Enerji Faturalarında Yeni Dönem

8 Kasım 2026

Elektrik ve doğal gaz faturaları, kış aylarının yaklaşmasıyla birlikte yeniden gündemin önemli konularından biri haline geldi. Ancak bu kez tüketicileri ilgilendiren gelişme yalnızca enerji fiyatlarının artıp artmayacağı değil. Devletin elektrik ve doğal gaz tüketimine sağladığı desteğin kapsamı da yeniden düzenleniyor.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) ve Boru Hatları ile Petrol Taşıma AŞ (BOTAŞ) tarafından yapılan düzenlemeler, yüksek tüketim yapan hanelerin daha yüksek tarifelerle karşılaşmasına yol açabilecek yeni bir dönemin başlangıcı niteliğinde.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, enerji fiyatlarının doğrudan artırılması ile devlet desteğinin azaltılması arasındaki farktır. Birincisinde enerjiye uygulanan fiyat yükseltilirken ikincisinde tüketicinin ödediği fiyat, destek kapsamının daraltılması nedeniyle artmaktadır.

Doğal gazda kademeli tarife

Doğal gazda kademeli fiyat uygulaması 4 Nisan 2026 tarihinde yürürlüğe girdi. Yeni sistemde konut aboneleri iki tüketim grubuna ayrılıyor. Birinci kademe, devlet desteğinin sürdüğü tüketim düzeyini, ikinci kademe ise daha yüksek tüketim yapan abonelerin tabi olduğu tarifeyi ifade ediyor.

Tüketim sınırları illere ve aylara göre değişiyor. Bunun nedeni, Türkiye’nin farklı bölgelerinde iklim koşullarının ve ısınma ihtiyacının aynı olmaması.

BOTAŞ’ın kasım ve aralık ayları için yayımladığı tüketim sınırları bu farklılığı açıkça gösteriyor. Kasım ayında İstanbul için 136,01 metreküp, Ankara için 283,78 metreküp, İzmir için 67,97 metreküp sınır belirlenmiş durumda. Aralık ayında ise İstanbul’un sınırı 259,35 metreküpe, Ankara’nın sınırı 420 metreküpe yükseliyor.

İlgili ay için belirlenen tüketim sınırının aşılması halinde faturada belirgin bir fark ortaya çıkıyor.

Bu uygulamanın amacı, enerji tüketimini azaltmak ve devlet desteğini daha düşük tüketim yapan hanelere yönlendirmek olarak ortaya çıkıyor. Bununla birlikte özellikle kış aylarında ısınma ihtiyacı nedeniyle tüketimin yükselmesi, bazı hanelerin daha yüksek tarifeye geçmesine neden olabilir.

Elektrikte yeni tüketim sınırı

Elektrikte de benzer bir yaklaşım söz konusu. EPDK, mesken aboneleri için yıllık son kaynak tüketim limitini 2025 yılında 5.000 kilovatsaat, 2026 yılında 4.000 kilovatsaat olarak belirlemişti.

30 Ekim 2026 tarihinde alınan yeni kararla bu sınır, 1 Ocak 2027 tarihinden itibaren 3.000 kilovatsaate düşürüldü.

Bu miktar aylık ortalama 250 kilovatsaat elektrik tüketimine karşılık geliyor. EPDK’nın açıklamasına göre düzenlemeden yaklaşık 6,5 milyon mesken abonesinin etkilenmesi bekleniyor. Bu da toplam mesken abonelerinin yaklaşık yüzde 14,7’si demek.

Ancak burada önemli bir ayrıntı var: Yıllık tüketim limitinin aşıldığı ayı takip eden üçüncü ayın ilk gününden itibaren, ikili bir tedarik anlaşması yapmamış olan abonelere yüksek tüketimli tüketiciler için belirlenen son kaynak tedarik tarifesi uygulanacak. Örneğin, 2026 yılı içinde 3.000 kilovatsaat sınırını ekim ayında aşan bir mesken abonesi, 1 Ocak 2027 tarihinden itibaren yeni tarifeye tabi olabilecek. Aralık ayında sınırı aşan bir abone için ise başlangıç tarihi 1 Mart 2027 olacak.

Burada ulusal elektrik tarifesinin genel olarak değiştirilmediğini, esas olarak destek kapsamındaki tüketici grubunun daraltıldığını vurgulamak gerekiyor.

Enerji desteklerinin ekonomik anlamı

Elektrik ve doğal gazda uygulanan destekler, enerji fiyatlarının hane halkı bütçesi üzerindeki etkisini sınırlamak amacıyla kullanılıyor.

Ancak bu desteklerin kamu maliyesi açısından bir maliyeti var. Enerji fiyatlarının uluslararası piyasalarda yükselmesi, döviz kurundaki artışlar ve enerji ithalatı, devletin üstlendiği sübvansiyon yükünü büyütebiliyor.

Buna karşılık yüksek tüketim her zaman yüksek gelir anlamına gelmiyor. Büyük bir evde yaşayan kalabalık bir aile, yalıtımı yetersiz bir konutta oturan düşük gelirli bir hane veya soğuk bir bölgede yaşayan bir vatandaş da yüksek tüketim nedeniyle destek kapsamının dışına çıkabilir.

Dolayısıyla tüketim miktarını esas alan bir destek sistemi, gelir düzeyini esas alan bir sosyal yardım sisteminin yerini bütünüyle tutamaz. Enerji tasarrufu ekonomik açıdan gerekli olabilir. Ancak tüketim miktarını esas alan destek politikaları, hanelerin ödeme gücünü ve yaşadıkları konutların enerji verimliliğini göz ardı etmemelidir. Enerji politikalarının temel amacı yalnızca tüketimi azaltmak değil, enerjiye erişimi sürdürülebilir ve adil bir biçimde sağlamaktır.

***

Mahfi Eğilmez’in bu yazısı ilk olarak yazarın Kendime Yazılar adlı blogunda yayımlandı.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.