Hafta başında Barcelona dönüşü uçakta Türkiye’de başlayan önemli bir tartışma dikkatimi çekti…
Konu “Yapay Zeka Müziği” idi…
Tartışan tarafların birinde Tan Taşçı, ötekinde ise Cüneyt Özdemir vardı.
Ancak hiç farkında olmadan bu polemiğe bir tarafından Sezen Aksu bir tarafından da ben karıştırılmıştık.
Çünkü Cüneyt Özdemir kendi görüşünün tanıklığına Sezen Aksu’yu, Tan Taşçı ise beni davet ediyordu.

İlginçtir, aynı saatlerde uçakta kulaklığımı takıp müzik dinlerken kendi playlistlerimden son zamanlarda en çok dinlediğim 3 şarkının tamamiyle yapay zeka ürünü olduğunu farketmiştim.
Çünkü Spotify her hafta bana “Tekrar tekrar çaldığım” parçalardan bir playlist sunuyordu.
Bu listeye göre, son günlerde en çok dinlediğim şarkı “La Notte Blu di Positano” olmuş.
Alessia Fontana adlı, ilk defa işittiğim, bir şarkıcı söylüyor.
Kimdir diye araştırdığımda karşıma çıkan cevap şu oldu:
“Çok büyük ihtimalle Yapay Zeka ürünü bir şarkı…”
Yani beste hayali, söz yazarı hayali, partisyonları yazan hayali, söyleyen hayali, çalanlar hayali…
Ama ortaya çıkan şarkı beni aldı, 1960’ların İtalya’sında San Remo Festivali efsanesinin fırtına gibi estiği, İtalyan müziğinin altın çağına götürdü.
Tabii bir de lise yıllarımın İzmir’ine ve onun düğün salonlarına…
Dinlediğim öteki iki şarkıyı ve yapay zeka müziği ile ilgili düşüncemi daha sonra yazacağım ama önce şu polemiği bir özetleyeyim.
Albümün tamamı çok iyi.
Konu Nikbinler grubunun, “Mustafa Sandal’a Saygı 1” adıyla yayınlanan albüm ve o albümü tanıtmak için yaptığı konserle ilgili.
Bu konser sırasında yapay zekanın çok fazla kullanıldığı, hatta o teknoloji ile play-back söylendiği iddiası ortaya atıldı.
Bunun üzerine Tan Taşçı X’den bir paylaşım yaptı ve konseri şöyle eleştirdi:
“Konser adı altında play-back yapılan, orkestranın sadece çalıyormuş gibi göründüğü gece, yapay zekâ vokallerle sahnelenen gösteri, reklam bütçesi ve magazinle şişirilmiş, davetiyeli ve ünlü kalabalık…”
O genelleştirerek söylemiş ama o geceyi kastettiği için ben ifadeyi tekilleştirdim.
Bunun üzerine Cüneyt Özdemir de Youtube yayınında bu suçlamaları eleştirdi ve şunu söyledi:
“Kişisel olarak ‘Şu şunu dedi’ demiyorum ama mesela Sezen Aksu bu tartışmaya girse, ‘Şu şöyle olsa’ dese anlarım. Türkiye’de bu kadar büyük bir şarkı sözü yazarı, besteci ve aranjör olarak, yani bu kadar üretken bir insan, bu tartışmaya özgüvenle girebilir. Ancak bu tartışmaya hemen balıklama atlayanlara bakıyorum; çok kişiselleştirmek istemiyorum ama kardeşim, sen ne yaptın da ne söylüyorsun? Kimin ne yaptığını eleştiriyorsun? Bir dakika yani, artık buna alışın.”
Tartışmaya Cem Adrian da girdi ve o da Nikbinler’e destek verdi. Bu arada Nikbinler benim de beğendiğim bir grup.
Tan Taşçı ise bunlara verdiği cevapta şunları söyledi:
“Cüneyt Özdemir’den çok enteresan yorumlar aldık. Bizi yorum yapmamız konusunda eleştirmiş ve bizim yerimize Sezen Aksu’nun konuşması gerektiğini söylemiş. Cüneyt Bey, bence bu durumda siz de yorum yapmayın; bu konuda Ertuğrul Özkök yorum yapsın, çünkü o daha kompetan ve eski bir haberci.”
