Acun Ilıcalı, Hull City’nin dokuz sezon sonra Premier Lig’e yükselmesini “Özel hayatımın dışında yaşadığım en mutlu gündü” sözleriyle anlattı, Hull City’nin başarısını “dışarıdan bakınca futbol mucizesi” olarak nitelendirdi.
“Özel hayatımın dışında yaşadığım en mutlu gündü.”
Hull City’nin sahibi Acun Ilıcalı, takımının dokuz sezon sonra Premier Lig’e yükseldiği günü bu sözlerle anlatıyor.
İngiltere’deki futbol macerası Ocak 2022’de kulübü satın almasıyla başlayan Ilıcalı, dört buçuk sezon gibi kısa sayılabilecek bir sürede Hull City’yi İngiltere futbolunun en üst seviyesine çıkarmayı başardı.
Adanın kuzey doğusunda yer alan bu liman kenti ligin ilk haftasında Cumartesi günü Manchester United’ı ağırlayacak.
BBC Türkçe’den Burak Abatay ve Ege Tatlıcı, takım tarihindeki önemli gün öncesinde Ilıcalı ile Hull’da takımın antrenman sahasında biraraya geldi.
Championship’te mücadele eden Hull City’yi satın aldığında en büyük hedefinin takımı Premier Lig’e çıkarmak olduğunu söyleyen Ilıcalı bunun için kendisine yedi-sekiz yıllık bir süre biçtiğini söylüyor.
Onun hedeflediğinden daha kısa sürede bu başarı geldi.
Takımı 23 Mayıs’ta Wembley Stadyumu’nda oynanan finalde Middlesbrough’yu 90+5’te bulduğu golle devirdi ve Premier Lig biletini aldı.
Ilıcalı, o anda adeta donup kaldığını anlatıyor:
“O dakikalarda gol attığınız zaman maç artık bitmiş gibi olur. Premier Lig’e çıktığımızı fark ettiğim anda şok yaşadım.”
“Gerçekliği sorguluyorsunuz”
Daha önce geçirdiği trafik kazalarında yaşadığı şok hissini hatırlatan Ilıcalı bu kez aynı duygunun olumlu halini yaşadığını söylüyor.
“Tam anlamıyla fiziksel bir şoktu. Gerçekliği sorguluyorsunuz. ‘Gerçekten doğru mu? Oluyor mu? Premier Lig’de miyiz?’ diyorsunuz. Şimdi düşündüğümde bile tüylerim diken diken oluyor.”
Hull City’nin son üç sezonu da Ilıcalı’nın deyimiyle büyük bir “heyecana” sahne oldu.
“Ben adrenalin bağımlısıyım”
2023-24 sezonunda takım son haftada play-off şansını kaybetti, sonraki sezon küme düşmekten son anda kurtuldu ve ardından da geçen sezon Premier Lig’e yükseldi.
Ilıcalı, kulübü satın aldığında taraftarlara “Ben adrenalin bağımlısıyım, benden normal bir başkanlık beklemeyin” dediğini hatırlatıyor.
Üç sezon üst üste yaşananları ise uzun yıllardır kendi kanalında programcılığını yaptığı TV şovuna atıfla gülerek “gerçek bir Survivor” diye tanımlıyor.
“Dışarıdan bakınca futbol mucizesi”
Hull City geçen sezona Premier Lig’e yükselmenin favorilerinden biri olarak başlamadı.
Sezon öncesi tahminlerde birçok İngiliz futbol yorumcusunun Hull City’yi küme düşme adayları arasında gösterdi.
Ilıcalı da takımının başarısını dışarıdan bakıldığında bir “futbol mucizesi” olarak nitelendiriyor.
Ancak kulüp içinde tabloya farklı baktıklarını söylüyor:
“Takımımız aslında güçlüydü. İnsanlar bunu bilmiyordu. İngilizler de bilmiyordu. Çünkü oyuncularımız sakattı ve bence teknik direktörlerin takımla uyuşamaması gibi bir durum söz konusuydu. Biz bunları bildiğimiz için sezon başında takıma güveniyorduk.”
