Zaten keyifli ve heyecanlı günlerden uzaklaşıp bambaşka bir evrene geçtiğinizde, yaptığınız iş de aldığınız para da sizi mutlu etmiyor. İşte o zaman yeni yolları, yeni işleri ve yeni heyecanları denemenin vakti çoktan gelmiş, hatta geçiyor demektir. Yapacak o kadar çok şey var ki...
İşi idare ederek, mesai doldurarak, maaş gününü ve tatili bekleyerek çalıştığım dönemler de oldu. Bazen işin kendisi içime sinmedi. Bazen birlikte çalıştığım insanların değerleri. Bazen de üstümdeki birinin, yapmak istemediğim şeyleri benden istemesi. İnandığım şey; işin ya da bir başkasının sizi seçmesi değil, sizin farklı alternatifler arasından en çok istediğiniz, içinize en çok sinen işi, şirketi, sektörü hatta ülkeyi seçmeniz.
Bunlar zor ve büyük kararlar. İş ve şirket seçme şansınız olsa karar tabanınız ne olurdu? Seçeceğiniz işi hangi kriterlere göre seçerdiniz? Hatta en önemlisinden başlayıp daha az önemlilere doğru diz desem, listenizin en tepesinde ne olurdu?
Bu yaşta bile beni zorlayan sorular bunlar. Ama bu soruları cevaplamazsak, sevmediğimiz işlerde, sevmediğimiz insanlarla, sevmediğimiz kararları verirken kendimizi bulma ihtimalimiz çok yüksek. Sadece bir iş ilanı görüp ya da bir arkadaşınızın, “Şöyle birini arıyorlar, düşünür müsün?” sorusuna “Evet” diyecek kadar kolay olmamalı.
İş ilanlarına bakmadan önce kendimize şu soruları sormalıyız:
Ben ne istiyorum? Hangi işte faydalı olmak istiyorum? Nasıl bir ortamda, nasıl bir üretim yapmak istiyorum? Çalıştığım yerde insanların davranışları ve değerleri nasıl olmalı? Kurum kültürü varsa neleri kapsamalı, neleri dışarıda bırakmalı? İş arkadaşlarım ve patronum nasıl olmalı?
Hatta bu soruların cevaplarını yazmak lazım.
Bazı işler yaptım; işi bırakıp eve gitmek istemedim. Tatildeyken tatilin bitmesini ve işime dönmeyi sabırsızlıkla bekledim. Kumda uzanırken telefonum çalmayınca huzursuz oldum. “Acaba neleri kaçırıyorum?” diye düşündüm.
Bir seyahatten dönüp valizimi açmadan havaalanında uçak değiştirip, aynı gömlek ve çamaşırlarla başka bir ülkeye uçmaktan hiç şikâyet etmedim. “Keşke bu iş biraz daha uzasa. Daha da içine girsem.” dedim.
Oldu bunlar.
En verimli, en canlı, en üretken; üretmekten ve heyecandan uyuyamadığım dönemlerdi. İşte doğru işte ve doğru insanlarla bunlar yaşanıyor.
Ama tam tersini de yaşadım.
İşi idare ederek, mesai doldurarak, maaş gününü ve tatili bekleyerek çalıştığım dönemler de oldu. Bazen işin kendisi içime sinmedi. Bazen birlikte çalıştığım insanların değerleri. Bazen de üstümdeki birinin, yapmak istemediğim şeyleri benden istemesi.
Telefonları açmak istemedim. Toplantılar bitsin diye içimden bahaneler uydurdum. “Çok önemli bir toplantıdan aranıyorum.” diyerek ortamdan uzaklaştığım zamanlar bile oldu.
İşte bu hissi sık yaşamaya başlamadan yeni fikirlere açık olun. Denemeye başlayın. Gözünüzü, kulağınızı açık tutun. Başvurular yapın, görüşmelere gidin.
(Hatta bunu hiç bırakmayın. Yılda en az üç görüşme insanı diri tutuyor.)
