Saçlar dahil vücudun tamamını kaplayan ve geliştirilmesi 2 yıldan fazla süren bu yeni tekno-koşu giysisini ilk giyen atlet Britanyalı Keely Hodgkinson oldu ve yarışı kazandıktan sonra "Hız ve şıklık bir araya geldi" dedi. Atletizm değiştirecek potansiyele sahip bu giysi bakın nasıl geliştirildi?
İngiltere’nin tüm zamanların en hızlı kadın 800 metre koşucusu Keely Hodgkinson, “yapımı bir yıl süren” özel tasarım siyah tulumuyla yarıştıktan sonra Instagram hesabında “Hız ve şıklık bir araya geldi,” paylaşımında bulundu.
24 yaşındaki Olimpiyat şampiyonu atlet, Cuma günü ABD dışında ilk kez düzenlenen Athlos organizasyonunda çalkantılı geçen sezonunu etkileyici bir performansla noktaladı. Kuzey Londra’daki StoneX Stadyumu’nda 800 metreyi 1:56.40’lık derecesiyle kazanan Hodgkinson, Haziran ayında 1:54.33 ile kırdığı İngiltere rekorunun iki saniye kadar gerisinde kaldı.
Reddit’in kurucu ortaklarından ve 23 kez Grand Slam şampiyonu Serena Williams’ın eşi Alexis Ohanian tarafından hayata geçirilen Athlos, kadın atletlerin Olimpiyatlar dışındaki zamanlarda da ön plana çıkmasını hedefleyen bir pist ve alan yarışları serisi. Organizasyonun 2024 ve 2025’teki ilk iki ayağı New York’ta gerçekleşmişti.
Athlos’un amaçlarından biri de, tutkulu takipçileri dışındaki geniş kitlelere ulaşmakta zaman zaman zorlanan atletizm sporuna bir tutam pırıltı katmak. Atletlerin gösterişli yönlerini sergileyebildikleri bu ortamda Hodgkinson da Cuma günkü fırsatı kaçırmadı.
Kıyafeti kısa sürede sosyal medyada viral oldu; birçok kişi bu tasarımı, spor dünyasını aşarak kültürel ikon haline gelen Serena Williams ve Naomi Osaka gibi isimlerin dikkat çekici kıyafetleriyle kıyasladı.
Yarış sonrası gazetecilere konuşan Hodgkinson, bu tulumu giyerek “biraz seksi hissetmek” istediğini belirtti ancak bu tercih sadece bir moda gösterisinden ibaret değildi. The Athletic, genç atletin bu kararının arkasındaki sebepleri ve bunun atletizm kıyafetlerinin geleceği olup olamayacağını inceliyor.

Hodgkinson, kapüşonunda at kuyruğu saçının çıkması için olmazsa olmaz bir delik bulunan, tamamen siyah tam boy hız tulumunun tasarımı üzerinde Nike inovasyon ekibiyle yaklaşık 12 ay boyunca çalıştı.
Bu tulumu “moda, hız ve bilimin bir araya geldiği bir karma” olarak tanımlayan Hodgkinson, yarış sonrasında gazetecilere bunun sporunun geleceğine fayda sağlayabileceğini söyledi.
Marka tarafından bu tulumu giyen ilk atlet olarak seçilmenin kendisi için bir “onur” olduğunu belirten İngiliz koşucu, ilk başta ne zaman görücüye çıkaracaklarından emin olamadıklarını ancak Athlos etkinliğinin mükemmel bir fırsat sunduğunu dile getirdi: “Sadece kadınlara özel, ihtişam ve zarafet dolu, tüm gözlerin kadınların üzerinde olduğu böyle bir etkinlik bence sezonu kapatmak için mükemmel bir yoldu.”
Nike İnovasyon Kıyafet Tasarımı Başkan Yardımcısı Dan Farron, Hodgkinson’a teklifi sunarken “Vücudunun daha fazla kısmını örterek seni daha hızlı kılabiliriz,” ifadelerini kullandı.
Hız tulumu; aerodinamik sürtünmeyi azaltmayı, vücut sıcaklığını dengelemeyi ve hızı artırmayı amaçlıyor. Teknik detayların ötesinde, sporcunun kıyafetin içinde nasıl hissettiği gibi öznel ama bir o kadar önemli bir unsur da bulunuyor; nitekim Hodgkinson’ın koşarken Londra rüzgârında dalgalanan at kuyruğu da bu aerodinamik olmayan ama kişisel tercihe dayalı detaylardan biriydi.
Hodgkinson bunu şöyle açıklıyor: “Bilimsel olarak hava direnci nedeniyle saçınız açıkken daha yavaşsınız. Ama ben ‘Bu benim kırmızı çizgim, saçım açık kalacak’ dedim. Ben daha çok ‘iyi görün, iyi hisset’ ilkesine ve zihinsel ile fiziksel dengenin önemine inanıyorum.”
“Rahat olmak” istediğini vurgulayan atlet, tulumun açık sırt detayının serin kalmasına yardımcı olduğunu belirtti: “Dürüst olmak gerekirse üstümde hiçbir şey yokmuş gibi hissettiriyor. Güney Afrika’da 37 derece sıcaklıkta bununla antrenman yaptım ve gayet iyiydi.”

