Şok: Milli gelirin yüzde kaçı ‘Tek adam ve yandaşlarının’ elinde?

16 Nisan 2026

Asya Cumhuriyetlerindeki “Türkmenbaşı Tek Adam rejimlerinde”, baştaki otoriter lider ve ailesinin zenginlikleri sık sık yazıldı.

Biz de alıştık.

Ama Avrupa’nın göbeğinde, hem de seçimle işbaşına gelmiş bir “Tek Adam’ın”, ailesi, akrabaları ve yandaşlarının eline geçen “Zenginlik” ne olabilir?

Birazdan size öyle bir rakam vereceğim ki iki dudağınız da uçuklayacak.

Rakamı veren ben değilim.

Dünyanın en ciddi gazetelerinden biri  New York Times…

Şimdi sıkı durun…

Gayrısafi milli hasılanın beşte biri hanedan ve yandaşlarının elinde

Gazetenin dün verdiği rakama göre…

Geçen Pazar 15 puan farkla seçim hezimetine uğrayan Avrupa’nın en güçlü tek adamı Victor Orban ve yandaşlarının bugün elinde olan servet “Macaristan Gayrısafi Milli Hasılasının beşte biri kadarmış.”

Okuduğuma ve gözlerime inanamadım.

Bir kere daha okudum.

Evet;  bütün Macaristan ekonomisinin yüzde 20’si, 16 yıl boyunca uygulanan politika sonucunda bu “Mutlu azınlığın” eline geçmiş.

Ülkenin en zengin insanı ‘Tek adamın’ damadı

Başbakanın damadı İstvan Tiborcz, devlet destekli finansmanla kurduğu devasa özel sermaye ve gayrimenkul imparatorluğu sayesinde bugün Macaristan’ın en zengin insanı haline gelmiş.

“Bu şirketler maliyet açısından verimli değiller, iyi hizmet vermiyorlar, işlerinde iyi değiller; tek iyi oldukları şey Viktor Orban’la iyi geçinmek…” 

Kendi payıma şoktayım.

Avrupa’nın göbeğinde, yani Kopenhag ve Maastrich kriterlerinin uygulanması gereken bir demokrasi coğrafyasının ortasında nasıl oldu bu iş?

Popülist tek adam paradoksu nedir?

Aslında bunun adı çok önceden kondu:

“Popülist paradoks…” 

New York Times bunu şöyle anlatıyor:

(*) BİR: Bazı popülist liderler, bataklığı kurutma ve yolsuzlukla mücadele vaatleriyle seçim kazanıyorlar. 

(*) İKİ: Ancak iktidara geldiklerinde yaptıkları ilk iş, yolsuzluğa karşı koruma sağlayan kurumları aşındırmak oluyor.

(*) ÜÇ: Aynı süreçte  bu kurumları kendi iktidarlarını sağlamlaştırmak için kullanmaya başlıyorlar. Orban, mahkemeleri ve bir zamanlar bağımsız olan devlet kurumlarını sadık adamlarıyla doldurdu

(*) DÖRT:  Medya kuruluşlarının kontrolünü ele geçirdi. 

(*) BEŞ: Sonunda baklayı ağzından çıkardı ve 2014’te inşa ettiği bu  “Yeni Macaristan’ı” “illiberal devlet” olarak adlandırdı. 

(*) ALTI: Sonunda, bu “özgürlük karşıtı devlet” ekonomiyi olumsuz etkiledi. Bugün Macaristan AB’de yolsuzluğun en yüksek, ekonomik büyümenin ise en düşük olduğu ülke haline geldi.

Bogota Timar adlı bir Macar kadın anlatıyor

Tabii bunun bir de siyasi rakipleri elemine etmek için uygulanan bölümü var. 

Dün bir Macar kadın sosyal medyada çok ilginç bir dizi paylaşım yaptı. Orban’ın, genç rakibi Peter Magyar’a yaptığı kötülükleri, kurduğu pusuları, kalleşlikleri, adaletsizlikleri tek tek yazdı. 

