İsa Aras Mersinli’nin psikolojik portresi belirginleşiyor: Katliam neredeyse bağıra bağıra, göz göre göre gelmiş

Sekizinci sınıf öğrencisiydi ama eğitim hayatının sadece üç yılı okulda geçmişti, daha çok ekran başındaydı. Kalabalıklar içinde yalnızdı. Kendine zarar verme eğilimi vardı. Okulu sevmiyordu. Psikologa gitmişti ve psikiyatrik tedavi önerilmişti. Müdür Yardımcısı daha önce çantasını aramıştı.

Gündem 17 Nisan 2026

Türkiye günlerdir Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesindeki Ayser Çalık Ortaokulu’nda yaşanan okul katliamını konuşuyor.

Nasıl konuşmasın… Katliamda hepsi de 5 ve 6. sınıf öğrencisi, yani 10-11 yaşlarında 9 çocuk acımasızca katledildi, öğrencilerini korumak için onların üzerine kapaklanan bir öğretmen öldürüldü. Halen hastanede tedavisi süren üçü ağır yaralı 6 çocuk daha var.

Ve hepsinin katili de, 8. sınıf öğrencisi, henüz 14 yaşında olan bir başka çocuk, İsa Aras Mersinli.

Son birkaç gündür ortaya dökülen bilgiler, bu katliamı gerçekleştiren, sonra da okulda canlı ele geçirilebilirken ölü yakalanan İsa Aras Mersinli’nin nasıl bir psikolojik ortamda olduğu hakkında bir pencere aralıyor.

İsa Aras 2012 yılında doğdu. Babası polis müdürü, annesi ise öğretmendi. Sosyal medyaya yansıya aile fotoğraflarına bakınca, mutlu ve modern bir aile görüntüsü ortaya çıkıyor. Ama sosyal medyada görülenler yanıltıcı olabilir. O gülümseyen pozların arkasında büyük fırtınalar olabilir.

Önce pandemi sonra deprem onu okuldan uzaklaştırdı

İsa Aras bütün yaşıtları gibi ana sınıfının ardından ilkokula başladı. Ama başladıktan kısa süre sonra, daha okula alışamadan o 8 yaşındayken Covid pandemisi başladı ve okullar kapanmak zorunda kaldı. Uzaktan eğitim zorunluğu, onu ve onun gibi milyonlarca çocuğu daha önce sınırlı erişimleri olan ekranların, bilgisayarların, tabletlerin başına oturttu.

Okulada arkadaşlarıyla, mahallede akranlarıyla oyun oynaması gereken yaşları ekranda ve bir başına geçti İsa Aras’ın, başka pek çok yaşıtı gibi.

Babası, Emniyet Müdürü Uğur Mersinli, poliste verdiği ifadesinde oğlu için “Sekizinci sınıfta ama okula üç yıl gitti” diyor. Sebebi, Kahramanmaraş’ın 2023’te yaşadığı deprem. Tam salgın bitmiş, okullarda yeniden yüz yüze eğitim başlamıştı, Maraş’ı deprem vurdu, orada okullar yeniden uzaktan eğitime geçti.

Ekranda yaşanan hayatlar

Her çocuk değil ama bazı çocuklar, tam da gelişme, kişilikleri oluşturmaya başlama yaşlarında böylesi bir yalnızlığa, yüz yüze ilişkilerden yoksun kalıp ekranda bir takım avatarlar aracılığıyla kurulan sanal dostluklara yönelince sıkıntıları büyüyor.

Nitekim, onun okuldaki rehber öğretmeni Ejder İ. onu beşinci sınıftan beri tanıdığını ve takip ettiğini söylüyor ve ekliyor: “Öğrenci ile ilgili ailesi ile de sürekli görüştük. Ekran bağımlılığı vardı. Okula gelmek istemezdi. Okula geldiği zaman da okuldan gitmek isterdi.”

Öğretmeni kibarca ifade ediyor “ailesi ile görüştük” diye, nitekim bu görüşmelerin bir sonucu olsa gerek, babası da anlatıyor, İsa Aras son birkaç aydır psikologa gidiyordu. Psikolog aileye çocukları için psikiyatrik tedavi önermişti ama aile bunu çocuklarına kabul ettirememişti, nitekim son haftalarda psikolog randevularına da gitmemeye başlamıştı.

