Adı Devlet, Kendisi Askıda: Büyüyen Gri Alanlar Çağı

12 Şubat 2026

Uluslararası sistemin dayandığı sessiz ama acımasız bir kural var:

Egemenlik ilan edilmez.

Tanınır.

Bayrağınız olabilir.

Ordunuz olabilir.

Meclisiniz, anayasanız, seçimleriniz olabilir.

Ama başkaları sizi devlet saymıyorsa, aslında devlet değilsiniz.

Devlet olmanın nihai ölçütü iç egemenlik değil, dış onaydır.

Ve o onay hukuki değil, siyasidir.

Bir hak değil, bir güç mühürüdür.

Bugün dünya haritasına baktığımızda giderek genişleyen bir “gri alanlar kuşağı” görüyoruz:

Tayvan.

Filistin.

KKTC.

Somaliland.

Abhazya.

Güney Osetya.

Libya’nın parçalanmış yapısı.

Hepsi aynı sorunun farklı versiyonları:

Fiilen varsın. Peki dünya seni gerçekten kabul edecek mi?

21.yüzyılın jeopolitiği artık siyah-beyaz değil.

Gri.

Bu yeni bir olgu mu?

Aslında hayır.

Tarih, tanınmayı bekleyen devletlerle dolu.

Amerika Birleşik Devletleri 1776’da bağımsızlığını ilan etti.

Ama İngiltere onu ancak 1783’te resmen tanıdı.

Yedi yıl boyunca Amerika fiilen vardı ama hukuken askıdaydı.

Yunanistan 1821’de isyan etti, ancak 1830’da büyük güçlerin mutabakatıyla devlet oldu.

Belçika’nın bağımsızlığı bile Londra Konferansı’ndaki pazarlıklarla mümkün oldu.

Hiçbirinde hukuk belirleyici değildi.

Belirleyici olan hep jeopolitikti.

Tanınma, tarih boyunca bir hukuk meselesi değil, güç dengesi meselesi oldu.

Tanınma neden hayati?

Çünkü modern dünyada tanınma yoksa egemenlik sadece sembol olarak kalır.

•IMF ve Dünya Bankası kapalı

•Uluslararası bankacılık riskli

•Yatırım pahalı

•Pasaport geçersiz

•Diplomatik koruma sınırlı

•Güvenlik kırılgan

Yani küresel sisteme “kayıtlı” değilseniz ekonominiz nefes alamaz.

Eskiden devlet olmak sınır çizmekti.

Bugün devlet olmak sisteme entegre olabilmek.

Bir tür küresel üyelik kartı.

Ve o kartı verenler hâlâ büyük güçler.

Filistin: Bitmeyen bekleme odası

Filistin bu meselenin en trajik örneği.

Toprak var.

Nüfus var.

Yönetim var.

140’tan fazla ülke tanıyor.

BM’de statü var.

Ama yine de “tam devlet” değil.

Çünkü Washington ve müttefikleri istemiyor.

Sonuç?

Ne savaş bitiyor ne barış başlıyor.

Filistin, uluslararası sistemin en uzun süreli bekleme odasında.

Bu durum bize sert bir gerçeği hatırlatıyor:

Uluslararası hukuk çoğunluğun değil, gücün karar verdiği bir alandır.

Tayvan: Güçlü ama görünmez

Tayvan ise başka bir paradoks.

Dünyanın en stratejik yarı iletken üretim merkezi.

Küresel tedarik zincirlerinin kalbi.

Demokrasi, ekonomi, ordu, teknoloji… Hepsi var.

Devlet olmanın bütün fonksiyonlarına sahip.

Ama resmî tanınma yok.

Çünkü Çin “tek Çin” diyor.

Ve kimse Pekin’i karşısına almak istemiyor.

Tayvan yaşıyor çünkü tanındığı için değil, vazgeçilmez olduğu için.

Bu yeni bir kategori:

Tanınmadan tanınmışlık.

Ekonomik güç, diplomatik eksikliği telafi ediyor.

Somaliland: Başarı yetmiyor

Somaliland 1991’den beri fiilen ayrı.

Seçimler yapılıyor.

Güvenlik var.

Devlet kurumları işliyor.

Afrika’nın en istikrarlı bölgelerinden biri.

Ama İsrail dışında resmî tanınma yok.

Çünkü tanınırsa kıta genelinde sınırlar tartışmaya açılacak.

Yani başarı yetmiyor.

Jeopolitik izin vermedikçe kapı açılmıyor.

KKTC: Donmuş egemenlik

KKTC ise belki de en tipik “askıda devlet” örneği.

Fiilen devlet.

Kurumsal yapı var.

Toplum var.

Ekonomi var.

Ama tek tanıyan Türkiye.

Sorun kapasite değil.

Sorun siyaset.

AB-Yunanistan dengesi, kimsenin risk almamasına yol açıyor. Türk dünyası ve Pakistan bile tanıyamadı istemelerine rağmen.

Sonuç:

Ne çözüm var ne kopuş.

Ne birleşme var ne tanınma.

Uzun süreli bir belirsizlik hali.

Adı devlet, kendisi askıda.

Yeni çağın gerçeği: gri devletler

Eskiden iki seçenek vardı:

Ya devlettiniz ya değildiniz.

Bugün üçüncü bir kategori var:

Fiilen var, hukuken yok.

Kimlik siyaseti yükseliyor.

Merkezî devletler zayıflıyor.

Ayrılık talepləri artıyor.

Ama büyük güç rekabeti uzlaşıyı imkânsızlaştırıyor.

Sonuç net:

Daha fazla “de facto” devlet.

Daha az resmî tanınma.

Dünya daha parçalı, ama daha belirsiz.

Belki yakında “Tanınmayan Devletler Birleşmiş Milletleri” bile kurmak gerekecek.

Şaka gibi ama gerçekliğe çok yakın.

Ders ne?

Tarih bize şunu söylüyor:

Tanınma başlangıç değil, sonuçtur.

Önce güç gelirse, tanınma kendiliğinden gelir.

Amerika önce kazandı, sonra tanındı.

Yunanistan önce destek buldu, sonra devlet oldu.

Bugün de aynı kural geçerli.

Uluslararası sistemde devlet olmak hukuki bir hak değil.

Siyasi bir ayrıcalık.

Ve bu ayrıcalık hâlâ güç sahiplerinin elinde.

Önümüzdeki yıllarda daha fazla bayrak göreceğiz.

Ama daha az net egemenlik.

Çünkü çağımızın yeni kategorisi belli:

Devlet ama yok.

Ve işte bu gri alanlar, 21. yüzyılın jeopolitiğini belirleyecek.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.