Bir tarafta, savaş kaybedip seçim kazanmış Paşinyan, öbür tarafta Rus istihbaratı ile ilişkisi olduğu iddia edilen milyarder Karapetyan… Bir tarafta ABD ve Avrupa Birliği’nin vaatleri, öbür tarafta Putin’in tehditleri… Ermenistan halkı oyunu umuda mı verecek, korkuya mı?
Devasa eliptik bir meydan ve onu çevreleyen, bir kısmı meydanın şekline uyum gösterir biçimde iç bükey olarak inşa edilmiş, yüksek kemerli pencereleri, sütunlu galerileri olan, tüf taşından, geceleri aydınlatıldığında olağanüstü etkileyici hale gelen görkemli binalar… Erivan (Yerevan) Cumhuriyet Meydanı… Eski adı Lenin Meydanı…
Bir tarafta, dev bir fıskiyeli havuzun arkasında Ulusal Tarih Müzesi ve Ulusal Resim Galerisi… Diğer yanda tepesinde Ermenistan bayrağının dalgalandığı saat kuleli bir başka bina. Ermenistan’ın yeni binalara taşınmadan önceki hükümet merkezi. Bir kısım ofisler hâlâ burada. Bir köşede “Haypost”; Ermenistan posta idaresinin tarihi merkezi… Öte tarafta yine muhteşem tarihi bir bina içinde Marriott Oteli…
Meydanın bu aşırı bürokratik, ağır başlı “Sovyetik” görüntüsü, ortalığı dolduran cıvıl cıvıl insan kalabalığı olmasa, soğuk bir hava yaratabilir. Meydana açılan ana caddeler ve onlara eklemlenen yan cadde ve sokaklara, yaya bölgelerine doğru kalabalığı takip edin. Herhangi bir Batı kentinde göreceğiniz rengârenk dükkanlar, son derece modern ‘cafe’ler ve restoranlarla dolu bir dünyaya gireceksiniz. Binalar Cumhuriyet Meydanı’ndaki görkemli mimariye sahip değil ama, eskisiyle yenisiyle yine parıltılı… İnsanlar dinamik, hareketli; gençler fıkır fıkır… Tam bir festival ortamı…

Bir üçüncü çembere doğru ilerlediğinizde, manzara değişiyor… Renkler soluyor, insan kalabalığı azalıyor, binalar dökülmeye başlıyor… Sanki insanların omuzlarındaki yük daha fazla gibi… Sırtlar bükük, gözler dalgın… İhtişam, eğlence, parıltı kayboluyor. Tarif edemediğiniz, ya da etmek istemeyeceğiniz farklı bir duygu…
Erivan’da gezerken ve iç içe geçmiş bu hayali çemberlerin birinden ötekine geçerken değişen görüntüler, aslında bugünkü Ermenistan’ın çelişkilerini, gerilimlerini mükemmelen yansıtıyor.
Ermenistan halkı bugün, siyasal analist Tigran Grigoryan’ın deyişiyle, Ermenistan demokrasi tarihinin “en jeopolitik” seçiminde oy kullanmak için sandık başına gidiyor. Gelecek açısından bu kritik yol ayrımında, Ermenistan, geçmişte uzun süre gölgesinde yaşadığı Rusya’ya yeniden yüzünü dönüp bu ülkeyle bağlarını sıkılaştırmakla, Batı dünyasına yönelmek, Avrupa ve Amerika ile iş birliğini güçlendirmek arasında bir tercih yapacak.
Bu göründüğü kadar kolay bir tercih değil. “Batı dünyasına yönelmek” diye basitçe üç kelimeyle tarif ettiğimiz politik tercih, insanlardan değişmelerini, ulusal-kültürel kimliklerinin ayrılmaz parçası haline getirdikleri bazı düşünceleri terk etmelerini talep ediyor, yaşadıkları travmaları geride bırakıp umudun cesaretini kuşanmalarını istiyor.