Zor kararlar olsa da, maddi manevi zorlansanız da uzun vadede akıl sağlığınız için bu kararları vermek gerekiyor.
Yeni işler…
Yeni sektörler…
Yeni kültürler…
Yeni ülkeler…
Denemek gerekiyor.
Peki ben karar verirken nelere bakıyorum?
İşimi ve markamı gururla söyleyebilmek. Eşimin ve çocuklarımın işi, şirketi ve ülkeyi onaylaması. Etik işler ve etik insanlarla, ortaklarla aynı ortamda olmak. Doğru kurumsal yapı ve kurumsallığa inanan patronlar ve yönetim kurulu ile çalışmak. Politikanın olmadığı, eş-dost ve aile kültürünün öne çıkmadığı bir yapı. Değerlerime aykırı işlere imza atmamak. Kararlarımda özgür ve özgün olabilmek.
Çalıştığım işi ve birlikte çalıştığım insanları gerçekten istemek. Yaptığım işin toplum için pozitif etki yaratması. (Gençler ve ekonomi için faydalı işler üretmesi.) Çalıştığım ekiple birlikte bir hikâye yaratma fırsatı. Heyecan duyarak çalışmak. Çalışırken eğlenmek. Emeğimin karşılığını adil şekilde almak. Ekip arkadaşlarımı seçebilmek. Bana sosyal olarak da katkı sağlayacak ortamlar sunması.
Yazdıkça yazabilirim ama burada durayım.
İşe ilk girerken bu kadar detaylı bir liste yapmam mümkün değildi. Ama geçen yıllar içinde bütün bu maddeleri test etme şansım oldu.
Bir gün, büyüme potansiyeli olan ve uzun zamandır takip ettiğim, iki Rus patronun yönettiği bir şirketten teklif aldım. Harika bir otelde buluştuk. İşi ve hedeflerini dinledim.
Maaş paketini bile duymadan teklifi reddettim.
Duyduklarım; uzun vadeli bir şirket kurmaktan çok, kısa vadede büyütüp satmaya odaklıydı. Güzel ve kârlı bir işti ama bana uygun değildi.
Ortaklardan biri diğerine dönüp şöyle dedi:
“Neredeyse büyük bir hata yapacaktık. Maaşı duymadan teklifi reddeden bir CEO ile biz zaten çalışamazdık.”
O cümleyi duyunca doğru karar verdiğimi anladım.
Başka bir iş görüşmesinde ise başka bir ülkeye, bambaşka bir sektöre geçmek için görüşüyordum.
Şunu sordum:
“İlk zamanlarda bana destek olacak iyi bir takım var mı? Yardım isteyebileceğim insanlar olacak mı? Mesela seni, ihtiyaç duyduğumda destek için arayabilir miyim?”
Global yetenek liderinin cevabı çok netti:
“Sadece bir üst yöneticinizle iletişimde olacaksınız. Bizi ya da diğer yöneticileri aramanıza gerek yok. Aranızda çözeceksiniz. O ne derse o olacak.”
Ben de sordum:
“Yani yirmi yıllık işimi bırakıp bambaşka bir sektöre geldiğimde, o kişiyle anlaşamazsam insan kaynakları dâhil elimi kaldırıp yardım isteyebileceğim kimse olmayacak mı?”
Cevap şu oldu:
“Evet. Bizim kurum kültürümüz böyle. Oldukça rekabetçi.”
Çocukluğumdan beri önce mahallede, sonra okulda, en son iş hayatında büyüdüğüm kültürle taban tabana zıttı. İş birliği yapmak, el kaldırmak, yardım istemek ve yardım teklif etmek benim için çalışmayı sevmemin temel değerleri.
O işe de “hayır” dedim.
Ama karar tabanımın en üst sıralarına uyan işlerde uzun yıllar büyük bir keyifle çalıştım.
Zaten keyifli ve heyecanlı günlerden uzaklaşıp bambaşka bir evrene geçtiğinizde, yaptığınız iş de aldığınız para da sizi mutlu etmiyor.