Ilıcalı, bu sezon için yapılan tahminlerde de benzer bir tablo gördüğünü, yorumcuların büyük bölümünün Hull City’nin Premier Lig’den düşeceğini öngördüğünü belirtiyor.
“Hull ile ilişkimin adı aşk”
Ilıcalı’nın Hull ile ilişkisi yalnızca futbol üzerinden şekillenmiyor.
Kentte bir evi bulunan Ilıcalı şehirle kurduğu bağı anlatırken “aşk” kelimesini kullanıyor.
Hull’un yeşilliğinin ve sakinliğinin kendisine “terapi gibi” geldiğini söylüyor.
Ancak kentle kurduğu ilişkide asıl belirleyici unsurun insanlar olduğunu vurguluyor:
“Türkiye dışında hayatımda gördüğüm en sıcak insanlar. Beni gerçekten kendilerinden biri gibi gördüler ve o sıcaklığı hep hissettirdiler.”
Hull sokaklarında en fazla neyle karşılaştığını sorduğumuzda yanıtı kısa:
“Sevgi, sevgi, sevgi. Başka hiçbir şey değil.”
Ilıcalı’ya göre bu yaklaşım İngiltere ile Türkiye’deki futbol ortamı arasındaki en önemli farklardan birini de ortaya koyuyor.
“Burada emek veren, maddi manevi kendinden veren insanlara karşı büyük bir takdir var. Buradaki sistem takdir üzerine kurulu.”
Türkiye’de ise futbolun “toksik bir tarafı” olduğunu düşünüyor.
“Türkiye’de tabii ki çok büyük sevgi gördüm. Ama sürekli çirkin yorumlar, kötü niyetli eleştiriler… Burada bunları hiç yaşamadım.”
“Türk futbolunun en büyük problemi bakış açısı”
İngiltere’de dört yılı aşkın süredir kulüp sahibi olan Ilıcalı’ya Türkiye’ye buradan baktığında Türk futbolunun en büyük probleminin ne olduğunu soruyoruz.
Yanıtı “bakış açısı” oluyor.
Türkiye’deki büyük kulüplerde başarıya rağmen memnuniyetsizliğin devam ettiğini savunuyor.
İngiltere ile Türkiye arasında gördüğü temel farkı ise mağlubiyetlere verilen tepki üzerinden açıklıyor:
“Mağlubiyette destek olup arka çıkarak geri kazanmak yerine bizdeki sistem demoralize ederek yıkma üzerine kurulu.”
Hull’da ise küme düşme tehlikesinin yaşandığı dönemde bile taraftarların desteğinin devam ettiğini anlatıyor.
“Takım düşmek üzereyken bile teşekkürden başka hiçbir şey duymadım” diyor.
“Futbolun son 10 yılda yediği en büyük darbe sosyal medya”
Ilıcalı’ya göre Türkiye’deki futbol ortamı her zaman bugünkü kadar sert değildi.
Değişimin temel nedenlerinden birinin sosyal medya olduğunu savunuyor:
“Ben küçükken böyle değildi. Sosyal medya çok şeyi bozdu.”
Ilıcalı, sosyal medyanın başlangıçta önemsenmediğini ancak zamanla futbol üzerindeki etkisinin büyüdüğünü söylüyor:
“Bana göre son 10 yılda futbolun yediği en büyük darbe sosyal medyadır. Çünkü provokasyona ve anarşizme doğru futbolu itebilir.”
“Türkiye’ye gelen yıldızlar İngiltere’yi şok ediyor”
Ilıcalı, Türk futboluyla ilgili tabloyu tamamen olumsuz görmüyor.
Olumlu gelişmelerin başında kulüplerin artan bütçelerini gösteriyor.
“Şu anda Türkiye ligindeki yıldızlar tam anlamıyla İngiltere’yi, Almanya’yı şok etti. İngiltere için konuşayım, burası şu anda şokta.”
