İlginç bir anket: fon skandalından 48 saat önce Türk halkının en çok korktuğu dört şey neydi?

27 Ekim 2026

Cumartesi akşamından beri New York’tayım.

Amerika, 3 Kasım günü seçime gidiyor.

Trump’ın kalan iki yılının nasıl geçeceğini belirleyecek çok önemli bir seçim olacak.

New York’ta seçim olmadığı için burada seçim havası hissedilmiyor.

Televizyonlarda bizdeki gibi bir “konuşan kafa” izdihamı olmadığı için ekranda da pek bir şey hissetmiyorsunuz.

Önceki gün tek heyecan, eski Başkan Obama’nın Demokratlar için kampanyaya girmesi oldu.

Bir kere daha anladım ki Obama çok iyi bir siyasetçi.

Ortamı birden ateşledi.

Uydurma anketle New York Times’ı kandıran şirket

Durum kritikleştiği için Trump da bizzat kampanyaya girdi.

Gittiği her yerde kovboy şapkalı MAGA’lılara bol bol sarılıyor.

Bunun dışında konuşulan tek şey, bir seçim araştırma şirketinin sahte anket yaptığını itiraf etmesi.

Wedgewood Polls adlı bir şirket uydurma veriler yayımlamış ve bazı gazeteler de bunları kullanmış.

Kandırdıkları medya kuruluşları arasında New York Times da var.

Asıl vahimi, bu tür anketleri yayımlayan “Fifty Plus One” adlı bir internet sitesini de kandırmışlar.

Ne var ki skandalı ortaya çıkaran yine Fifty Plus One oldu.

Bir kere daha anladım ki özgür basın, yanlışlıkların düzeltilmesinde de en etkili mecra.

ABD’yi izlerken asıl seçim haberi Sırbistan ve Brezilya’dan geldi

Asıl amacım ABD seçimlerini izlemekti ama dün asıl haberler başka yerlerden geldi.

Sırbistan’ın 14 yıllık otoriter ve popülist lideri Vuçiç seçimleri kaybetti.

Böylece Avrupa’da Polonya ve Macaristan’dan sonra bir popülizm ve otoriterlik kalesi daha yıkıldı.

Brezilya’da ise oranın Trump’ı olmayı vadeden Bolsonaro seçimi kaybetti.

Şimdi gözler ABD seçimlerine döndü.

Burada da Trump’ın ağır bir seçim yenilgisi yaşayıp yaşamayacağını göreceğiz.

Kendime bir seçim logosu bile hazırladım

Yazarlık hayatımda bir çok yenilik yaptım.

Şimdi de ChatGPT Grafik uygulaması sayesinde yazıda kullandığım grafikleri de kendim yapmaya başladım.

Ayrıca kendime bir seçim logosu bile hazırladım.

Ama bugün için yazacak pek ilginç bir şey bulamadığımdan yine Türkiye’ye döneceğim.

Bizde seçime daha 18 ay var ama heyecan şimdiden acayip.

Yıllardır izlediğim Konda’nın eylül sonuçları ilginç

Yıllardır her gün önüme anketler geliyor. Pek çoğuna bakmıyorum bile.

Ama yıllardır izlediğim bazı anket şirketleri de var.

Bunlar bazı seçim sonuçlarında yanıldılar.

Ama sahte anket yayımladıklarına dair bir bilgi olmadı.

Bunlardan biri de KONDA.

New York’a gelirken KONDA’nın yayımladığı son anketi yanıma aldım.

Eylül 2026 sonuçlarıydı.

Benim açımdan önemi şuydu.

Araştırmacılar fon skandalından 48 saat önce sahadaymış

Araştırmacılar 12-13 Eylül tarihlerinde sahaya çıkmışlar.

Fon skandalı 16 Eylül akşamı patladı.

Yani bu sonuçlar, Türkiye tarihinin en büyük finansal skandalının patlamasından üç gün önceki Türkiye’nin fotoğrafını veriyor bize.

Mesela fon skandalı patlamadan üç gün önce AKP’nin durumu neydi?

En hızlı yükselen parti hangisiydi?

Cumhur İttifakı’nın durumu neydi?

AKP en çok toplumun hangi kesiminde oy kaybediyordu?

Siyasi sonuçları vermeyeceğim ama AKP yöneticilerine şu ipuçlarını vereceğim

Araştırmanın siyasi sonuçlarını vermeyeceğim.

