Lütfen arkadaş kalalım

8 Ağustos 2026

Sevgili eşimle doğum günümü Hint Okyanusu’nun ortasında, haritada neredeyse nokta kadar görünen bir adada kutlarken bile Türkiye gündeminden uzak kalmak ne mümkün!

Sevgili Savaş Özbey’in yazısında okuduğum kadarıyla, üç yıl evli kaldıktan sonra boşanan müzisyen Ufuk Beydemir, eski eşi oyuncu İpek Filiz Yazıcı’nın yeni aşkıyla ilgili oldukça olaylı bir yorum yapmış.

Antrenör İhsan Taha Torğut ile ilişkisini ilan eden Yazıcı için Beydemir, sosyal medyada “Attan inip eşeğe binen ex…” benzetmesini kullanmış.

Bir evlilik bitiyor ama anlaşılan bazen eski eşin yeni sevgilisi hakkında fikir beyan etme hakkının da boşanma protokolüne dahil olduğu düşünülüyor.

Şaka bir yana, bu olay bana daha ilginç bir soruyu düşündürdü: Bir aşk bittikten sonra gerçekten arkadaş kalabilir miyiz?

Çünkü bir zamanlar aynı yatağı, aynı hayatı, aynı hayalleri ve muhtemelen aynı mutfak eşyalarını paylaşmış iki insanın bir sabah uyanıp “Artık sevgili değiliz ama şahane arkadaşız” diyebilmesi kulağa medeni geliyor. Peki gerçekten öyle mi?

Bilim bu konuda biraz daha şüpheci. Oakland Üniversitesi’nden Justin K. Mogilski ve Lisa L. M. Welling’in Personality and Individual Differences dergisinde yayımlanan “Staying Friends with an Ex: Sex and Dark Personality Traits Predict Motivations for Post-Relationship Friendship” başlıklı araştırması, insanların eski partnerleriyle neden arkadaş kalmak istediklerini ve bu motivasyonların kişilik özellikleriyle ilişkisini inceledi.

Araştırmacılar iki ayrı çalışmada yüzlerce katılımcının cevaplarını değerlendirdi ve eski eşle arkadaş kalmanın ardında romantik olmayan, hatta zaman zaman oldukça pragmatik nedenler bulunabildiğini gösterdi.

Eski eş hala güvenilir, tanıdık ve değerli bir insan olabilir ama ilişkinin devamını aynı zamanda bilgi, statü, para, sevgi ya da cinsel yakınlık gibi bazı kaynaklara erişim de sürdürebilir. Üstelik araştırmada daha karanlık ya da antagonistik kişilik özellikleriyle pragmatik ve cinsel erişim odaklı motivasyonlar arasında da ilişkiler bulundu. Yani eski eşiniz size “Lütfen arkadaş kalalım” dediğinde bu teklif her zaman duygusal olgunluğun nişanesi olmayabilir. Bazen gerçekten dostluk, bazen yalnız kalma korkusu, bazen açık bırakılmış bir kapı, bazen de gayet stratejik bir hamle olabilir. Ama eski sevgililer adına bütün ümidimizi kesmeyelim.

Personal Relationships dergisinde yayımlanan başka bir araştırma, eski eşle arkadaş kalma nedenlerini dört ana başlıkta topluyor.

İlki güvenlik ve duygusal destek. Birlikte büyümüş, yıllarca birbirinin hayatına tanıklık etmiş ve birbirini çok iyi tanıyan iki insan, aşk bittikten sonra da birbirleri için gerçekten değerli kişiler olmaya devam edebiliyor.

İkincisi pratik nedenler. Ortak çocuklar, ortak arkadaşlar, işler, sosyal çevreler, maddi meseleler ya da bazen bir evcil hayvan… Bazı ayrılıklarda “Bir daha asla görüşmeyelim” deme lüksünüz zaten yok.

Üçüncü kategori çözümlenmemiş romantik duygular. Bence en az itiraf edilen ama taraflardan birinin zihninin bir köşesinde en sık dolaşan nedenlerden biri bu: “Belki bir gün yeniden…”

Ve son olarak nezaket. Yani bir nevi, “Seni terk ediyorum ama o kadar da kötü biri değilim” diplomasisi.

İşin ilginç tarafı araştırmacılar, güvenlik ve duygusal bağ nedeniyle sürdürülen arkadaşlıkların daha olumlu sonuçlarla ilişkili olduğunu,çözümlenmemiş romantik arzular nedeniyle sürdürülenlerin ise daha olumsuz sonuçlar doğurduğunu bulmuş. Pratik nedenler veya yalnızca nezaket üzerine kurulan dostlukların da uzun vadede devam etme ihtimali daha düşük.

Peki insanlar gerçekte ne yapıyor? Amerikan araştırma şirketi YouGov’un 2022’de yaptığı ankette, katılımcıların yarıdan fazlası, en az bir eski sevgili ya da eşle arkadaşlığı bir şekilde sürdürüyor.

Fakat burada önemli bir ayrım var. Özellikle ortak çocuklar söz konusu olduğunda sürdürülen ilişkiye her zaman “dostluk” demek doğru olmayabilir. Bazen bu, duygusal bir arkadaşlıktan çok iyi yönetilmesi gereken bir kurumsal ortaklığa benziyor. Toplantılar var, takvim var, görev dağılımı var, kriz yönetimi var… Tek fark, yönetim kurulunda bir zamanlar birbirine aşık olmuş iki kişi oturuyor.

Bana sorarsanız eski bir eşle gerçekten dost kalabilmek ciddi bir duygusal cambazlık gerektiriyor. Sınırların milimetrik çizilmesi, geçmişin sürekli bugüne taşınmaması ve belki de en önemlisi tarafların birbirlerinin yeni hayatlarına ve yeni eşlerine gerçekten saygı duyması gerekiyor.

Çünkü eski eşinizin yeni sevgilisini görünce içinizden hâlâ “attan inip eşeğe binmiş” demek geliyorsa, ilişkinizin adı arkadaşlık olsa bile belli ki bazı duygular henüz bavullarını toplayıp gitmemiş.

O nedenle insanın kendisine sorması gereken soru belki de şu: Onunla gerçekten arkadaşlıktan gelen bir ruhdaşlığımız olduğu için mi görüşüyorum, yoksa biten hikayenin son noktasını koymaya hâlâ cesaret edemediğim için mi?

Her eski aşkın dostluğa dönüşmesi gerekmiyor. Belki de bazen yapılabilecek en medeni şey, bir zamanlar hayatımızın merkezinde olan insana güzel bir gelecek dileyip onu geçmişimizin güzel —ya da en azından öğretici— bir parçası olarak bırakabilmek. Çünkü bazen eski bir aşka gösterebileceğiniz en büyük dostluk, birbirinizin geleceğinden saygıyla çekilmeyi bilmektir.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.