Babası ile iletişimsizlik

Babası Uğur Mersinli, “Ben İngilizce bilmiyorum, o ise telefonunu da bilgisayarını da İngilizce kullanıyor” diyordu çaresizce. “Oğlum bilgisayar ve cep telefonunu İngilizce modda kullandığı için benim de İngilizce bilmemem nedeniyle oğlumun cep telefonu ve bilgisayarda ne ile meşgul olduğunu takip edemedim, ismini bilmemekle birlikte oğlum sık sık savaş oyunu oynadığını görürdüm. Ben kendisine ne yaptığını sorduğumda ise bana ‘öf ya’ tarzında cevap vererek geçiştirirdi sağlıklı bir cevap alamazdım” diye anlatıyordu. 

Bir yandan baktığınızda tipik bir ergenlik gibi görebilirsiniz ama babayla olan iletişimsizlik çok belirgin.

İletişimsizliğin bir başka anlatımı baba Uğur Mersinli’nin şu sözlerinde gizli: “Oğlum cep telefonu ve bilgisayarından oyun oynarken bir taraftan İngilizce konuşurdu ancak ben kendisinin ne konuştuğunu anlamazdım. Oğlum interaktif (konuşmalı-çevrim içi) oyunlar oynardı, odasına girdiğinde ise her şeyi kapatır ve bize bir şey göstermek istemezdi.”

Ailenin oğlunun sanal dünyada bir hayatı vardı ve anne babasının o hayat hakkında en ufak bir fikri bile yoktu.

Poligona neden götürdü?

Baba Uğur Mersinli, “Silahtan uzak tutmak için onu poligona götürdüm” gibi tuhaf bir şey söylüyor ama belki de babanın esas amacı, oğluyla ortak bir merak noktası bulmak, bu yolla oğluyla iletişim kurabilmek, normal bir baba-oğul ilişkisine geçebilmekti.

Ama şimdi bu poligon ziyareti, oğluna orada tabancayla ateş etmeyi öğretmiş olması onu hayatı boyunca kovalayacak, vicdanında yara açacak bir büyük kara deliğe dönüştü.

Esas hayatı sanal dünyada

Rehber öğretmenin “Okula gelmek istemezdi, gelince de dönmek isterdi” sözleriyle birleşince, İsa Aras’ın esas hayatının gerçek dünyada değil sanal dünyada olduğunu, ancak orada iletişim kurabildiğini düşünmek için çok sebep var.

Evet ama sanal dünyada çok vakit geçiren, böyle içe dönük yaşayan her çocuk eline silahları alıp okulunda katliam yapmaya gitmiyor. İsa Aras’ı farklı yapan neydi?

Aile biliyorsa bile söylemiyor ama bazı ifadelerden anlıyoruz ki İsa Aras aynı zamanda kendine zarar da veriyordu. Okulda çakıyla ve kalemle avucunu oymuştu bir seferinde. Başka bir seferinde ise kendini jiletle kesmiş, kesikler çok derin olduğu için hastaneye gitmek zorunda kalmıştı ama hastanede bu kesikler için adli kayıt açılmamıştı, çünkü İsa Aras’ın babası polisti.

Okul yönetimi değişmeseydi

Okulun müdürü ve yardımcıları yakın zamanda başka yerlere tayin edilmişti. Oysa okulun eski müdür ardımcılarından biri İsa Aras’ın bu kendine zarar verme eğilimini bildiği için her gün onun çantasını kontrol ediyor, okula kesici bir alet getirip getirmediğine bakıyordu. O kontrol sürse belki İsa Aras o sabah okula beş tabancayla da gelemeyecekti.

Hem aile hem okul İsa Aras’ın psikolojisi hakkında aslında yeterli fikre sahipti. Elbette onun böyle bir katliam yapmasını kimse beklemiyordu ama aslında İsa Aras kendi diliyle yardım çığlıkları atıyordu.

Nitekim, okulda iki öğretmeni ve bazı veliler onu koridorda yakalayıp derdest ettiğinde, yerde boğuşma sırasında “Affet beni, affet” diye çığlıklar atıyordu. Son sözleri de bunlar oldu.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.