Ancak şunu söyleyebilirim:

AKP yönetiminin bu araştırmayı önüne koyup ekimde, yani fon skandalından sonra gelecek sonuçlarla karşılaştırmasında büyük yarar var.

Sadece şunu söyleyeyim.

Son bir yılda hep 3-4 puan önde giden AKP, skandaldan 48 saat önce ne durumdaydı?

KONDA, bir yıla yakın zamandır seçim anketlerinde AKP’yi hep 3-4 puan önde gösteriyordu.

Şimdi durum çok farklı ve karmaşık.

AKP yine önde ama o zaman karşısında sadece CHP vardı.

Şimdi Yeni Parti ve CHP var.

İlginç gelişme şu:

Yeni Parti ile CHP’nin oylarını toplarsanız AKP’yi iki puan geçmiş durumdalar.

Yeni Parti, 18-29 yaş arasındaki gençlerde büyük sıçrama yapmış.

AKP en fazla oyu emekliler arasında kaybetmiş.

Bir çarpıcı sonuç da şu:

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın onay oranı eylülde beş puan düşmüş.

Dediğim gibi bunlar fon krizi öncesindeki sonuçlar.

Güçlendirilmiş başkanlık rejiminde en çok hangi korkularımız arttı?

Ancak bu ankette beni en çok ilgilendiren bölüm, Türk halkının korkularının arttığı konular.

Ankette, son 10 yılda Türk halkının tehdit algısında nelerin değiştiğine bakmışlar.

Dikkat edin, son 10 yıl demek, Türkiye’nin güçlendirilmiş Cumhurbaşkanlığı sistemine geçtiği dönem.

Bu 10 yılda Türk halkının hangi konularda endişesi azalmış, hangi konularda artmış?

Sonuç çok ilginç.

Bu korkulardan biri var ki önümüzdeki dönemde belki seçim sonuçlarını da etkileyecek.

O nedenle AKP yöneticileri çok dikkatle okumalı diyorum.

AKP, 17-25 Aralık’ı atlatmıştı, bu krizi de atlatır mı?

Çünkü önlerinde şöyle çok kritik bir soru var:

Fon skandalı AKP oylarını etkileyecek mi?

Konuştuğum iktidara yakın insanlar, hatta muhalif görüşteki bazı tanıdıklarım bile şöyle bir ön yargıya sahip:

“Türk halkı artık yolsuzluklardan etkilenmiyor.”

Bu görüşü desteklemek için verdikleri örnek de 17-25 Aralık.

AKP’nin oylarına hiç etkisi olmamıştı.

Belki oylara etkisi olmadı ama bu anket farklı bir şey söylüyor.

Son 10 yılda halkın iki konuda endişesi azalmış

Son 10 yılda Türk halkının “tehdit” olarak gördüğü bazı konularda endişesi azalmış.

Mesela iç savaş.

Mesela terör.

Bu konulardaki oranlar düşmüş.

Ama buna karşılık dört konuda endişeleri artmış.

Hem de ne artış…

Adeta patlama yaşanmış.

Halkın endişesini arttıran dört konu

Bir numaraya yüzde 42 ile “Hukuksuzluk” oturmuş.

İki numarada yüzde 35 ile “Fakirlik ve yoksulluk” var.

Üç numarada “Düzensiz göç”…

Dört numaraya ise “Mafya ve çeteler” girmiş.

Beş numarada, oranı azalmakla birlikte, yine terör var.

Altı numaraya ise yüzde 24 ile “Yolsuzluk” çıkmış.

Yani “Halk yolsuzluğu takmaz” diyenleri doğrulamayan bir durum var.

Üstelik bu oran yüzde 13’ten yüzde 24’e fırlamış.

CHP’li belediyeler yüzünden mi sıçradı?

“Bu oran CHP’li belediyeler yüzünden arttı” diyebilirsiniz.

Ama 10 yıl önce de yüzde 13’müş.

İnsanların büyük bölümünün CHP’li belediyelere yapılan operasyonları siyasi amaçlı ve adaletsiz uygulamalar olarak görmeye devam ettiğini unutmayın.

Üstelik böyle düşünenlerin oranı hiç de küçük değil.

Yüzde 60.

En önemli soru: 48 saat önceki durum ekim sonunda ne olacak?

