İrem Hanım merhaba,
45 yaşındayım, 18 yıllık evliyim. Eşim son iki yıldır neredeyse her akşam saat 22.30-23.00’ten önce eve gelmiyor. Gerçekten yoğun çalışan biri ama dikkatimi çeken bir şey var. Ne zaman erken çıksa bile bir arkadaşına uğruyor, ofiste oyalanıyor ya da ‘Bir kahve içtim’ diyerek yine geç geliyor. Ben sabah erken kalktığım için çoğu gece uyumuş oluyorum. Böyle olunca cinsel hayatımız da neredeyse bitti. Ayda belki bir kez yakınlaşıyoruz. Geçen gün şakayla karışık, ‘Galiba beni uyurken daha çok seviyorsun’ dedim. Güldü ama cevap vermedi. Bazen aklıma çok kötü şeyler geliyor. Acaba gerçekten işi mi yoğun, yoksa eve geç gelerek yakınlaşmaktan mı kaçıyor? Erkekler cinsellikten kaçmak için böyle davranabilir mi?
Değerli Okurum,
Şimdi dürüst olalım… Evet, bazı erkekler gerçekten iş nedeniyle geç kalır. Ancak bazı erkekler de farkında olmadan eve geç gelmeyi bir kaçış biçimine dönüştürür. Neden mi? Çünkü eve erken geldiğinde onu bekleyen şey sadece yemek değildir; konuşulmamış sorunlar, beklentiler ve bazen de cinsel yakınlık beklentisidir.
Eğer uzun zamandır performans kaygısı yaşıyorsa, kendini yorgun hissediyorsa ya da ilişkinizde duygusal bir mesafe oluştuysa, bilinçaltı çok ilginç bir çözüm üretir: “Geç gidersem zaten herkes uyumuş olur.” Böylece ne reddetmek zorunda kalır, ne de başarısız olmaktan korkar.
Bu, her zaman bilinçli yapılan bir davranış değildir ama sık gördüğümüz bir kaçınma biçimidir.
Bir de kendine şu soruyu sor: Eşin eve geldiğinde gerçekten yorgun mu oluyor, yoksa telefonunda vakit geçirecek kadar enerjisi kalıyor mu? Çünkü bazen sorun yorgunluk değil, önceliklerin değişmesidir. Bir evlilikte cinsellik bir gecede bitmez. Önce insanlar aynı evde birbirine ayırdığı zamanı kaybeder, sonra birbirine dokunmayı. Bu yüzden meseleyi sadece “neden geç geliyor?” diye değil, “Biz ne zaman birbirimize zaman ayırmayı bıraktık?” diye konuşmayı deneyin.
Çünkü bazen çözüm yatak odasında değil, akşam eve geliş saatinde başlar.
İrem Hanım merhaba,
38 yaşındayım, 8 aydır bir ilişkim var. Erkek arkadaşımın davranışlarını bir türlü çözemiyorum. Bir dönem bana çok yakın oluyor. Sürekli arıyor, mesaj atıyor, birlikte harika vakit geçiriyoruz. Cinsel hayatımız da inanılmaz uyumlu. Kendimi çok arzulanmış hissediyorum. Ama tam her şey yoluna girdi derken bir anda değişiyor. Günlerce mesafeli oluyor, mesajları azalıyor, ‘işim çok yoğun’ diyor. Ben de ne olduğunu anlamaya çalışırken kendimi sudan çıkmış balık gibi hissediyorum. Sonra bir gün hiçbir şey olmamış gibi geri dönüyor. Yine çok ilgili oluyor, yine harika bir yakınlık yaşıyoruz. Ben de yeniden umutlanıyorum. Bu döngü aylardır devam ediyor. Beni gerçekten seviyor mu, yoksa sadece canı istediğinde mi hayatına alıyor? Neden her uzaklaştığında ona daha çok bağlanıyorum?
Değerli Okurum,
Sen bir ilişki yaşamıyorsun, bir belirsizlik yaşıyorsun.Çünkü insanı en çok yoran şey kavga değildir. Ne olacağını bilememektir. Dikkat et… Sen en çok uzaklaştığı zamanlarda ne hissettiğini anlatıyorsun. Çünkü beynimiz belirsizliği sevmez.
Tam “Galiba bu ilişki oturdu” derken o geri çekiliyor. Sonra yeniden geliyor ve tekrar umutlanıyorsun.
İşte bu iniş çıkışlar, bazı insanlarda çok güçlü bir duygusal bağımlılık yaratabilir. Çünkü ödülün ne zaman geleceğini bilememek, beynin ödül sistemini sürekli tetikte tutar. Bu yüzden onu özlemekle sevmeyi birbirine karıştırmaya başlayabilirsin.
Bir de şu soruyu kendine sor: Onu mu özlüyorsun, yoksa sana hissettirdiği o yoğun duyguyu mu? Çünkü sağlıklı bir ilişkide harika bir cinsellik, duygusal güvenin üzerine inşa edilir. Sadece cinselliğin iyi olduğu, geri kalan zamanın ise belirsizlikle dolu olduğu bir ilişki, bir süre sonra insanı tüketebilir.
Bir erkeğin sana ne kadar tutkuyla sarıldığı değil, uzaklaştığında seni ne kadar güvende hissettirdiği ilişkinin kalitesini gösterir. Aşk, sadece özlemek değildir. Aşk, yanında kendinizi sürekli “Acaba yine gidecek mi?” diye düşünmeden yaşayabilmektir.