Şimdi o kadının ağzından, bir 21’inci Yüzyıl seçilmiş diktatörünün siyasi rakiplerine kuracağı kumpasları , yapabileceği kalleşlikleri, zulümü ve kötülükleri aktarıyorum. 

Adı Bogata Timar… 

Kendi adı mı, takma adı mı bilmiyorum. 

Böyle bir kişi var mı onu da bilmiyorum. 

Ama yazdıkları şu: 

Güçlü bir tek adam siyasi rakibine neler yapabilir?

“Fark ettiniz mi bilmiyorum, ama bu adam (Peter Magyar) bizi az önce Orbán’dan kurtardı. 

Orbán’a karşı bir seçimi kazanmak nedir biliyorsunuz değil mi?  Bu sadece bir parti kurup kampanya yapmakla bitmiyor. 

(*) Adil bir seçim için gerekli bütün kurallar, kanunlar darmadağın edilmişti.

(*) Macaristan seçim bölgeleri, sadece Orban’ın kazanması için  tamamen yok olacak şekilde yeniden çizilmişti. 

Muhalif liderin telefonu askeri casus yazılımla dinlendi

(*) Rejim seçim oyununu çok kirli oynadı. 

(*) Muhalefet lideri Magyar sürekli taciz ve tahrik edildi. 

(*) Telefonu askeri casus yazılımıyla dinlendi. 

(*) Sevgilisinin Fidesz (İktidar partisi ) ajanı olduğu ortaya çıktı. 

(*) Hakkında yapay zeka iftiraları üretildi. Bu iftiralar, Tek Adamın kontrol ettiği o devasa medya aracılığıyla  her gün Macar halkına yedirilmeye çalışıldı. 

Putin yanlısı hackerlar Orban için çalıştı

(*) Orban’ı destekleyen, Rus ajanları, ona karşı inanılmaz karalama kampanyaları oluşturullasına yardımcı oldular. 

(*) Oluşturduğu Muhalefet hareketine casuslar sokuldu. 

(*) Devlet güvenlik ve istihbarat birimleri, , onun bilgi işlem sistemini çökertmek ve veri sızıntıları yapmak için devreye sokuldu. 

(*) Onu destekleyenler taciz edildi. 

Billboardlar muhalefet liderine atılan iftiralarla dolduruldu

(*) Ülkenin her yerinde, şehirlerde bilboardlar onun hakkındaki yalanlarla dolduruldu. 

(*) Hakkında ses kasetleri düzenlenip, sızdırıldı. 

(*) Peki “Tek adam devletinin” bütün imkanları ile yapılan bu iftira, yalan, tehdit ve şantaj kampanyalarına karşı o ne yaptı? 

(*) Asla sarsılmadı. 

Muhalefet lideri: Korkmayın bu adamı sandıkta indireceksiniz

(*) Son 2 yılda Macaristan’ın 174 şehir ve kasabasından 161’ısını ziyaret etti, kalabalıklarla buluştu, kendini anlattı. 

(*) Herkesin elini  sıktı, isteyen herkesle selfie çekti. Günde 6, hatta 9 kasabayı ziyaret etmeyi başardı. Neredeyse her gün halkın arasındaydı… (*) Gittiği her yerde insanlara  hep şunu söyledi: 

“Korkmayın…

Korkmayın çünkü bu kötü adamlar gidecek… 

Sandıkta siz götüreceksiniz…’ 

Çalınan vatanınızı geri alacaksınız

(*) İnsanlara hep umut verdi. Onları  birbirleriyle konuşmaya yönlendirdi. Kötülüklere karşı iyilikleri anlattı. 

(*) Bu kötü adamların diktası altında yaşadıkları 16 sefil yıldan sonra çalınan vatanlarını yeniden geri alacaklarını  söyledi. 

(*) Herbirinin yeniden vatanları ile övünen gururlu birer vatandaş haline geleceğini fısıldadı. 