Böylece ben de polemiğe dahil oldum.
Memnuniyetle topa girerim ama önce şunu söyleyeyim.
Ben yapay müzik uzmanı değilim. Yapay müzik üzerine çok okuyan, çok dinleyen ve düşünen biriyim.
İşte bu özelliğimle görüşümü yazayım.
Yapay zeka müziğe karşı değilim.
Çünkü beni dinlediğim müzik ilgilendiriyor.
Ve başta yazdığım gibi son zamanlarda yapay zeka ürünü olan olağanüstü şarkılar dinliyorum ve kendi kendime şunu soruyorum:
“Acaba yapay zeka algoritmaları ve dilleri benim ruhumu, insan besteci ve sanatçılardan daha mı iyi okuyor?”
“La Notte Blu di Positano” şarkısı bunun çok çarpıcı bir örneği.
Mesela çok dinlediğim bir yapay zeka ürünü şarkı da “Let Babylon Burn” adlı proje sanatçının “Soul to Soul” adlı şarkısı…
Bunun büyük bölümü yapay zeka ürünü.
Bir de Benny Rivers’ın “I Won’t Fall Again” adlı şahane bir blues parçası…

Bu şarkılara baktığımda Cüneyt Özdemir’in şu cümlesini haklı görüyorum:
“Sanatçılar da bunlara alışmalı…”
Yapay Zeka artık müziğin çok önemli bir katılanı. Bunu önlemek mümkün değil…Maalesef bazı sanatçıların işlerini elinden alacak.
Ama şunu da aynı samimiyetle şunu da söyleyeyim.
Tan Taşçı da haklı.
Çünkü bu durumda artık sanatçılara kalan en önemli alan sahne ve o sahnedeki sahicilik.
Yapay zeka, DJ’lerin sahne ortağı ve paydaşı.
Ama sanatçıların tek paydaşı ve ortağı sahnedeki gerçek müzisyenler ve sahicilik.
Zaten Taşçı da yapım aşamalarında AI müziğe ve teknolojiye karşı olmadığını söylüyor.
Yazının başında Zülfü Livaneli de bu tartışmaya katılmalı demiştim.
Bu yıl başında “Donde Estas” adlı bir şarkı yayınlandı.
Plağın üzerinde Zülfü Livaneli yazıyordu. Ancak şarkıyı söyleyen İspanyol bir kadındı.
Bunun üzerine Livaneli’yi aradım ve sordum.
“Eski şarkılarımdan biri ama gerisi tamamen yapay zeka ürünü” dedi.
Son zamanlarda Livaneli’nin en çok dinlediğim parçalarından biri oldu bu şarkı. .
Müthiş bir Akdeniz hüznü ve huzuru var.
Bana göre Türkiye’deki ilk başarılı yapay zeka ürünüdür.
Zülfü de alıştığına göre, öteki sanatçılar da alışabilir diye düşünüyorum.
O nedenle onun görüşünü de merak ettim.

Bu arada Cüneyt’e şunu da söylemek isterim.
Tan Taşçı da öyle hafife alınacak bir sanatçı değil.
İlk albümünü 2005’de çıkardı. 21 yıldan beri Türk müziğinde iyi bir kariyeri var.
Geçen yılın sonunda çıkan “Yok Başka Hayalim” şarkısını hala keyifle dinliyorum.
Bu şarkı sadece Spotify’da 50 milyon kere dinlenmiş.
“Nasıl Seveceğim” de öyle.
Yani “Sen de kimsin” diye kenara itilecek bir sanatçı değil.
Gelelim asıl önemli soruya…
Acaba dinleyiciler bu polemiğe ve Yapay Zeka Müziğe nasıl bakıyorlar, ne hissediyorlar?
Bu konuda benim ulaşabildiğim ilk önemli çalışma, bir streaming müzik izleme şirketinden geldi.
“Luminate” çalışmalarını çok yakından izlediğim bir müzik ve video izleme şirketi.
Geçen ayın ortasında Yapay Zeka Müzik ile ilgili ilk önemli ölçümlerin ve araştırmaların sonuçlarını “Generative AI In Music” (Müzikte Üretken Yapay Zeka) adlı 2026 Raporuyla açıkladı.