Nike, geçen yıl Faith Kipyegon’un kadınlarda 4 dakikanın altında ilk mil koşusu denemesi için de diz hizasında özel bir hız tulumu tasarlamıştı (Kipyegon 4:06.42’lik derecesiyle hedefin biraz gerisinde kalmıştı).
Ancak atletizm tarihindeki en ünlü örnek, Avustralyalı 400 metre koşucusu Cathy Freeman’a ait. Freeman, 2000 Sidney Olimpiyatları’nda altın madalyayı kazanırken giydiği yeşil ve altın sarısı tam boy Nike Swift Suit ile Olimpiyat tarihinin en ikonik kıyafetlerinden birine imza atmıştı. Freeman daha sonra kıyafetin görünüşüyle ilgili başlangıçta “tereddütleri” olduğunu ancak “son tahlilde koşarken bana hissettirdiği şeyden büyük keyif aldığını” söylemişti.
Nike, kıyafet tasarımcısı Eddy Harber ve birkaç yıl önce “Spor Kıyafetlerinin Aerodinamik Özellikleri” başlıklı bir tez yazan Kanadalı aerodinamik uzmanı Len Brownlie’nin iş birliğiyle üretilen tulum, sürtünmeyi en aza indirmek için vücudun her bölgesinde farklı kumaşlar kullanılarak tasarlanmıştı. Ayrıca sporcunun saçlarını yatıştırmak için bir kapüşonu da vardı.
Harber, Freeman’ın bu tarihi koşuda tulumu giyme kararı hakkında, “Geriye dönüp baktığımda, bunu bir bakıma bir zırh gibi gördüğünü düşünüyorum,” değerlendirmesinde bulundu.
Tam boy mayo ve tulumların yasak olduğu yüzmenin aksine, kısa ve uzun mesafe koşucuları vücuda oturduğu ve resmi forma ile marka kurallarına uyduğu sürece tek parça hız tulumlarını, yarım taytları veya atletleri tercih edebiliyor.
Cuma günü 2028 Los Angeles Olimpiyatları’na kadar diğer atletlerin de bu tulumu giyip giymeyeceği sorulduğunda Hodgkinson, “İnsanların bilmediği bazı şeyleri biliyor olabiliriz. Bu bir testti. Daha önce hiç görmediğimiz bir şey değil; Cathy Freeman ve geçmişteki bazı atletler benzer şeyler yapmıştı. Bu sadece yeni teknolojiyle güncellenmiş versiyonu,” dedi.
Hodgkinson’ın Büyük Britanyalı takım arkadaşı ve Athlos’ta bir mil yarışında ikinci olan Georgia Hunter Bell ise gazetecilere, bu hız tulumunun 2028 Oyunları’nda İngiliz atletler için bir seçenek olacağını söyledi:
“Çok ilgi çekici çünkü şu an çılgınca görünse bile birkaç yıl içinde norm haline gelecek. Büyük Britanya Takımı formalarımız çıktığında Olimpiyatlar’da giyebileceğimiz seçeneklerden biri olacak. Şimdiden bunu sergilemek heyecan verici.”
Atletler, ister malzeme teknolojisinde ister beslenme veya spor bilimindeki gelişmelerde olsun, her zaman kendilerine avantaj sağlayacak yeniliklerin peşindedir. Markalar, atletin kişisel tercihi ve konforundan bağımsız olarak böyle bir tulumu giymenin tartışmasız bir avantaj sunduğunu kanıtlayabilirse, gelecekte başlangıç çizgisinde diğer kıyafetlerden çok daha fazla hız tulumu görebiliriz.
Ancak kesin kanıtlar ortaya konulmadığı sürece bu tulum muhtemelen atletlerin seçebileceği alternatiflerden biri olarak kalacak ve karar, sporcunun kendini neyin içinde en rahat ve “hızlı” hissettiğine bağlı olacaktır.
Yine de, Hunter Bell’in ifadesiyle bu tür “iddialı parçaların” kadın atletler için yaratabileceği medya ilgisi ve görünürlük boyutunu da unutmamak gerekiyor.
Ohanian, Athlos gibi etkinliklerin bu sürece katkı sağlamasını kesinlikle arzuluyor.
“Keely bir tenisçi olsaydı; star ışığıyla, dijital dünyadaki etkileşimiyle küresel bir süper star olurdu,” diyen Ohanian ekliyor: “Çünkü kadın tenisinin altyapısı kısmen de olsa Serena ve Venus Williams sayesinde var.”
Kadın atletlerin popülaritelerini artırmalarına yardımcı olmanın kadın sporunu uzun vadede olumlu etkileyeceğini belirtip sözlerini şöyle tamamlıyor: “Çünkü onu izleyen küçük bir kız çocuğu, diğer ünlü isimler gibi şöhret ve başarıya giden bir yol görecek. Bu da yetenek havuzunu genişletecek… Bu hepimiz için daha iyi, çünkü çok daha büyük başarılara zemin hazırlayacak.”