Bu sene Türk takımları Mohamed Salah, Dušan Vlahović, Romelu Lukaku ve Mason Greenwood gibi yıldız futbolcuları transfer etti.
Türkiye’deki yayın gelirlerinin takım başına düşen bölümünün yıllar içinde gerilediğini belirten Ilıcalı, buna karşılık stadyum gelirlerinin, ürün satışlarının ve sponsorlukların arttığını söylüyor.
Bu gelişmelerin kulüplerin transfer bütçelerine yansıdığını düşünüyor.
“İşin tam içinde yaşayan bir başkanım”
Türkiye ve İngiltere arasındaki bir diğer fark kulüp başkanlarının görünürlüğü.
Türkiye’de kulüp başkanları futbol kamuoyunun en tanınmış isimleri arasında yer alırken İngiltere’de bazı Premier Lig kulüplerinin sahipleri taraftarlar tarafından dahi çok fazla tanınmıyor.
Ancak Ilıcalı bunun doğrudan İngiliz futbol kültüründen kaynaklandığını düşünmüyor.
“Bu tamamen o başkanın yönetim tarzıyla alakalı.”
İngiliz futbolundaki büyük ekonominin kulüpleri uluslararası yatırım grupları için cazip hale getirdiğine dikkat çekiyor.
Bazı kulüplerin birkaç yatırımcının ortaklığıyla yönetildiğini ve sahiplerinin futbolla doğrudan ilişkisinin sınırlı olduğunu belirtiyor.
Kendisini ise farklı bir noktada konumlandırıyor:
“Ben çok popüler bir başkanım burada. Çünkü takımın liderliğini bizzat yaptığım için, operasyonda da olduğum için.”
Ilıcalı, taraftarların Türkiye gezisinin organizasyonuna kadar kulübün birçok işiyle doğrudan ilgilendiğini söylüyor.
Premier Lig’de hedef: ‘Ligde kalmak’
Hull City’nin Premier Lig’deki ilk sezonunda hedefinin ne olduğunu sorduğumuzda Ilıcalı oldukça net konuşuyor:
“Premier Lig’de kalmak. Tamamen ligde kalmak. Şu anda başka bir hedefimiz yok.”
Bunun kolay olmayacağının farkında.
Bahis şirketlerinin Hull City’nin ligde kalma ihtimalini yaklaşık yüzde 25 olarak gördüğünü söyleyen Ilıcalı’nın kendi tahmini ise daha yüksek:
“Ben yüzde 51 olduğunu düşünüyorum.”
Yeni sezon için transfer çalışmalarının devam ettiğini belirten Ilıcalı, yalnızca ligde kalan değil, oynadığı futbolla da beğenilen bir takım oluşturmak istediğini söylüyor.
“Gurur duyulacak bir takım istiyorum sahada. En büyük hedefim çıktığımız zaman ‘Ne güzel oynuyorlar’ dedirtebilmek.”
Premier Lig’deki ilk sezonun Hull City’nin geleceği açısından belirleyici olacağını düşünüyor.
Ilıcalı’ya göre ligde kalmaları halinde kulübün ekonomik ve sportif olarak “segment atlama” fırsatı olacak.
Premier Lig hayalinin henüz tamamlanmadığını söylüyor; bunun için önce ligde kalmaları gerektiğine dikkat çekiyor.
Hull City’nin küme düşmesi halinde ise Premier Lig’den gelen paraşüt ödemelerinin kulübe yeniden yükselme mücadelesinde önemli bir avantaj sağlayacağını belirtiyor.
Ilıcalı, son olarak Türkiye’deki futbolseverlere sesleniyor:
“Burada ülkemizi elimizden geldiğince temsil etmeye çalışıyoruz. Benim seyircilerimizden tek bir ricam var: Kalpleri bizimle olsun.”
Ve Premier Lig’deki ilk sezon için dileğini şöyle ifade ediyor:
“Hep söylüyorum; Premier League’e çıkmamız bir yandan mantıksız görünüyordu. ‘Dualarla çıktık’ demiştim. İnşallah bu sene de dualarla ligde kalırız.”