönem AK Parti İl Başkanına sorun, Osman Nuri Kabaktepe o dönemde ortağı olduğunu kendi de gazetelerde açıkladı. Ben ortaklığımı 2019 itibariyle ayrıldım diye kendi açıklaması var. Onu gidin ona sorun, bana sormayın. Ben gerçekten tanımıyorum. Yani gerçekten tanımıyorum. Tanıdığım şey, ilk tanıdığım toplantıyı hafızamı zorluyorum.
Atiye Hanım size bir sunum yapacaktı, yani görevlendirdikten sonra arkadaşlarımı buranın yürümesi için, kamu zararının giderilmesi için size bir sunum yapacak Atiye Hoca, bir de orada iş yapan bir iş adamı var, birlikte gelecekler diye gelip yanlış hatırlamıyorsam Saraçhane’de bana.”
Savcı: Kaç yılıydı?
Ekrem İmamoğlu: “Hatırlamıyorum. 2020 olabilir, 21 olabilir, yani tam hatırlamıyorum. 19 kesin değil de yani 20 ya da 21 olabilir. 2019’un sonunda burayı anlattığında bu nedir diye valiyi aradım. Toplantı yapacağız dedi Ali Yerlikaya. Beni davet etti, arkadaşlarımla gittim. Bana ilk söylendiğindeki buradaki kamulaştırma bedeli için o gün yine Atiye Hanım 12 milyar lira civarında bir kamulaştırmadan bahsetti. Ve bunu Büyükşehir Belediyesi’nin ödemesi gerektiğinden bahsetti. Yani böyle bir yük yüklenmiş İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne. Ben de dedim ki ya ne diyorsunuz? Bu İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bütçesinin yarısı. Böyle bir kamulaştırma mümkün mü? Konu bu kadar. Yani burada yaptığım incelemelerle mecburen Cebeci uzmanı oldum yani. O zaman 750 milyon lira gibi bir kamulaştırmadan bahsediyor toplantıda Mevlüt Uysal. Halbuki 12 milyar. Dolayısıyla bunu nasıl bertaraf ederek, kamulaştırmadan kurtularak, binlerce ağaç kesilmesinden kurtularak, yeni bir proje ve projenin sonrasında hatta buranın böyle bir doğa müzesine dönüşmesi vesaire diye bana çok süslü bir proje anlattı.”
Savcı: Atiye mi? Murat Gülibrahimoğlu mu anlattı?
Ekrem İmamoğlu: “Atiye Hoca. Murat Gülibrahimoğlu orada, onu destekler bir şekilde biz bununla ilgili kamuyla yani Mapeg’le, Enerji Bakanlığı’yla, valilikle görüşmeler yaptıklarını, bunu hızla ilerleteceklerini ifade ettiler.”
Savcı: Toplantı Saraçhane’de mi oldu? Yoksa maden sahasında mı?
Ekrem İmamoğlu: “Saraçhane’de diye hatırlıyorum.”
Savcı: Murat Bey’in bu toplantı haricinde kendisiyle bir sosyal ilişkiniz oldu mu? Ortak çevre veya görüş tarzı?
Ekrem İmamoğlu: “Yok, benim hiçbir sosyal ilişkim olmadı.”
Savcı: 5216 sayılı kanuna göre ise Harfiyat Toplama Yönetmeliği yasal içeriğine göre bu yerce İstanbul Sınırları İçerisinde Harfiyat döküm sahası belirleme, döküm izni verme, taşıma koruma düzenleme yetkisi İBB’ye aittir. Nitekim İBB meclis kararı olmaksızın yasal hafriyat sahası yapılamaz.
İmamoğlu: “İstanbul ölçeğinde hafriyat döküm sahalarından sorumludurlar bakın. Burası kanunla kurulmuş bir maden sahası. Hafriyat döküm sahası değil. Bakın kanunla kurulmuş Türkiye’de sadece Cebeci. Bakın başka yer yok biliyor musunuz? Sadece Cebeci 2018’de. Ve de İstanbul’daki herhangi bir hafriyat sahası ile ilgisi yok. Bahsettiğiniz, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisinden geçirilen hafriyat döküm sahaları ya size ait olabilir ya bana ait olabilir şahsen. Ya da Orman Bakanlığı’ndan veya muhtelif bakanlıklardan hafriyat dökmek için İBB tarafından kiralanır. Bunlar gerekli izinler bakanlıklardan aldıktan sonra meclisten geçirilerek izin verilir. Ve ne acıdır ki İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin 2019-24 arası Ak Parti’nin çoğunluk olduğu dönemde bize mesela bu tür tekliflerin hiçbirine meclisten izin büyük oranda şimdi yanlış söylemeyeyim, %90 oranında onay çıkmamıştır mesela. Son somut şeyi söyleyeyim. Bu bölüme kadar, bakın 2019 özür dilerim. 2025 19 Mart’tan bu yana ne meclis kararı var Sayın Savcı, ne de Büyükşehir Belediyesi’nin orada bir kontrolü var. Ama İstanbul Valiliği Başkanlığında TMSF’nin yönetimindeki Murat Gülibrahimoğlu’na ait şirket, gürül gürül döküme devam ediyor.”
