Sessizliğin müziği

28 Nisan 2026

Rauschenberg’in planladığı sanat gösterilerinde onunla birlikte işler yapan ve kimilerine göre çağın en önemli müzisyeni olan John Cage  aslında Bauhaus ekolünü incelemişti ve Rauschenberg gibi oldukça düşünceli ve ciddiydi. 

Schoenberg’in de öğrencisiydi. Schoenberg’in farklıyı deneyen atonal eserlerinden etkilendiği anlaşılan John Cage daha sonra farklıyı denemeyi iyice abartarak piyano içine metal de dahil birçok nesne koyarak piyanonun sesini deforme etmesiyle, 42 ayrı plaktan çıkan sesi aynı kayıtta birleştirmesiyle, hayatın içinden kaydettiği gürültüleri kullanmasıyla ve tamamen sessizlikten oluşan müzik eseriyle, Rauschenberg gibi tüm toplumu şaşırtmayı ve zevkleri sarsmayı sürdürdü. 

Cage gürültü ve tekrara önem veren parçalar üzerinde çalıştı. Sadece sessizlikten oluşan müzik eseri ise 4 dakika 33 saniyeydi ve bununla sessizliğin de müziğin bir parçası olduğunu söylemişti.. 

Cambridge’deki doktora derslerinde bazen öğrencilerini sadece sessizlikte düşündürerek dersini veren Witgenstein da sessizliğe bu yaklaşımı  eminin ki desteklerdi.

Bu parçanın “konserinde” piyanist 4 dakika 33 saniye boyunca hiçbir şey çalmadan sadece oturuyordu.

4’33″‘ün ilk performansı 29 Ağustos 1952’de David Tudor tarafından, bir piyano resitali sırasında Woodstock, New York’ta gerçekleştirildi. Tudor sahneye çıkarak piyanonun başına oturdu ve kapağı açıp  kapayarak parçanın başladığını işaret etti. Bir süre sonra, birinci bölümün sonunu ifade etmek için kapağı açıp kapadı ve bu hareketini ikinci ve üçüncü bölümde de tekrarladı. ‘Konser’ boyunca Tudor tek bir nota bile çalmadı, kasıtlı bir ses çıkarmadı ve sadece bir kronometre tutarak nota kâğıtlarını çevirdi.

Dönemde o özel An’da (artistik moment)yaratım ortamını belirleyen kültürde çölün sessizliğini ve durgunluğunun  etkilerini  düşünmeden bu eserin anlamını tam kavramak bence mümkün değil. 

Rauschenberg’in neler yaptığı ortada olmasına rağmen Vatikan 1998 yılında ona bir eser siparişi verdi. O da kabul etti ve sonuçta ortaya çıkan eseri tabii ki Vatikan kabul etmek istemedi. Çünkü eserde bir çanak anten de vardı ve Rauschenberg’ in tasarımında bunun Tanrı’yı sembolize ettiği ifade ediliyordu. Vatikan nazik davranarak bunun kendilerinin teoloji anlayışıyla pek uyumlu olmadığını söyledi.

Birçok sanat dalından ürünlerin aynı anda kullanıldığı gösteriler de sahneye koyuyordu. Bunlara katılan sanatçılar arasında bir uyum bir düzen olması istenmiyordu. Her sanatçı gösteride kendi keyfine göre yer alıyordu. Bu uyumsuzluk içinde koordinasyonu bir şekilde Rauschenberg’in sağlaması bekleniyordu. 

John Cage’in müziğini yaptığı, koreograf Merce Cunningham’ın dansını oluşturduğu, Rauschenberg’in kolajları, kombine ve resimleriyle yer aldığı gösteriler de oluyordu. Bu insanların temeldeki anarşizmine ve neo-dada tavırlarına teorik açıdan her ne kadar karşı olmasam da sessizlikten oluşan bir parçayı dinlemeye çalışırken veya sadece boşluktan oluşan bir tuvale anlamlar vermeye uğraşırken uzun süre hayli zorlandım. Aslında hâlâ zorlanıyorum fakat bu tür eserlerdeki Schoenberg bağlantısını ve çölün sessiz ve durgun  ortamının kültürel etkilerini düşündükçe, her zaman sıcak bir sempati ile yaklaşamasam da anlama çabamdan da vazgeçemiyorum.

Rauschenberg’in kitabı “Empty Words”ü de kısa zaman içinde okumaya niyetliyim. Yani deneysel olanı tam sevmesem de onunla bir şekilde diyalogda kalmayı sürdüreceğim. 

Bazen şöyle de düşünüyorum: İleride sanatçı olacak Amerikan gençleri Avrupa’da eğitim gördükten sonra ülkelerine dönünce büyük ve kaliteli sanatla ilgili her şeyin Avrupa’da zaten yapılmış olduğunu düşünüp yeni, tamamen orijinal bir şeyler denemekten başka bir çareleri kalmadığını mı düşünmeye başlıyorlardı acaba?

Ve o arada, özellikle teorik düşünceyi ve Fransa’dan gelip ABD üniversitelerinin programlarını da teslim alan Derrida, Foucault, Merleau Ponty, Sartre gibi insanların düşüncelerinin, yeni sanatçılara girişecekleri her türlü yeni sanat deneyini ağır, derin ve anlamlı görünen sözlerle açıklama yolunu mu açtı diye merak da ediyorum.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.