Şimdi ekim ayından itibaren fon skandalının etkilerini de görmeye başlayacağız.

Tekrar ediyorum:

Bu, AKP’nin seçim işlerinden sorumlu yöneticilerinin çok dikkatle okumaları gereken bir anket.

Ankette, son altı aydır gündemde olan iki konu hakkında da çarpıcı sonuçlar var.

Biri, A101 grubuna satılan Carrefour marketler zincirinde alkollü içki satılmamasıyla ilgili.

Her 10 Türk’ten kaçı “Alkollü içki servisi yapılan restoranda yemek yerim” diyor

Araştırmada Carrefour adı verilerek soru sorulmamış.

Bu konuda iki soru var.

Birincisi şu:

“Alkollü içki servisi yapılan bir restoranda yemek yer misiniz?”

Türkiye’nin yüzde 52’si “Evet, yerim” diyor.

“Yemem” diyenler yüzde 48.

Ancak ikinci bir soru daha var ki bunun, Carrefour marketler zincirini aldıktan sonra alkollü içki satışını kaldıran A101 grubuyla ilgili olduğu açık.

Carrefour sorusu: İçki satan mağazadan alışveriş yapar mısınız?

İkinci soru ise şu:

“Alkollü içki satan bir marketten herhangi bir şey alır mısınız?”

Yüzde 60 “Alırım” diyor.

“Almam” diyenler yüzde 39’da kalıyor.

Araştırmanın bu bölümünde daha da ilginç bir alt analiz var.

Bu soruya verilen cevapları, katılımcıların kendilerini “Ateist”, “İnançsız”, “İnançlı”, “Dindar” ve “Sofu” olarak tanımlamalarına göre de ayırmışlar.

İşte orada ilginç bazı durumlar var.

“İnançlıyım” diyen insanların yüzde 86’sı “Alırım” diyor

Mesela kendini “İnançlı” olarak tanımlayan insanların yüzde 86’sı “Evet, alırım” cevabını vermiş.

Kendini “Dindar” olarak tarif edenlerde “Alırım” diyenlerin oranı yüzde 45’e iniyor.

Kendine “Sofu” diyenlerin bile yüzde 31’i “Evet, alkollü içki satan bir marketten alışveriş ederim” cevabını vermiş.

Carrefour’un aldığı karar ticari de değil, sosyolojik de

Carrefour’un aldığı karara gelince…

Tabii ki bu sadece kendilerini ilgilendirir. Satıp satmamak kendi kararları.

Kimse de karışamaz.

Ama bilelim ki bu ticari bir karar değil.

Anket gösteriyor ki sosyolojik bir karar da değil.

Bence bu, sahiplerinin ya kendi inançları doğrultusunda ya da “Böyle yaparsak devletle aramız daha iyi olur” düşüncesiyle aldıkları bir karar.

Türkiye’de her 10 kişiden kaçına göre Manifesto grubu örf ve adetlerimize zararlı?

Araştırmanın son bölümünde ise Manifest grubuyla ilgili sorular var.

Orada da görüyoruz ki Türk halkının Manifest grubuyla ilgili bir sorunu yok.

Üçte bire yakını zaten adını bile duymamış.

Manifest’i bilenler arasında “Ahlakımıza, örf ve âdetlerimize zarar veriyor” diyenlerin oranı ise sadece yüzde 22…

Yani bilenlerin yaklaşık beşte biri böyle düşünüyor.

Ama savcıların yazdığı iddianameye, konserlerini yasaklayan belediyelere bakarsanız Manifest grubunun dansları, halkın genelinin ahlakına ve geleneklerine aykırı.

Türkiye’nin yüzde kaçı Milli Görüş çizgisinde?

AKP’nin kurucu babalarından Bülent Arınç, geçtiğimiz günlerde bir mülakatta, “Bizim Millî Görüş çizgisinde olan insanların oranı hiçbir zaman yüzde 20’yi geçmedi” demişti.

Bence son 23 yılda bu oran daha da düştü.

Hep şunu iddia ettim:

Türkiye’de halk dindarlaşmıyor, sekülerleşiyor.

Dindarlaşan ise devlet.

Devlet de bu dini, okullardaki çocuklara ve ailelerine bile empoze edemiyor.

AKP, tarihinin en kritik seçimine girecek.

Bence bu ankette onlara yol gösterecek çok önemli sonuçlar var.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.