10-07-2026
İsmet Berkan

Palantir’le Çalışmayı Gelin de Muhafazakâr Kamuoyuna Anlatın

Palantir’le Çalışmayı Gelin de Muhafazakâr Kamuoyuna Anlatın

Palantir bir Amerikan yapay zekâ şirketi. Yapay zekâ şirketi ama öyle sizin benim kullanacağımız yapay zekâ ajanlarını üretmiyor; Palantir’in müşterileri devletler, devletlerin orduları, polis teşkilatları ve diğer güvenlik aygıtları.

Kurucusu ve patronu Alex Karp, son derece antipatik ve iddialı bir adam. Gururlu bir Amerikalı ve İsrail’i gönülden destekleyen bir Yahudi.

Babası çocuk doktoru, annesi ise Afrika kökenli bir Amerikalı. Solcu bir ailede büyüdü ve zaman zaman hâlâ kendisini “sosyalist” olarak tanımlıyor; örneğin Trump’a hiç oy vermedi.

Aslında felsefe okumak istedi ve okudu da. Ama Stanford Üniversitesinde hukuk okurken bugünün bir başka tanınmış yatırımcısı Peter Thiel ile yakın arkadaş oldu. Hukuk Fakültesini bitirdikten sonra Almanya’ya felsefe doktorası yapmaya gitti ve yaptı da. 1990’dan 2001’e kadar Almanya’da yaşadı, doktora tezini Almanca yazdı.

Ama derken anne-babasından minik bir miras kaldı, söylediğine göre sadece 12 bin dolar. Bu parayla borsada yatırımcı oldu, ardından bazı zengin insanların paralarını yönetmeye başladı ve sonunda arkadaşı Peter Thiel’in dev yatırım fonunda yönetici pozisyonuna geldi.

Sonrasında, teknik ve bilimsel bir eğitimi olmamasına rağmen Peter Thiel ile birlikte Palantir’i kurdular.

Her zaman son derece tartışmalı ve keskin görüşleriyle tanınan biri oldu. Meşhur kitabı ‘Teknolojik Cumhuriyet’ Türkiye’de pek az bilinse de çok keskin görüşlerle dolu bir kitap.

Karp’ın keskin bir zekâsı olduğuna ve başkalarını tahrik etmekten çekinmediğine kuşku yok. Tarihte onun kadar ortalıkta dolaşıp her fırsatta büyük tartışmaların ortasına dalan, hatta çoğu zaman bu tartışmaları kendisi çıkaran bir savunma sanayii şirketi sahibi ve yöneticisi yok. O insanlar genellikle kapalı kapıların arkasında dururlar, oysa Karp sürekli ortada.

Palantir 2017 yılında geliştirmeyi düşündüğü ve kısmen de geliştirdiği bir sistemle Pentagon’a iş yapmaya başladı. Geliştirilen sistemin adı Maven. İngilizcede “bilgili, tecrübeli” anlamına gelen bir kelime bu ve aslında Palantir’in sistemini de çok iyi tarif ediyor.

Palantir’in Maven adlı sistemi savaş sahasını otomatikleştiren bir sistem. Savaşta düşmanın pozisyonunu gerçek zamanlı olarak takip edip size sürekli yeni vurulacak hedefler veriyor. Sistemin bazı versiyonlarında silahları otomatik ateşliyor hatta; yani vur emrini de kendisi veriyor.

Türk kamuoyu Palantir’i ve Maven’i İsrail’in Gazze’ye saldırıları sırasında duydu. İsrail ordusu da Maven kullanıyordu ve bu yazılım İsrail ordusuna her gün Gazze’de vurulacak yüzlerce hedef bildiriyordu. Bugün Ukrayna da savaşta Maven’i kullanıyor.

Maven, kendisine verilen bilgiyi işleyen, analiz eden ve bu bilgiden sonuç çıkaran, yapay zekâ destekli bir sistem. 2025 yılından beri NATO da kendi “Entegre Hava ve Füze Savunması”nda Maven’i kullanmaya başladı.

Ankara’daki NATO zirvesinde açıklanan projeler içinde toplam 26,3 milyar dolarlık muazzam bir yer tutan bu Entegre Hava ve Füze Savunması sisteminin geliştirilmesinde Aselsan, Roketsan, Anduril BK, Athea, Palantir, Raytheon, Rheinmetall gibi şirketler üretici olarak çalışacak.

