Kübra’yı öldüren adamın cinayeti nasıl anlattığına bakın…

8 Mayıs 2026

30 yaşındaydı.

Adı Kübra Yapıcı.

Antalya Serik’te yaşıyordu.

E-ticaret yapıyordu.

30 Nisan gecesi, ailesi ondan haber alamadı.

Peki ne olmuş Kübra’ya?

Ata Berk Sezen ve İlyas Umut Dalğar, Burdur’da bir ormana götürmüşler.

Silahla vurmuşlar.

Gömmüşler.

Sonra çıkarıp yakmışlar.

Parçalarını, baraja atmışlar.

Şüphelilerden birinin savcıya olay yerini gösterdiği videoya bakın.

Korkunç!!!!

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

Haber Global (@haberglobal)’in paylaştığı bir gönderi

Soğukkanlılıkla anlatıyor Allahın belası pislik…

Nereye götürdüklerini.

Nereye gömdüklerini.

Nereye attıklarını.

Bir insanı tarif eder gibi değil.

Bir paketi tarif eder gibi.

Bu insanlar ne ara bu kadar canavarca şeyleri yapacak kadar kafalarında normalleştirdi?

Hangi haberi izlerken?

Hangi davanın indirimini görürken?

Hangi failin “iyi hal”le çıktığını duyarken?

Anne diyor ki:

“Ömür boyu güneş yüzü görmesinler. Benim çocuğum toprağa girdiyse, onlar da yaşamasın.”

Baba diyor ki:

“10 sefer müebbet yesinler. Pişmanlıktan faydalanması olmasın.”

Kübra 30 yaşındaydı.

Şimdi bir baraj suyunda parçaları aranıyor.

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

Kanal 23 (@kanal23hd)’in paylaştığı bir gönderi

Mustafa Keser’e linç

Mustafa Keser sahnede bir fıkra anlatmış.

İçinde, “Kayseriliyle Yahudinin farkı mı var oğlum” cümlesi geçiyor

Sonrası mı?

Kıyamet!

AKP Kayseri Milletvekili Şaban Çopuroğlu, konserin iptalini istedi.

Salon yetkilileri 15 Mayıs Kayseri konserini programdan çıkardı.

MHP’den istifa eden eski Kayseri Milletvekili Baki Ersoy ise tehdidi açık açık yazdı:

“Bu saatten sonra, sen Kayseri’de hiçbir programa biz nefes alıyorken çıkamayacaksın. Yok ben çıkarım diyorsan; yok burası Kayseri, burada oyun bozulur.”

81 yaşında bir sanatçıya, “soytarı” demek…

Bir milletvekili üstelik bunu diyen…

Keser ise özür dilememiş: “Burada özür dileyecek bir durum olsa, on kere de özür dilerim. O erdeme de sahibim. Ne var ki, özür dilenecek bir durum yok.”

Aklımıza mukayyet ol Allahım!

Bir fıkraya bu kadar hassasiyet gösteren isimlerden, çocukların ölümüne de aynı ateşli cevabı duymak isterdik.

Di ama…

Kadın cinayetlerine de…

Yolsuzluklara da…

Yargı önünde sürünen haksızlıklara da…

Mecliste kürsüye çıkıp, aynı sertlikle konuşulduğunu görmek isterdik…

Aynı “Biz nefes alıyorken” diliyle…

Aynı el artırmayla…

Ama görmüyoruz!

Hadi hepsini geçtim.

Gazze gözümüzün önünde, dümdüz edildi.

Zulüm hâlâ sürüyor.

İsrail bombaları havalarda uçuşuyor.

Ben bu olayların hiçbirinde bu kadar iddialı tepkiler görmedim.

Bir fıkra için seferberlik var.

Çocuklar için yok.

Kadınlar için yok.

Adalet için yok.

Gazze için yok.

Peki bu seçici öfke neyin işaretidir?

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.