Oynaya oynaya gelin çocuklar, el ele el ele verin çocuklar.
Bu şarkıyla uğurladık millileri. Ama dönüş yolu, neşesiz oldu.
Aslında bu şarkıyı gidişinizde ben söyledim.
Hatta size finali bile oynatmıştım burada.
Olmadı!
Montella Türk vatandaşlığına geçmeyi hak etti.
Tabii istiyor mu hâlâ bilemem.
Nasip değilmiş, kısmet buraya kadarmış mealindeki sözleri beni bitirdi özellikle.
Bitirdi tabii lafın gelişi, daha yeni başlıyorum yazmaya.
Ona demek isterdim ki, biz senin İtalyan olmanı seviyoruz.
Hatta Portekizli Maurinho gibi ligin seviyesi ne ki, ne istiyorsunuz benden gibi de konuşabilirdin.
Türk olursan seni anında gönderirler. Hatta çocukken Napolili olduğunu bile unuturlar, yapay zekâya Adana Demirli çocukluk aşkı fotoğrafını canlandırtabilirler.
Yine de ben bilirsin!
Bundan 4 gün önce X’te şunu yazmıştım: Gruptan çıkamayıp da kazara ABD’yi yenersek sizce n’olcak? Eleştiriler ve destek anlamında.
Bugünden itibaren göreceğiz.
Dün ak dediğimize ak demedim bok dedim diyen de olur, bok demedim yok dedim, elden gelen bu dedim diyen de, şu iki maçı alsaydık, en iyi 3.’lerden biri olurduk diye düşünenler de…
Ama biliyorsunuz, en iyi 3’lerden biri de olsanız tek maç daha ömrünüz olurdu çocuklar.
16’ya kalamayınca, yine yandı gülüm keten helva.
O oynamasaydı bu oynasaydı, santraforumuz yok abi, takımın özgüveni gitmiş, jet-lag olmuşlar, Arizona çok sıcaktı, klima yok tabii oralarda gibi bir saat boyu süren Youtube yorumcularına katlanmak en kötüsü.
Çeyrek finale de kalsan eleştireceklerdi..
Gerçi yorumcuların önleri açık, etkileşim alabilecek çok konu var.
Şu aralar dizi ve film platformlarında çeşitli milli takımların, futbolcuların belgeselleri, dünya kupasına gidiş serüvenleri var.
İçlerinde bizim gibi kupaya 20-30 yıl sonra katılanlar da anlatıyorlar hazırlıklarını.
Bizse bambaşkayız. Ortalığı karıştırmada özellikle.
Sanki dünya kupasından elenmedik de dünya savaşında kaybettik ve bizi gezegen dışına sürecekler.
Oysa her Türk vatandaşı bilir ki, biz öngörülemeyen mücadelelerin ve sonuçların takımıyız.
Bir gün, kendimizi yer, yerin dibine sokarız, bir gün göklere çıkarız, çıkarılırız.
Son dakikalarda mucize golle galip gelemezsek, karakterimize aykırı olur.
Türkler otobüse binene kadar o maç bitmez sözünü severiz. Biz bitti demeden bitmez.
Ya biz bitiririz ya da kendimizi yer bitiririz.
Neyse siz, siz olun, kupayı izlemeye devam edin. Hatta başka bir takımı tutarak.
Dünya Kupası’nda başka takımları da aynı anda tutmak ayıp değil.
“Ben senin beni sevebilme ihtimalini sevdim” demişti Y. Erdoğan.
Biz de bizim çocukların final oynama ihtimalini sevmiştik sadece.
Yalan oldu ama ihtimali düşünmek de iyiydi ve bizi neşelendiriyordu.
O neşe ki, Galatasaray UEFA’yı ve Süper kupayı kazandığı yıl, aşina olmuştuk.
O neşeyi, 2002’de dünya kupasında 3. olunca tatmıştık.
2008’de Avrupa’da çeyrek finale çıkarken de güzeldi neşemiz.
Biz, bizden büyükleri yenince sevindik hep.
Kurtuluş Savaşı’nda da öyle olmuştu çünkü.
Bizi veya kendisinden daha büyük takımları yenen küçükler de neşelensin şimdi biraz. Örneğin Ekvator.
Zaten Almanlar da yenilince yenik sayılırdık!
Neşemizi unutmayın.
Neşenize sahip çıkın!
Futbolun dırdırı bitmez.
27 Haziran 2026 - Oynaya oynaya gelin, demiştik bizim çocuklar!
26 Haziran 2026 - Bu yazıyı okumanıza değer!
21 Haziran 2026 - İki öykü okuyana biri bedava dermişim!
20 Haziran 2026 - İfşa Ediyorum! Spoiler içeren bilimkurgu düşüncelerim var
18 Haziran 2026 - Aman kimselere randevu vermeyin de bugün kendinizle buluşun!