Yatağa giren kim?

25 Ocak 2026

Dün çok konuşulan yeni bir diziye göz attım. Adı The Beauty (güzel) ve body horror türünde. Türkçe’ye çevirmesi zor ama beden korkusu veya vücut dehşeti diyebiliriz. Genellikle kahramanın kendi bedeni üzerinde bir miktar kontrolünü kaybettiği bir hikaye, bedenin ele geçirilmesi veya rızası olmadan değiştirilmesi gibi konular ele alınıyor.

Yani bolca kan, vahşet ve “yuh artık!” dedirtecek sahnelere hazır olun. Dizi, cinsel yolla bulaşan ve enfekte olanları önce inanılmaz derecede güzel yapan , ardından da feci şekilde öldüren bir hastalığın yayılışını araştıran iki FBI ajanını anlatıyor.

Dizi gerçekçi olmayan güzellik standartlarına bir hiciv. Ozempic kültürüne bir gönderme. Ve çok daha fazlası…

Ama en bombası açılış sahnesinde Bella Hadid bir defilede aniden deliriyor, bir sürü insanın boynunu kırıyor, paparazzileri yumruklayıp bayıltıyor. Maalesef sonra sokakda resmen patlayarak ölüyor.

Üstelik bu kargaşayı araştıran ajanlar Jordan Bennett (Rebecca Hall) ve Cooper Madsen (Evan Peters); aynı zamanda sevgililer ve birbirlerine âşık olmadıklarını iddia ediyorlar.

Jordan, okulda küçük göğüslü diye dalga geçildiği için yakın zamanda göğüs implantı yaptırmış. Bu da bize, silahı ve rozeti olan sert FBI ajanlarının bile Batı’nın zalim güzellik standartlarının sinsi etkilerinden muaf olmadığını gösteriyor.

Bir başka sosyal eleştiri de Jeremy karakteri üzerinden geliyor. Onu ilk kez, New Jersey’de annesine ait bir bodrumda, tek eliyle yazı yazarken mastürbasyon yapan, yalnız bir adam olarak tanıyoruz.

Bu böyle devam etmez diye arayışa giriyor. Gittiği doktor bir plastik cerrah ve Jeremy’e virüsü cinsel yolla geçirecek bir kadın gönderiyor.

Jeremy’nin hikâyesi aslında bir “cinsel yoksunluk” anlatısı değil; daha çok, arzunun yönünü kaybettiği bir çağın portresi. Yalnızlık, amaçsızlık ve erkeklik performansı baskısı iç içe geçmiş durumda. Mastürbasyon burada bir haz anı değil, temasın yerine geçen mekanik bir teselli.

Jeremy doktora “Kayboldum” derken kastettiği şey sekssizlikten çok, arzu edilebilir olma hissini yitirmiş olmak. Doktorun ona sunduğu çözüm bedeni dönüştürerek ‘arzu edilebilir’ olmak.

Bu günümüz ilişkilerinin acı gerçeğini yüzümüze vuruyor: Sorun bağ kuramamakken, çözüm estetikte aranıyor.

Yakınlık talebi, algoritmik çekicilikle; duygusal eksiklik, kaslı bir bedenle ikame ediliyor. Böylece cinsel sıkıntılar, konuşulması gereken psikolojik ve ilişkisel meseleler olmaktan çıkıp, “düzeltilebilir” kozmetik arızalara indirgeniyor.

Tabii ki bu kadar fantazi insana çok yoğun geliyor. Ancak bazı gerçeklerle de yüzleştiriyor doğrusu.

Bugün flört piyasasında herkes biraz “daha iyi versiyonunu” sunmak zorunda hissediyor. Daha fit, daha pürüzsüz, daha arzu edilir… Sanki Tinder’a değil de podyuma çıkıyoruz. Dizideki virüs bir anda bunu başarıyor; gerçek hayatta ise yıllar süren diyetler, estetikler, filtrelerle ilerliyoruz.

İlişkilerdeki en büyük kırılma da burada başlıyor. Çünkü biriyle yakınlaşırken aslında kendimizi değil, kendimizin pazarlanabilir hâlini yatağa sokuyoruz. Sonra şaşırıyoruz: “İlk zamanlardaki çekim neden gitti?” Belki de hiç gelmemişti.

Dizide FBI ajanı olan, güçlü, zeki, silahlı bir kadın karakterin bile göğüslerini yaptırmasının altı özellikle çiziliyor. Mesaj net: Statü, başarı, akıl… Hiçbiri “yeterince arzu edilir olma” kaygısının önüne geçemiyor. Yani özgüven güzellikle ölçülüyor.

Erkekler için de durum farklı değil. Kaslıysan varsın, güzel değilsen görünmezsin. İlişkiler, karşılaşma değil; vitrin meselesi hâline geliyor.

Cinsellik bu baskının en sessiz kurbanı. İnsanlar birlikte oluyor ama bağ kurmuyor. The Beauty bize şunu hatırlatıyor: Güzellik fetiş hâline geldiğinde, ilişki kurmak yerine insanları tüketiyoruz. Hatta insanları da değil bedenleri.

Bunu sonucu da yalnızlık, tatminsizlik, bağlanma korkusu. Kısacası mesele güzel olmak değil. Mesele, güzel olmanın ilişki kurmanın ön koşulu hâline gelmesi.

Ve bu virüsün henüz bir aşısı yok.

Ama küçük bir tedavi önerim var: Kendin olmak, kendinle barışık olmak, bağ kurmak. Zor ama hâlâ mümkün.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.