Kendi Kararımızı Kendimiz Veririz!

Çocuklarımız aslında bizim onlara yıllarca anlattığımız şeyi hatırlattılar: “Siz bizi böyle yetiştirdiniz. Kararlarınızı kendiniz alın, doğru yolu kendiniz bulun dediniz. En önemli kararımızda neden söz bizde değil?” dediler.

7 Nisan 2026
Geçen hafta kızım ve ekip arkadaşları İstanbul’da sahnedeydi. Şinasi’nin Şair Evlenmesi’nden esinlenen “Gelin” oyununu sahnelediler. Yer mi? Yıllarca hayranlıkla izlediğim sanatçıların sahne aldığı Salon İKSV. Jakuzi’ler, Palmiyeler, Emir Taha’lar, Derya Yıldırım’lar, Büyük Ev Ablukada ve daha niceleri..

Çocuklarım için farklı hayaller kurmuştum. Spor, müzik, her türlü derse gittik, geldik. Daha anlaşılır (bana göre!), daha iş garantili meslekleri olsun istedik.

Onlar ne mi yaptı? “Kendi kararımızı kendimiz veririz” dediler. Aslında bizim onlara yıllarca anlattığımız şeyi hatırlattılar: “Siz bizi böyle yetiştirdiniz. Kararlarınızı kendiniz alın, doğru yolu kendiniz bulun dediniz. En önemli kararımızda neden söz bizde değil?” dediler.

Bugün bir mimar ve bir psikolog kızım olabilirdi. Ama bugün, tekstil tasarımcısı ve tiyatrocu iki kızım var. Ve her gün “iyi ki bizi dinlemediler” diyorum.

“İnsan kendi merakının peşine düşmezse, başkaları onun yerine karar verir.”

Biz ise yıllarca kültür, sanat, spor… Bunları “iyi bir hobi” olarak gördük. “Gerçek iş” başka bir şey sandık. Etrafımda o kadar çok genç gördüm ki… Ortaokul veya lise son sınıfta, sınav uğruna hayatlarının merkezindeki tutkularını bıraktılar. Yüzme, su topu, basketbol, müzik, tiyatro…

Benim kızım başka bir şey yaptı. Covid döneminde, herkesin kafası karışıkken geldi ve “Tiyatro okuyacağım” dedi. Üstelik bir de pazarlık yaptı:

“Olmazsa değiştiririm. 50 yılımı yakacağıma 2 yılımı yakarım.”

O kadar mantıklıydı ki… Belki de hep düşünüp yapamadığımız şeydi. Harekete geçmekte bizi durduran şeydi. “Tamam” dedim.

Geçen hafta kızım ve ekip arkadaşları İstanbul’da sahnedeydi. Şinasi’nin Şair Evlenmesi’nden esinlenen “Gelin” oyununu sahnelediler.

Yer mi? Yıllarca hayranlıkla izlediğim sanatçıların sahne aldığı Salon İKSV. Jakuzi’ler, Palmiyeler, Emir Taha’lar, Derya Yıldırım’lar, Büyük Ev Ablukada ve daha niceleri…

Bu kez sahnede kızım ve arkadaşları vardı. İngiltere’den gelen genç bir ekip… Portekizli, Brezilyalı, Çinli, İngiliz, Türk… Gerçek anlamda uluslararası, gerçek anlamda tutkulu.

Hepsini evimizde ağırladık. Provalarına, heyecanlarına, streslerine şahit olduk. Bir oyunun nasıl doğduğunu yakından izledik. Ve şunu gördüm: Tutku varsa, ciddiyet kendiliğinden geliyor.

Hazırlık dönemi boyunca oyun başlayana kadar yönetmen ve oyuncuların dikkati hiç dağılmadı.

Oyun başladığında seyircinin tepkisi, bittiğinde kopan alkış… Gençlerin yüzündeki o ışık… Tarifsizdi.

Oyun bittikten sonra dekorları biz arabaya yükledik, onlar kutlamaya Beyoğlu’na gitti.

Hayatın en güzel dengesi buydu belki de.

“Gelin”, Türkiye’den İngiltere’ye taşınan bir kadının, gelenekle modern hayat arasında sıkışmış kimliğini anlatıyor. Ama bunu drama dilinde değil, mizahla yapıyor.

En güzel taraflarından biri de şu: Klasik bir metni alıp, kadın bakış açısıyla yeniden kurmaları. Ana hikâyeyi kadınların üzerinden anlatmaları.

Cesur, yaratıcı ve sahici.

İstanbul’da İngilizce tiyatro izleme imkânı sınırlıyken, böyle bir işin bu şehirde sahnelenmesi gerçekten kıymetli.