Çok ilginç bazı sonuçlar var.
Bir kere dinleyicilerin yüzde 70’i yapay zeka müziğe olumlu bakıyor veya yapay zekadan mı yoksa gerçek sanatçıdan mı geldiğini pek önemsemiyor.
Yapay zeka ile kaydedilmiş müziklerin dinlenme sayıları da giderek yükseliyor.
Mesela Xania Monet adlı bir AI sanatçısının Ritm&Blues/Hip Hop tarzı şarkısı bugüne kadar 117 milyon kere dinlenmiş.

Xania Monet ve Breaking Rust adlı en çok dinlenen iki AI sanatçısının müziklerini yapmak için kullandıkları “Suno” adlı “Yapay Zeka Müzik Üretim Platformu’nun” piyasa değeri 2.5 milyar doları aştı.
2 milyona yakın insan yapay müzik üretimi için bu platforma abone olmuş durumda.
Şirket geçen yıl Eylül ayında daha gelişmiş bir modelini kullanıma sundu.
Yani değerini çok yakında 10 milyar dolara ulaşmış görebiliriz.
Ayrıca Instagram’da yapay zeka müzik paylaşımlarının sayısı giderek artıyor.
Çok başarımlı blues sanatçıları yaratılıyor.
Ancak son aylarda ilginç bir gelişme var.
Yapay Zeka Müziğe olan dinleyici ilgisi düşüyor.
Mayıs 2025’de “Net ‘- % 13 olan olumsuz tutum, Kasım ayında -%20’ye çıktı.
Daha da ilginci, en büyük ilgi kaybı Alfa ve Z kuşaklarında gözlendi.
Aynı dönemde bu 2 kuşağın ilgisi -% 6’dan -%16’ya çıktı.
Ama “Bu müziğe kesinlikle negatif bakıyorum diyenlerin oranı da son aylarda yükseliyor…
Peki neden böyle oluyor?
Bunun en büyük nedeni, Spotify, Apple Music, Youtube gibi streaming müzik platformlarının, bir müziğin yapay zeka ürünü olup olmadığı konusunda kesin bilgi vermemeleri.
Instagram ve Spotify zaman zaman bazı küçük bilgiler veriyor ama sanki onlar bile hangisinin yapay zeka ürünü, hangisinin kısmen yapay zeka ile üretilmiş olduğu konusunda emin değiller.
O nedenle ChatGPT’ye de bir müziği sorduğunuzda kesin cevap alamıyorsunuz.
Mesela Let Babylon Burn adlı proje grubunun ne kadarı yapay zeka ne kadarı gerçek insan ürünü çıkaramadım.
İnsanların bunu bilme hakkı var.
Sonuç olarak bu tartışma giderek büyüyecek.
Ve sonunda en azından şu konuda anlaşacağız:
Bu konudaki tutumumuzu gerçekler değil duygularımız belirliyor.
Mesela bizim evde, Tansu yapay zeka müziğe karşı.
Bense değilim ve keyifle dinlemeye devam ediyorum.
Bu tartışmada hangimiz haklı hiç önemli değil.
Çünkü hayat, su gibi akıp kendi yolunu buluyor.
Mesela bu yaz başında Akdeniz Geceleri mevsimini şimdiden açmak istiyorsanız, “La Notte Blu di Positano” şarkısını öneririm.
Tamamen Yapay Zeka ürünü…
Ve tamamen Akdeniz ambiyansı…
Yakamozlarla harika gider…
Yine de gerçek ve sahici bir sanatçıdan harika bir şarkı dinlemek isterseniz size Peter Gabriel’in yeni çıkan şarkısı Won’t Stand Down; Bright Side Mix’ı tavsiye ederim.
14 Mayıs 2026 - Tan Taşçı-Cüneyt Özdemir polemiğine Sezen Aksu ve Zülfü Livaneli de girmeli
13 Mayıs 2026 - 10 bin euroluk bir VIP koltukta 90 dakikada neler gördüm neler?
9 Mayıs 2026 - Yemin ediyorum, dünyanın en iğrenç patronu işte bu adam!
8 Mayıs 2026 - 70 yıllık bir taraftar olarak neden yine ve yeniden Aziz Bey’e oy vereceğim?