İşte o zaman yeni yolları, yeni işleri ve yeni heyecanları denemenin vakti çoktan gelmiş, hatta geçiyor demektir.
Yapacak o kadar çok şey var ki…
Asıl mesele, nereden ve kiminle başlayacağını bulmak.
Peki siz yeni bir kariyere ya da yeni bir arayışa karar verseniz, nereden başlardınız?
13 Temmuz 2026 - İş Yapmak İstemiyorum!
6 Temmuz 2026 - Kurumsal Kahramanlık Bitiyor mu?
29 Haziran 2026 - Bu Yaz Kendini Yeniden Başlat!
22 Haziran 2026 - ‘Tuğrul Abi, kariyerimde tıkanıklık yaşıyorum. Ne önerirsin?’
Tuğrul Ağırbaş Kimdir?
30 yılı aşkın süre ile Türkiye, Rusya ve CIS ülkelerinde FMCG alanında değişik görevler alan Tuğrul Ağırbaş, son 20 yıldır Efes’in global marka olma, satınalma ve birleşme projeleri ve yeni pazarlara giriş işlerini yürüten ekipte, büyüme odaklı projelere liderlik yapmıştır.
Pertevniyal Lisesi ve İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunu olan Tuğrul Ağırbaş öğrenim hayatı boyunca Kapalıçarşı’da değişik alanlarda çalışarak, ticareti ve tüketici davranışlarını öğrenme şansına sahip oldu.
İş hayatına 1990 yılına Anadolu Efes’te Pazarlama uzmanı olarak başlayan Ağırbaş, sırasıyla Proje Geliştirme, Satış ve Pazarlama’da görev aldıktan sonra, son olarak da değişik ülkelerde 16 yıl boyunca Genel Müdürlük görevlerini sürdürdü.
Anadolu Efes’in Rusya operayonunu 10 yıl boyunca yönetti ve dünyanın en büyük bira pazarlarından biri olan Rusya’da satınalma ve birleşmelerle firma pazar payını ikinciliğe taşıyan ekibe liderlik yaptı. Türkiye,Rusya ve çalıştığı diğer ülkelerde büyüme odağıyla çok sayıda yeniliği ve markayı tüketicisiyle buluşturdu.
Efes Türkiye Genel Müdürlük görevini yürüttüğü dönemde ise, marka ve kurumun topluma katkısını büyütme amaçlı, pazarı büyütmeye yönelik, bira kültürü oluşturma ve inovasyon, kültür, sanat, turizm ve spor alanında çok sayıda projeye öncülük etmiş ve tüm paydaşlara katkı sağlayan stratejileri hayata geçirmiştir.
İnovasyon ve yeni ürünlerin hem hızını artırma hem de etkisini büyütme amaçlı, inovasyon ve kurum içi girişimcilik çalışmalarını yapılandırarak ve ekosistemdeki çok sayıda girişimle işbirliği kurarak, Efes’in Start-Up dostu şirket olması yönünde çalışmalara öncülük etmiştir.
Halen çalışmalarını yurtiçi ve yurtdışı şirket ve girişimlere danışmanlık ve üst düzey yöneticilere koçluk yaparak sürdürmekte olan Ağırbaş, Türkiye’de kurumsal şirketlerin, girişimci kurumlara dönüşmesi vizyonu ile 2018’de kurulan ‘ Girişimci Kurumlar Platformu’nun danışma kurulu üyesi ve başkanıdır.
2022 sonunda, ortağı Zeynep Kurmuş ile birlikte, 40+ yaş ve kurumsal deneyimi olanlar için, birikmiş deneyim ve tecrübelerin yeni işlere ve girişimlere dönüşmesini sağlayan, üretim ve paketleme kampı Genwise girişimini hayata geçirmiştir.
Köylerde, çocuktan başlayarak tüm topluma yayılacak yenilikçi bir eğitim anlayışını hayata geçirmek için 2016’da kurulan Köy Okulları Değişim Ağı- KODA’nın yönetim kurulunda görev almaktadır.