Macaristan artık birlikte şarkı söylenen bir ülke

(*) Bu bir dönüm noktası… 

(*) Macarlar şimdi birbirlerinin omuzlarına başlarını yaslayıp ağladığı, kalabalık metro vagonlarında vatansever şarkılar söylediği, sokaklara çıkıp bayraklarını salladıkları kornalar çaldıkları bir millet haline geldi yeniden. 

(*) Bu, tarihi bir dönüm noktası. 

(*) Ve bizi buraya işte bu zulüm, iftira, baskı ve kumpaslar mücadele eden bu adam, yeni başbakan Magyar getirdi….”

Muhalif lider solcuymuş sağcıymış hiç önemli değil

Macar kadının paylaşımı şöyle sona eriyor:

“O, merkez sağcı, muhafazakâr bir kişi mi? 

Evet… 

Ama solcuymuş sağcıymış kimsenin umurunda değil. 

O, demokratik bir devlete ve hukukun üstünlüğüne inanıyor ve görevi kutuplaştırılmış, bölünmüş Macaristan halkını yeniden bir millet yapmak. Bu bizim için bir mucize…”

Önce Polonya’nın popülist despotu gitti, şimdi Orban

Bir Avrupa Birliği üyesi ülke halkı için çok elem verici bir 16 yıldı. Avrupa gibi bir demokrasi coğrafyası için yüz kızartıcı, utanılacak bir 16 yıldı. 

21inci yüzyıl popülizminin ürünü otoriter baskıcılık, daha önce Polonya’da bitmişti. 

Pazar gecesi Macaristan’da da bitti. 

Avrupa demokrasisisi budur. 

Halk sandıkta getirir, vezir eder;

Sandıkta götürür hem de böyle rezil eder. 

Erdoğan Viktor Orban’a neden destek vermedi?

Bu seçim sırasında Türkiye açısından dikkat çekici bir gelişme oldu.

Trump, Netanyahu, Meloni, Putin gibi etkili liderler Victor Orban’a açık ve kuvvetli destek verirken, Cumhurbaşkanı Erdoğan sessiz kaldı.

Oysa Orban’ın iyi bir dostuydu.

Ona bu desteği vermediği gibi, önceki gün yeni seçilen başbakanı arayarak tebrik etti.

Bence çok güzel bir adım.

Bu sessizliği ve sonraki  adımı Orban’ın Netanyahu’ya verdiği destek nedeniyle miydi yoksa başka bir nedeni mi vardı bilmiyorum.

Ama çok iyi bildiğim bir şey var.

Macaristan seçimi ve İran savaşı Türkiye’nin önüne tarihi bir fırsatı getiriyor.

Fabrika ayarlarına dönmek için tarihi fırsat

İran Savaşı sonrası NATO ve Avrupa yeniden doğuyor.

Avrupa demokratik geleneklerine dönüyor.

Yeniden askeri ve ekonomik bir güç olarak parlayacak.

Bu yeni konjonktür içinde Türkiye çok cazip bir ülke haline gelecek.

Ama Macaristan örneği gösterdi ki, demokrasisi, adaleti, özgürlükleri, insan hakları gelişmemiş bir ülke bizim coğrafyamızda başarı hikayesi yazamıyor.

Gerçek tercih: Altın çağ mı, teneke yüzyılı mı?

Orban 1922’de seçime girerken “Macaristan’ın Altın Çağı” olacak demişti.

Tam aksine teneke çağı oldu.

Oysa şimdi bizim önümüzde “Türkiye Yüzyılı” sloganını gerçekleştirmek için tarihi bir fırsat var.

Bunu sağlayacak şey de demokrasi, adalet, insan hakları, özgürlük.

Yani siyasetin fabrika ayarlarına dönmesi.

Bunun için de İran Savaşı ve Macaristan seçimini iyi okumak  ve gerekli sonuçları çıkarmak yeterli olacak.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.