Bahçeli’nin danışmanı ve Türkgün yazarı Yıldıray Çiçek önerinin PKK’nın silah bırakmasını, feshini sağlayacak kalıcı düzenleme hedeflediğini savundu.
MHP Lideri Bahçeli’nin Öcalan için “statü” çıkışının ardından danışmanından önemli bir yazı geldi. Türkgün yazarı Yıldıray Çiçek, bu önerinin PKK’nın silah bırakmasını ve örgütün feshedilmesini sağlayacak kalıcı düzenlemeleri hedeflediğini savundu; sürecin “geri dönüşsüz” olacağını vurguladı.
Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin dün partisinin Grup Toplantısı’nda Öcalan’ın statüsüne ‘isim’ önermesinin ardından MHP’nin yayın organı Türkgün’de dikkat çeken bir yazı kaleme aldı. Bahçeli’nin de basın danışmanı olan gazetenin yöneticisi Yıldıray Çiçek, MHP liderinin statü ile neyi amaçladığını yazdı.
Çiçek, terörü bitirecek ve bu yoldan dönüşü olmayacak düzenlemelerin gerçekleşmesini sağlayacağını belirtti. Çiçek şunları ifade etti:
“PKK’yı kuran, kendi birleşenleri tarafından “Kurucu Önder” kabul edilen Abdullah Öcalan terör örgütünün tarihinde ilk defa “PKK’nın anlam yoksunluğu ve aşırı tekrarı, ömrünü tamamlamasına ve feshini gerekli kılmasına yol açmıştır. Ayrı ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve kültürel çözümler tarihsel toplum sosyolojisine yanıt verememektedir. Bu koşullarda silah bırakma çağrısında bulunuyor ve bu çağrının tarihî sorumluluğunu üstleniyorum. Devlet ve toplumla bütünleşme adına kongrenizi toplayın; tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir.” Açıklamasını yapmıştır. Sayın Devlet Bahçeli’nin bahsettiği statü de bu açıklamayı güçlendirecek, bu yoldan dönüşü olmayacak kararları aldıracak düzenlemelerdir.
“Statü” konusu üzerinde tepinenlere bakınız; bunların hepsi her döneminde siyasi menfaat uğruna, terör örgütü PKK’nın kurucusu Öcalan tarafından kurulan siyasi partilerin önünde paspas olanlardır. Bu nedenle Sayın Devlet Bahçeli’nin aşağıdaki sözlerini yarım asırlık terör belasını bitirme stratejisi olarak anlamaları mümkün değildir.”
Bahçeli, dünkü Grup Toplantısı’nda PKK lideri Öcalan için şunları ifade etmişti:
“Bu kapsamda Abdullah Öcalan’ın statü meselesinin konuşulması da daha önce ifade ettiğimiz gibi, bizim açımızdan önemlidir.
Bu mesele yokmuş gibi davranarak sürecin sağlıklı işlemesi mümkün değildir.
Sürecin yürütülmesini istiyorsak, çağrımızın bağlayıcı olmasını temenni ediyorsak, örgütün tüm unsurlarıyla feshi ve silahların teslimini takip eden bu süreçte bunun hukuki, siyasi ve vicdani ölçüler içinde açıkça değerlendirilmesi gerekir.
Türkiye’nin güvenliği ve geleceği söz konusuysa ani reflekslere, duygusal tepkimelere, sosyal medya gürültülerine, siyasi yaygaralara, temelsiz muhalefet tantanalarına, takvimi meçhul belirsizliklere mahal veremeyiz.
Abdullah Öcalan için statü açığı varsa; bu açık Türkiye Cumhuriyeti lehine, Terörsüz Türkiye hedefinin başarısına hizmet edecek biçimde ele alınmalıdır.
Bu noktada ihtiyaç duyulacak mekanizmanın adı ne olursa olsun, özü açık olmalıdır: Bu mekanizma; toplumsal onarımı, siyasal normalleşmeyi, demokratik katılımı, kardeşlik hukukunu, kamu düzenini, milli güvenliği ve huzurlu geleceği birlikte gözetmelidir.
Bu tartışmalara son vermek için bunun adının “Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü” olmasını öneriyorum. Fakat elbette başka alternatifler de üretilebilir. Temennimiz PKK’nın kurucu önderliğinin bir tanım altında görev yapmasıdır. Çünkü meselenin esası; terörün tamamen tasfiye edilmesi, silahların susması, terörün gündemimizin dışına kesin biçimde çıkarılması, siyasetin terör vesayetinden arındırılması ve toplumsal bütünleşmenin sağlanmasıdır.”