Galiba flört etmekten yorulduk.
Sağa kaydır, sola kaydır. Eşleş. Yaz. Cevap bekle. İki kere buluş. Üç gün ortadan kaybol. Sonra gece 23.48’de “Naber?” mesajı gelsin.
Bir de ilişkilerin yeni sözlüğü var: situationship, ghosting, breadcrumbing, benching…
Eskiden bir adam sizi istemiyorsa istemiyordu. Şimdi istemiyor ama Story’nizi izliyor. Aramıyor ama kalp bırakıyor. Sevgiliniz değil ama başkasıyla görüşürseniz bozuluyor.
Modern aşk bize sonsuz seçenek verdi ama galiba bir şeyi elimizden aldı. Ne olduğumuzu bilme rahatlığını.
Tam bu sırada dünyanın en büyük flört aplikasyon şirketlerinden biri çok ilginç bir şey yapıyor.Tinder ve Hinge’in de sahibi olan Match Group, Upward adlı flört uygulamasını yeniden tasarladı.
The Atlantic’in 22 Eylül’de yayımladığı yazıya göre uygulamanın yeni hedefi, flört ederken niyetini baştan ortaya koyan insanlar. Ve niyet dedikleri şey öyle “bakalım enerji tutarsa” filan değil. Evlilik.
Upward’ın yeni özelliklerinden birinin adı Marriage Timeline (Evlilik Takvimi). Profile ne kadar zamanda evlenmek istediğinizi yazabiliyorsunuz. Bir yıl. İki yıl.
Düşünsenize. Biz yıllardır ilk buluşmada “Evlilik istiyorum” demeyin, adam korkar diye kadınlara taktik veriyoruz. Uygulamada daha kahveyi ısmarlamadan söylüyor. Bence şahane.
İlk buluşmada “Akışına bıraktım.” diyen biriyle iki yıl geçirip sonra adamın “Ben zaten evliliğe hiç inanmadım” dediğini öğrenmekten iyidir.
Romantik olmayabilir. Ama insan ömründen tasarruf ettiriyor.
Daha ilginci, Upward’da Chivalry Mode “Centilmenlik Modu” diye bir özellik de var. Eşleşmede ilk mesajı erkek gönderiyor.
Bir dakika. Kadın ilk mesajı atsın diye flört aplikasyonları kuruldu. Sonra Bumble bile bundan vazgeçti. Şimdi başka bir uygulama “Erkek ilk adımı atsın, iki taraf da evlilik niyetini baştan söylesin” diyor. Acaba saat geriye mi dönüyor?
The Atlantic’in aktardığı 2026 Singles in America araştırmasında Gen Z katılımcıların yüzde 72’si evlenmek istediğini söylüyor. Başka bir 2026 araştırmasında, Ipsos’un 30 ülkede topladığı verilerde de Gen Z yetişkinlerin yüzde 55’i hayatları boyunca evlenmeyi ya da resmi bir birliktelik kurmayı beklediğini belirtiyor.
Demek ki çocuklar nikah masasından sandığımız kadar korkmuyor. Belki de evlilikten değil, kötü evlilikten korkuyorlar. Ki bunda son derece haklılar.
Evlilik uğruna evlenmek, yalnız kalmamak için evlenmek, ekonomik olarak mecbur olduğu için evlenmek, “Yaşım geldi” diye evlenmek…
Bunların hiçbirini savunmuyorum. Ben başka bir evlilikten söz ediyorum. İki yetişkin insanın “Dünyada milyarlarca insan var. Ben hayatı seninle kurmayı seçiyorum.”demesinden.
Bunun modasının geçtiğini hiç düşünmüyorum.
Modern ilişkilerde seçenek hiç bitmiyor. Telefonunuzda birkaç santimetrelik hareketle bir sonraki insan geliyor. Daha yakışıklısı olabilir. Daha zengini, komiği, genci olabilir. Hatta sizden daha çok hoşlananı olabilir. Ve tam da bu nedenle birini seçmenin değeri artıyor.
Evlilik bana biraz bunu ifade ediyor. “Dünyadaki en mükemmel insanı buldum” demek değil. Öyle biri zaten yok. “Seni seçiyorum ve bu seçimin arkasında durmaya niyet ediyorum” demek.