Ve evet… İtiraf edeyim: O sahnede kızımı izlemek, hayatımın en gurur verici anlarından biriydi.

Bize yaşattıkların ve öğrettiklerin için teşekkürler kızım.

Geçen hafta İKSV ile bağım sadece bu oyun değildi. Uzun zamandır hayranlıkla takip ettiğim İKSV Ortaklaşa ekibiyle, Genwise olarak güzel bir iş birliğine başladık.

Hibe almak için seçilen kültür-sanat girişimleri için 3 yıllık bir mentorluk programı tasarlama süreci başlattık.

İki gün sonra yine o çok sevdiğim binadaydım. Bu kez sahnede değil, masadaydık. Geleceği tasarlayan bir ekiple…

Hayat bazen çok güzel bağlar kuruyor.

Yıllarca seyirci olduğum bir dünyanın içinde, şimdi katkı veren tarafta olmak… Çok iyi hissettirdi.

SEVE SEVE İKSV

Şunu artık çok net görüyorum: Biz çocuklara hep “hayal kur” diyoruz. Ama biz ne kadar kuruyoruz?

Ama asıl mesele şu: Hayal kurma. Yap.

Çünkü gerçekten yapanlar… yolu da buluyor, hikâyeyi de yazıyor.

Ve bazen… sana rağmen.

İyi ki de öyle yapıyorlar.

Tuğrul Ağırbaş Kimdir?

30 yılı aşkın süre ile Türkiye, Rusya ve CIS ülkelerinde FMCG alanında değişik görevler alan Tuğrul Ağırbaş, son 20 yıldır Efes’in global marka olma, satınalma ve birleşme projeleri ve yeni pazarlara giriş işlerini yürüten ekipte, büyüme odaklı projelere liderlik yapmıştır.

Pertevniyal Lisesi ve İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunu olan Tuğrul Ağırbaş öğrenim hayatı boyunca Kapalıçarşı’da değişik alanlarda çalışarak, ticareti ve tüketici davranışlarını öğrenme şansına sahip oldu.

İş hayatına 1990 yılına Anadolu Efes’te Pazarlama uzmanı olarak başlayan Ağırbaş, sırasıyla Proje Geliştirme, Satış ve Pazarlama’da görev aldıktan sonra, son olarak da değişik ülkelerde 16 yıl boyunca Genel Müdürlük görevlerini sürdürdü.

Anadolu Efes’in Rusya operayonunu 10 yıl boyunca yönetti ve dünyanın en büyük bira pazarlarından biri olan Rusya’da satınalma ve birleşmelerle firma pazar payını ikinciliğe taşıyan ekibe liderlik yaptı. Türkiye,Rusya ve çalıştığı diğer ülkelerde büyüme odağıyla çok sayıda yeniliği ve markayı tüketicisiyle buluşturdu.

Efes Türkiye Genel Müdürlük görevini yürüttüğü dönemde ise, marka ve kurumun topluma katkısını büyütme amaçlı, pazarı büyütmeye yönelik, bira kültürü oluşturma ve inovasyon, kültür, sanat, turizm ve spor alanında çok sayıda projeye öncülük etmiş ve tüm paydaşlara katkı sağlayan stratejileri hayata geçirmiştir.

İnovasyon ve yeni ürünlerin hem hızını artırma hem de etkisini büyütme amaçlı, inovasyon ve kurum içi girişimcilik çalışmalarını yapılandırarak ve ekosistemdeki çok sayıda girişimle işbirliği kurarak, Efes’in Start-Up dostu şirket olması yönünde çalışmalara öncülük etmiştir.

Halen çalışmalarını yurtiçi ve yurtdışı şirket ve girişimlere danışmanlık ve üst düzey yöneticilere koçluk yaparak sürdürmekte olan Ağırbaş, Türkiye’de kurumsal şirketlerin, girişimci kurumlara dönüşmesi vizyonu ile 2018’de kurulan ‘ Girişimci Kurumlar Platformu’nun danışma kurulu üyesi ve başkanıdır.

2022 sonunda, ortağı Zeynep Kurmuş ile birlikte, 40+ yaş ve kurumsal deneyimi olanlar için, birikmiş deneyim ve tecrübelerin yeni işlere ve girişimlere dönüşmesini sağlayan, üretim ve paketleme kampı Genwise girişimini hayata geçirmiştir.

Köylerde, çocuktan başlayarak tüm topluma yayılacak yenilikçi bir eğitim anlayışını hayata geçirmek için 2016’da kurulan Köy Okulları Değişim Ağı- KODA’nın yönetim kurulunda görev almaktadır.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.