Zaman yolculuğu mümkün olsaydı geçmişe mi dönerdiniz, geleceğe mi giderdiniz?
Her ikisine de ulaşmanız mümkün olmazdı bence. Ee, hani kalkıyordu? Bekleyin.
Çünkü bunu da sıradan vatandaş yapamazdı. Parasını ödeyemezdi.
Uzay turlarına dolar milyarderlerinin çıkabilmesi gibi.
Hadi, bazı markaların promosyon çekilişi yoluyla bu seçeneği kazandığınızı düşünün, tercihinizi tekrar soralım.
Bilineni ve güvenilir yolu seçip geçmişe dönerdim diyenler eminim çoğunlukta olacaktır.
WhatsApp gruplarına yollanan nostalji videolarının etkisi veya kimi yazarların yazdığı -uydurduğu-
60’lı, 70’li yıllar tarihi yazıları, etkilemiştir seçiminizi.
Tabii geçmişe dönenlerin, gençliklerini yakalayacağı varsayımını da buna ekleyebiliriz. Ama bu olmaz. Bugünkü yaşınızla gideceksiniz,
bunu unutmayın. Belki orada gençliğinizi gözlemleyebilirsiniz, dışardan.
Akıllı telefonunuzun, bilgisayarınızın, televizyonun vb. olmadığı, hatta elektrik kesilmiyorsa şükredilmesi gereken bir zaman dilimine gideceksiniz.
Ödevimi yapamadım elektrikler kesildi hocam zamanları.
Yani bugünü bilerek geçmişe dönmek pek akıl kârı değil. Hele çok eskilere hiç değil.
Ancak, bugünleri unutarak tahammül edebilirsiniz geçmişe.
Geleceği seçen maceraperestlerinse işi daha kolay sanki. Özellikle merak duyguları keskinse
gelecekte gördükleri her şeyi heyecan verici bulabilirler. Tabii yakın gelecekte.
Uzak gelecekte dünya ayakta kalmaya devam edebilir mi bilmiyoruz.
Ama sanki bir reset daha atılabilir gezegene. Sıfırdan başlayabilir her şey.
Bu sıfırlamanın dünya tarihinde çokça olduğuna dair kalıntılar, izler;
çöllerin, denizlerin, buzulların altında var.
Bazıları ise buralara gerek kalmadan yaşanan yerlerde keşfediliyor.
Ne var ki, yazılı tarihin tekrar yazılması kimsenin işine gelmediğinden, hepsi göz ardı ediliyor.
Zaman yolculuğu yapmamak en iyisi.
Yolculuk yapmadan da geçmişi, gökyüzündeki yıldız kümelerinin ışıklarına bakarak görebilirsiniz. Çok sıfırlı ışık yıllarından gelen, zamanın insanlık için henüz başlamadığı dönemlerden yansıyan yıldız pırıltılarını göreceksiniz çünkü.
Elimizde Kozyrev aynaları yok ki, zamanın sırrını çözmeye çalışalım.
Evren gerçekten bir simülasyon mu ve biz de bir video oyunun avatarları mıyız bilmiyoruz.
Bunu YouTube’da bazı sırları açıklar gibi görünen gizemli havalara bürünen kanallarda araştırabilirsiniz.
Elektronlar gözlem altında yolculuk yaparken dalga benzeri davranıştan parçacıklara yani maddeye dönüşüyorsa biz de birer gözlemci olduğumuz için,
yaşadığımız evreni maddileştiriyor muyuz yoksa, sorusuna yanıt arayabilirsiniz.
Ya da en baştaki soruya gelmeden hemen önce zaman lineer değildir, spiraldir dersiniz.
Dolayısıyla geçmiş, gelecek ve şimdi, zaten bir aradadır. Yolculuğa gerek yoktur bu cevapta.
Biz bir video oyununun avatarlarıysak, acaba oyunun hangi seviyesinde (level) kaldık,
bizden üst ve alt seviyelerde ne dolaplar dönüyor, oyunu oynayan kim veya kimler de diye düşünebiliriz.
Böyle düşünmek de dinlere, inançlara sekte vurur.
En bozulmamış olanla ve fazla kurcalamadan, devam da denebilir.
Zaten 8 milyar insanın yüzde 99’u da böyle yapıyor. Yaşıyor ve gidiyor.
Daha güzel (cennet) veya azap verici(cehennem) bir oyuna…
Benzer dünyalar, yaşamlar, bedenler, eş ruhlar, kuantum boyutlarda, sonsuz derecede ve farklı ihtimallere göre yaşanıyor avuntusu, ölümsüzlüğü bunda aradığımızı gösteriyor.
UFO’lar gerçek olsa, gelseler taşlasak pardon konuşsak, bize gerçeği anlatsalar, ne güzel olurdu hayallerimiz de var.
İllumünati, kozmik güçler, gelişmiş uzay uygarlıkları, derin örgütler, yapılar, galaktik federasyonlar, bir netleşse. Fena mı olurdu?
Yaşam süresi uzatılsa, yaşlanma geriye çevrilse,
Benjamin Button’ın Tuhaf Hikayesi filmindeki gibi bebekliğe doğru gitse herkes -bak bu da zamanda yolculuk sayılır- hastalıklara yapay zekâ aşıları, tanıları deva bulsa bunlar da iyi olurdu.
İnsanoğlu işte. İstekler, beklentiler, hevesler bitmez. Meraklı kediler çağındayız artık.
Belki de o nedenle nankörlük de artıyor.
Şimdi zamanda yolculuk yaptıracağım ben size yine de.
Yazının başına gelin. Bakın, geçmişe döndük. 3 dk öncesi ama, bu da bir ilerleme sayılır.
Bu kıyağımı da unutmayın!
Makine soğumadan atlayın.
2 Mayıs 2026 - Haydi zamana yolculuk için bir, ki – bir, ki… Kalkıyooor!
29 Nisan 2026 - Bir milyon dolarlık soru!
26 Nisan 2026 - Eller yukarı! Sigaranı söndür, telefonunu masaya bırak yavaşça…
24 Nisan 2026 - Aman kimselere randevu vermeyin de, bu cumartesi akşamı buluşalım!
22 Nisan 2026 - Yasaları gerçek sanatçılar yazsa dünya başka bir yer olurdu!