Başbakan Nikol Paşinyan, bir önceki seçimlerde, savaş kaybetmiş olmasına rağmen, bir miktar oy ve sandalye eksiğiyle parlamentodaki ezici üstünlüğünü korumuştu. Şimdi, geçmişe değil geleceğe bakan “yeni bir başlangıç” için seçmenden oy istiyor. Bunun için dün ya da evvelsi gün kaybedilmiş toprakların peşinde koşmamayı öneriyor. “Gerçek Ermenistan’a odaklanalım, onu geliştirmeye çalışalım,” diyor. Bunları söylerken, Azerbaycan ile yaşanan savaşın kalıcı barış ile sonlandırılmasını, bu ülkeyle ve Türkiye ile ilişkilerin normalleştirilmesini vaat ediyor. Avrupa Birliği ve ABD ile iş birlikleri geliştirerek ülkenin refahını artırma hedefini öne çıkarıyor.
“Yeni vizyon” doğrultusunda atılan ilk adımlar
Paşinyan, seçim öncesinde attığı bazısı sembolik, ama iç politikada sert tartışmalar yaratan adımlarla, Batı dünyasıyla yaptığı anlaşmalarla, Rusya hakkında söyledikleriyle, Ermenistan’a vermek istediği yönü seçmene sergilemiş durumda.
ABD’nin arabuluculuğuyla Azerbaycan ile ateşkes protokolü imzaladı. Azerbaycan’ın Karabağ’ı işgalinden kaçan Ermeni nüfusun bu topraklara geri dönmesi talebinde bulunmayacaklarını ilan etti. (Muhalefet Dağlık Karabağ’daki etnik Ermenilerin evlerine dönme hakkının savunulması gerektiğini vurguluyor. Yaklaşık 100 bin kişi söz konusu.) Türkiye ile normalleşme görüşmelerini başlattı. Gümrük mühürlerinde yer alan Ararat (Ağrı Dağı) görüntüsünü kaldırttı.
Ermenistan, 2025’te ABD ile iki anlaşma imzalamıştı. Seçimlere iki haftadan az bir süre kala, bu çerçeveyi genişleten üç anlaşmaya daha imza attı. 26 Mayıs 2026’da Erivan’da, iki ülkenin Dışişleri Bakanları, Marco Rubio ile Ararat Mirzoyan, ticaret, ulaşım ve ekonomik gelişmenin desteklenmesini ve bunun için ortak bir şirket kurulmasını öngören “Uluslararası Barış ve Refah için Trump Rotası” (evet adı aynen böyle) TRIPP anlaşmasını imzaladı. Buna ek olarak, kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması ile kritik mineraller ve nadir toprak elementlerinin birlikte çıkarılması, işlenmesi ve nakledilmesini içeren bir mutabakat imzalandı. Anlaşmalar kağıt üzerinde iyi dursa da muhatabın Trump olması gibi bir handikap taşıyorlar.

Seçimlere bir ay kala, Erivan’da, AB’nin (ve Paşinyan’ın) adeta gövde gösterisi vardı. 4-5 Mayıs’ta yapılan Avrupa Siyasal Topluluğu zirvesine (Kanada Başbakanı Carney, Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenski dahil) 40 kadarı devlet ve hükümet başkanı olmak üzere 50 delegasyon katılmıştı. Bu toplantıyla birlikte de tarihin ilk AB-Ermenistan ikili zirvesi gerçekleştirildi. Avrupa Siyasal Topluluğu, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un önerisiyle 2022’de kurulmuştu. Liderler düzeyinde siyaset, güvenlik, enerji ve ekonomi konularında istişare ve koordinasyonu öngörüyordu.