Hepimiz Türkiye’nin hava savunmasının NATO’nun ‘Entegre Hava ve Füze Savunması’na dâhil olduğunu biliyoruz. Eğer Maven’in NATO entegrasyonu tamamlandıysa şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: Türkiye’de konuşlu bütün hava savunma radarlarının bilgileri Maven’e anlık olarak gidiyor zaten. Bunların üstüne Türkiye’nin sahip olduğu erken uyarı uçaklarından gelen bilgileri, hatta belki Anka dronlarıyla elde edilen savaş sahası görüntülerini de ekleyebilirsiniz. Bunların tamamı henüz Maven’le paylaşılmadıysa bile yakında paylaşılacak.

ABD ve İsrail’in İran savaşı sırasında İran’dan ülkemize gönderilen balistik füzeleri havada vurmaya yardımcı olan entegre sistem de belki Maven’di. Yani Palantir belki de daha şimdiden Türkiye’nin savunmasında rol aldı bile.

Türkiye’nin kurmaya çalıştığı hava ve füze savunma sistemi Çelik Kubbe de Maven ile entegre çalışacak, hatta belki Türkiye doğrudan Palantir’e ihale verecek, yerel anlamda da sistemin arka planındaki analiz ve karar destek yazılımı Palantir’in Maven’i olacak.

NATO’nun açıkladığı bir başka büyük alım, ABD’li Northrop Grumman üretimi MQ-4C Triton adlı İHA’lar. Bunlar, çok yüksek irtifada çok uzun süre havada kalabilen ve inanılmaz bir kamerayla donatılmış son derece gelişmiş gözetleme İHA’ları. (Türkiye aynı amaçla Anka’ları üretiyor.)

Bunların kameralarından gelen inanılmaz büyüklükteki veri de sürekli olarak Maven’e akacak. Bu İHA’lar belki Türkiye üzerinde de sürekli uçacak. (Bu İHA’ların becerisiyle ilgili müthiş iddia şu: MQ-4C Triton mesela Yunanistan’ın üzerinden uçtuğunda Atina’da yaşayan herkesi tek tek görebiliyor. Kamerası o kadar güçlü.)

Ulusal güvenlik ve savunma söz konusu olduğunda en yüksek teknolojiden yararlanılması, en iyi araç gerecinin kullanılması tartışmasız bir gereklilik elbette. Ama Türkiye savunmasını kısmen de olsa Palantir’e, yani Gazze’de soykırıma varan İsrail saldırılarını mümkün kılmış bir şirkete emanet etmek, muhafazakâr bir hükümetin kamuoyuna anlatmakta zorlanacağı bir şey olsa gerek.

Palantir’i ve Alex Karp’ı biraz tanımak istiyorsanız bu manifestoya bir bakın

Palantir’i ve Alex Karp’ı biraz tanımak istiyorsanız bu manifestoya bir bakın

Bütün yeni teknolojilerin olduğu gibi yapay zekanın da iki ayrı yüzü var. Bize genellikle yapay zekanın iyi tarafı anlatılıyor, “Kansere çare bulacak, bilimsel ilerlemeye yardımcı olacak” vs deniyor; yapay zekanın kötü tarafı içinse en fazla “İşsizliğe yol açacağı” anlatılıyor.

Oysa, dünyamız belki 20 yılı aşkın süredir savaş meydanlarında ve bazı şehirlerin iç güvenliğinde yapay zekaya dayalı karar destek sistemleri kullanıyor, hatta yapay zeka algoritmalarının insanları hiç işe karıştırmadan ölüm emirleri verdiğini de biliyoruz.

Yapay zekanın bu hiç konuşulmayan karanlık yüzü bir tek İsrail’in Gazze’de yürüttüğü inanılmaz haksız savaş sırasında gündeme geldi, onda da eksik geldi.

Yapay zeka diye bir teknoloji ortaya çıktığında Palantir gibi şirketlerin doğması kaçınılmazdı belki ve gelecekte biz bu şirketlerin hayatımızdaki rolünü daha fazla konuşmak zorunda kalacağız.

Palantir’i ve yaptıklarını onun kurucusu ve CEO’su Alex Karp’tan ayrı düşünmek çok zor.

Alex Karp, kendini gizleyen bir insan değil. Yine Palantir’de çalışan Nicholas Zamiska ile birlikte yazdığı bir kitabı var örneğin, “The Technological Republic.”

Bu kitapta yer alan bir manifestoyu Palantir bu yılın Nisan ayında sosyal medya üzerinden yeniden paylaştığında 10Haber’de kapsamlı br haber yapılmıştı.

Merak ediyorsanız şu linki tıklayın, o manifesto Alex Karp hakkında çok şey söylüyor.