Bence bunun romantik değeri “kaydır” çağında azalmadı. Tam tersine arttı. Çünkü seçenek sonsuz olduğunda seçim yapmak cesaret istiyor.
Elbette nikah kağıdı iyi ilişki yaratmıyor. Kötü bir sevgili nikah memurunun önünde sihirli biçimde iyi bir eşe dönüşmüyor. Sadakatsizliği, ilgisizliği, kötü iletişimi, şiddeti ya da sevgisizliği evlilik romantikleştiremez. Ama iyi bir evlilikte nikahın temsil ettiği şeyin değerli olduğunu düşünüyorum.
Devam etme niyeti. İlişkilerde zor dönemler geliyor. Çocuk oluyor. Anne-babalar yaşlanıyor. Para azalıyor. Beden değişiyor. İnsan bazen kendisi bile değişiyor. Ve uzun ilişkinin belki de en büyük lüksü, her kötü haftada ilişkinin varlığını yeniden müzakere etmek zorunda olmamak.
“Bu ay iyi değiliz, ayrılıyor muyuz?” yerine “Bu ay iyi değiliz, nasıl düzelteceğiz?” diyebilmek. İki cümle arasında büyük fark var.
Çünkü önceki kuşakların evliliklerinin bazı taraflarını haklı olarak reddettik. Kadının ekonomik olarak erkeğe bağımlı olduğu evlilik istemiyoruz. “Çocuk için ne olursa olsun devam et” istemiyoruz.
Erkeğin ev işine yardım etmesini bile büyük meziyet saydığımız evlilik istemiyoruz. Kadının bütün görünmez emeği üstlendiği düzen istemiyoruz. Harika. Ama genç jenerasyon kötü evlilik modelini reddederken evlilik fikrinin kendisini çöpe atmak zorunda olmadığını fark etti.
YouGov’un 2026’da yaptığı geniş ilişki araştırması da insanların ilişkilerde hala oldukça belirgin beklentileri olduğunu gösteriyor. Sadakat, bağlılık, ilişkinin dönüm noktaları ve eşten beklentiler ortadan kaybolmuş değil.
Belki yeni kuşak “geleneksel evlilik” istemiyor. Ama ciddi ilişki istiyor.
Çünkü aşk çok güzel. Ama aşkın üzerine hayat kurmak başka bir şey.
Birine aşık olabilirsiniz. Evlilikte ise onunla hastaneye gidiyorsunuz, tatil planlıyorsunuz, ailelerle uğraşıyorsunuz, bazen kavga ediyorsunuz, bazen barışıyorsunuz, bazen çok iyi seks yapıyorsunuz, bazen üç hafta hiçbir şey yapmıyorsunuz. Ve ertesi sabah yine aynı takımın oyuncususunuz.
Bence evliliğin romantizmi tam burada. Ertesi günlerde.
O yüzden Upward’ın “Evlilik Takvimi” özelliğine önce biraz güldüm. Sonra düşündüm. Belki gençler bizden daha akıllı. Aylarca “Biz neyiz?” diye düşünmek yerine baştan “Ben evlenmek istiyorum. Sen ne istiyorsun?” diyorlar. İnsan bunun neresi eski moda diye düşünüyor. Bence gayet modern.Çünkü özgürlük yalnızca hiçbir şeye bağlanmamak değildir. İstediğiniz insana kendi isteğinizle bağlanabilmek de özgürlüktür.
Bunca kaydır, ghosting, situationship ve “bakalım nereye gidiyor”dan sonra belki aşkın en radikal yeni hareketi gerçekten eski bir şey olacak. Birini bulmak. Onu seçmek. Ve ona: “Ben seninle kalmak istiyorum.” demek.
30 Eylül 2026 - Evlilik istiyorsan söyle
27 Eylül 2026 - Senin vaktin var, benim yok
26 Eylül 2026 - Eski kocamla yeniden evleniyoruz. Arada hayatıma giren adamı anlatmalı mıyım?
23 Eylül 2026 - Mounjaro mu, değil mi?
20 Eylül 2026 - Bilim araştırdı ve belki de buldu: Kadınlar ne ister?