Toplantıda ön planda gözükmek için özel bir çaba gösteren Macron’un (Rusya ve ABD’den sonra dünyanın üçüncü büyük Ermeni diasporası Fransa’da) resmi resepsiyonda, sahnede “La Boheme” söylemesi ve Paşinyan’ın ona davulda eşlik etmesi, sosyal medyada viral olan görüntüler arasına girmişti. Bu “gösteri”nin tamamlayıcıları, altı adet bağlayıcı olmayan niyet mektubu ile bir anlaşmaydı. Avrupa Komisyonu’nun ifadesiyle, “AB-Ermenistan Bağlantı Ortaklığı Anlaşması,” ekonomik bağları güçlendirmiş ve güvenlik iş birliğini derinleştirmişti. Aslında bunların da şimdilik sadece birer vaat olduğu aşikâr. Somut sonuçlara yol açmaları zaman alacak.
Şunu da söylemek lazım: Paşinyan bu vaatlerden ve gövde gösterilerinden önce Batı’ya entegrasyon yönünde somut, elle tutulur adımlar atmıştı. 30 Mart’ta Dünya Bankası, Ermenistan’a, “ekonomisini küresel ekonomiye entegre etmesi için” 200 milyon dolarlık kredi açtı. OPEC fonu da 92,8 milyon dolarlık bir paralel finansman sağladı. Ermenistan Aralık 2025’te de IMF ile 175 milyon dolarlık bir stand-by anlaşması imzalamıştı. Bütün bunlar, “entegrasyon” destekleri… Rakamlar gözünüze düşük gözükmesin… Unutmayın, Ermenistan 3 milyon nüfusu olan bir ülke…
Kısacası 2026 ve özellikle Mayıs ayı, Batılı güçlerin ve kurumların, seçimler öncesi, Paşinyan’dan yana koydukları ağırlıklarını sergiledikleri bir dönem oldu. Ancak, uzak coğrafyalarda konuşlanmış bu güçler Ermenistan’ın güvenliğini sağlayabilecek miydi? Paşinyan’ın Rusya yanlısı rakiplerinin Ermenistan halkının kafasına sokmaya çalıştıkları kuşku buydu: Ermenistan’ın güvenliğini ancak Rusya sağlayabilirdi.

Halkın güvenlik kaygısını istismar eden Rusya yanlısı muhalefet cephesinin bir numaralı ismi Samvel Karapetyan, seçimlere bu yıl Şubat ayında kurulan “Güçlü Ermenistan” partisinin lideri olarak katılıyor. Daha önce bir politik geçmişi yok, ancak Paşinyan ile çatışan Ermeni Apostolik Kilisesi’nin en büyük bağışçılarından biri olarak tanınıyor. Ayrıca, anayasal düzeni devirmek suçlamasıyla tutuklu bulunan, Ermenistan’ın eski Cumhurbaşkanı, Rusya yanlısı Robert Koçaryan’ın, 2020’de serbest bırakılması için belirlenen yaklaşık 4 milyon dolar tutarındaki kefaletin bir kısmını ödeyen kişi olarak da biliniyor.
Şirketlerinde 30 bin kişi çalışıyor. Serveti 4-4,5 milyar dolar. Ermenistan bütçesinin yaklaşık yarısı… Letonya’da faaliyet gösteren, liberal-demokratik Rus gazetecilerin kurduğu The Insider, sızdırılan bazı belgelere dayanarak, Samvel Karapetyan’ın Rus gizli servisi ile ilişkili olduğunu ileri sürüyor. Insider’a göre, 1999 yılında Karapetyan’ın yaptığı bir pasaport başvurusunda, işyeri hanesinde “IC FSB” kodu bulunuyordu. Insider, Rusya İçişleri Bakanlığı’ndaki kaynaklarından, bu kodun, genellikle FSB (Rus İstihbarat Servisi) gözetiminde çalışan yabancılar veya gizli muhbirler için kullanıldığını öğrenmişti.
