19 yaşındaki İbrahim Yaşar…
Daha hayatın başında…
Çalışmaya başlamasını sadece 4. günü…
Hayatındaki ilk işi…
19 nedir ki…
Küçücük bir çocuk…
Bir konteynerde, diri diri yakılarak öldürüldü!
Faillerin, benzin istasyonundan aldıkları 5 litre yakıtla hazırladıkları düzeneği konteynere attıkları ve kapıyı üzerlerine kilitledikleri belirlendi. Bir insanı yakmayı planlayacak kadar kararan zihinler… Kapıyı kilitleyip içeride can vermesini bekleyecek kadar taşlaşmış kalpler…
İnsan bunu yazarken bile utanıyor!
Ne ara bu kadar vahşileştik?
Ne ara bir insanın canı bu kadar ucuzladı?
Ne ara öfke, kin, cezasızlık duygusu bu kadar büyüdü?
Asıl mesele, sadece birkaç fail değil.
Şiddeti normalleştiren dil…
Cezasızlığı alışkanlık haline getiren düzen… Her gün yeni bir dehşet haberi duyup ertesi gün unutmaya zorlanan toplum…
İnsanı insan yapan ne varsa aşınıyor.
Bir gencin hayalleri kül oldu.
Ailesinin ömrü boyunca dinmeyecek acısı başladı.
Ve biz yine “Çok üzüldük” deyip önümüze mi bakacağız?
‘Adalet yerini bulacak” diyerek birbirimizi teselli etmekten, bu haberleri bir süre sonra unutmaktan bıktık!
İbrahim’in o küller altındaki hayalleri, hepimizin vicdanındaki bi leke.
Böyle ölümler kader değil. Tesadüf değil. “Bir anlık cinnet” hiç değil.
Bu, çürüyen adaletin… Kaybolan vicdanın… Caydırıcılığını yitirmiş sistemin sonucu.
İbrahim Yaşar için gerçek adalet sağlanmadan, bu ülkenin hiçbir genci gerçekten güvende olmayacak!
28 Nisan 2026 - 19 yaşındaki İbrahim’e ağıt: Böyle ölümler kader değil!
26 Nisan 2026 - Menopoz bir kadın hakkı konusudur!
25 Nisan 2026 - Bu fotoğrafı beş yıl boyunca kimse görmedi mi?
21 Nisan 2026 - Gülistan Doku: Artık ‘O dosya kapandı’ diyemiyorlar
18 Nisan 2026 - Yorumlara bakıyorum, herkes terapist, herkes uzman