Mahkeme Başkanı ve duruşma savcısının soruları bitti. İtirafçı sanıklardan Adem Soytekin söz aldı ve sorusundan önce “Hatay’da 4 ayda inşaatı yaptım, kendi cebimden ödedim, sonra bağışçı aradılar” dedi.
Mahkeme Başkanı, “Soruya geçelim” diyerek uyardı. Bunun üzerine Soytekin, “Madem bu işlemler rüşvetle yapıldı, benim neden bilgim olmadı?” sorusunu yöneltti. Ekrem İmamoğlu, “Ben burada anlattım, sen de duydun. Bizim kapıdan içeri rüşvet girmeyeceğini anlattım” yanıtını verdi.
Adem Soytekin, Ekrem İmamoğlu’na 19 Mart’tan önce 7 Mart’ta Mehmet Pehlivan’ın düzenlediğini iddia ettiği toplantının talimatının kimin verdiğini sordu. İmamoğlu, “Mehmet Pehlivan katılmadım diyor. HTS kayıtlarında da yok. Bu soruların senin olduğundan bile şüpheliyim. Sana teessüf edeceğim ama ona bile gerek duymuyorum” ifadelerini kullandı.
Soytekin’den sonra tutuklu KİPTAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kurt, söz aldı ve “Adem Soytekin buradaki ilk ifadesinde 2021 beyanını 2022’ye çevirmişti ve örgüt yok demişti. Şimdi de Ekrem İmamoğlu adına para isterdi dedi ve yalan beyanda bulundu. Hakkında suç duyurusunda bulunulmasını talep ediyorum” ifadelerini kullandı.
İmamoğlu’nun avukatlarının beyanları geçmeden önce itirafçı sanık Ertan Yıldız’ın avukatı söz alıp soru sormak istedi. İmamoğlu, “Ertan Yıldız’la bir husumetiniz var mıydı?” sorusunu, “Benim bir husumetimin olmadığı kendisine 6 yıl boyunca verdiğim yetkilerden bellidir. Kendisinin bana karşı olabilir ama maddi ama manevi belki de sağlık nedeniyle yaşamaktan korktuğu için bu olabilir” şeklinde yanıtladı.
İçişleri Bakanlığı’nın avukatı Ekrem İmamoğlu’na “Denetim yapıyor muydunuz?” diye sordu. İmamoğlu, “2019’da göreve geldik, yaptırdığımız denetimlerde 33 dosya hazırlandı. İçişleri Bakanlığı ‘Sen soruşturma, ben soruşturacağım’ dedi ve dosyaları elimizden aldı. O günden beri çıt yok” yanıtını verdi.
İmamoğlu’nun avukatlarından Tora Pekin’in beyanlarına geçildi. “Burada ben değil Mehmet Pehlivan olmalıydı” diyerek söze başlayan avukat Pekin, “19 Mart’tan bu yana bir darbenin gölgesi altındayız” ifadelerini kullandı. Pekin, mahkeme heyetinin gece yarılarına kadar duruşma yapmaktan vazgeçtiğini, ek iddianamelerle bu davanın gece yarılarına kadar sürebileceğini söyledi.
Avukat Tora Pekin, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 102. maddesine göre derhal tahliye edilmesi gereken kişileri duruşma salonundaki ekrana yansıttı. Pekin ayrıca, CMK’nin 100’üncü maddesine göre ise tutuklu 53 kişinin de cezaevinden çıkması gerektiğini ifade etti. Pekin beyanlarını noktaladı.
Pekin’in ardından İmamoğlu yeniden söz alarak tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan’ın cezaevinde olmasının canını acıttığını belirtti. İmamoğlu, Pehlivan’ın tutuklanmasına yol açanın itirafçı sanık Adem Soytekin’in ifadesi olduğunu belirtti ve Soytekin’e bugün bazı soruların başka mihraklar tarafından sordurulduğunu söyledi.
Bütün bunların ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti 7 kişinin tahliyesine karar verdi.
Ümit Polat, Nilgün Çendek, Tolga Kılıç, Melih Geçek, Aytekin Karaaslan, Fatih Temur, Adem Başer hakkında tahliye kararı verildi. Melih Geçek başka bir dosyadan da tutuklu bulunduğundan tahliye edilemeyecek. Ayrıca tüm ev hapsi kararlarının da kaldırıldığı bildirildi.
Tutuklu Cumhurbaşkanı Adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu duruşma salonundan çıkarken “Adalet dışarıda, adalet millette, millet ayağa kalksın” diyerek davayı takip edenlere seslendi.