2025 yılında, Paşinyan’ı ulusal birliği zayıflatmak, Ermenistan’ın düşmanlarına hizmet etmek, devlet gücüyle kiliseye müdahale etmek, din adamlarını itibarsızlaştırmaya çalışmakla suçlayan Ermeni Apostolik Kilisesi’nin çeşitli liderleri darbe girişimiyle suçlanarak tutuklanmıştı. Başpiskopos Mikael Ajapahyan (bir bölge başpiskoposu) iki yıl hapis cezasına çarptırılmış, Şubat 2026’da ev hapsine alınmıştı. Bu olaylar sırasında, daha önce siyasi platformlarda gözükmeyen Karapetyan, birden ortaya çıktı ve “Ermeni tarihini ve Ermeni Kilisesi’nin bin yıllık mirasını unutmuş küçük bir grup, Ermeni halkına saldırdı. Ben her zaman Ermeni halkının yanında oldum. Siyasi liderler başarısız olursa, kendi yöntemlerimizle müdahale edeceğiz,” dedi.
Karapetyan, “iktidarı zorla ele geçirme ve anayasal düzenin şiddet yoluyla devirme” çağrısı yapmaktan tutuklandı. Bu suçlamalara daha sonra “kara para aklama” da eklendi. Halen ev hapsinde. (Partinin önde gelen başka isimleri de hapiste.) Seçim çalışmalarını yeğeni Narek Karapetyan yürüttü. Zaten Ermenistan yasalarına göre “Milletvekili adaylarının, son dört yıl boyunca yalnızca Ermenistan vatandaşlığına sahip olmaları” gerekiyor. Karapetyan’ın ise 2026’da parti kurup başbakanlığa aday olana kadar Rus ve Kıbrıs (Güney) pasaportları bulunuyordu. Bu pasaportlarını bu yıl iade etti ama bu haliyle de yasalara göre 3,5 yıl daha milletvekili (ve başbakan) olması mümkün değil. Yeğeni Narek Karapetyan’ın da Rus vatandaşlığını gizlediği iddiası soruşturuluyor.
Paşinyan’ı, Azerbaycan’a hizmet etmekle, Ermenistan’ın bir numaralı müttefiki Rusya ile ilişkilerini bozmakla, halkı “barış hayalleri” ile kandırmakla suçlayan Karapetyan’ın, bu yasal engele rağmen büyük bir özgüvenle seçimlere girmesinin arkasında Rusya’nın desteği, “Kazanırsam kuralları değiştiririm,” düşüncesi var.

Macaristan’daki kadar yoğun olmasa da Batı basını, Rusya’nın, sadece Paşinyan’a rakip çıkararak değil, trol ordularını ve ajanları seferber ederek de Ermenistan seçimlerine müdahale etmeye çalıştığını yazdı.
Reuters’e göre, yurt dışındaki Ermenilerin oy kullanması mümkün olmadığından, Rusya seçim gününe doğru, kendi topraklarında yaşayan onbinlerce Ermeniyi Ermenistan’a taşıyacaktı. The New York Times, Kremlin ve Rus istihbarat teşkilatlarıyla bağlantılı grupların Nikol Paşinyan’a yönelik saldırılarla aylardır interneti istila etmiş olduğunu söylüyordu. Gerçekten de Paşinyan hakkında yolsuzluk, cinsel taciz, LGBT savunuculuğu, ihanet vb gibi suçlamalar içeren bir mesaj bombardımanı vardı. AB, siber saldırılarla baş edebilmesi için Paşinyan’a uzmanlar göndermişti.
The Insider, Ermenistan içinde Karapetyan lehine ve Paşinyan aleyhine seçim propagandası yapan, özellikle gençleri hedef alarak, “Ermenistan’ın geleceğinin Rusya’da olduğunu” empoze eden, “kültür görevlisi” Rus ajanlarını, istihbarat servisleriyle olan bağlantılarını da açıklayarak isim isim sayıyordu.
Rusya ile itişme bir süredir devam ediyordu. Mayıs 2025’te Ermenistan parlamentosu, AB’ye üyelik sürecini başlatmak üzere bir yasa kabul ederek ilk işaret fişeğini fırlatmıştı. Seçim kampanyası sırasında Nikol Paşinyan, önümüzdeki iki yıl içinde Avrupa ile vizesiz seyahat düzenlemesi sağlanacağına dair söz verdi. Erivan’da Avrupa Siyasi Topluluğu Zirvesi’nin ardından düzenlenen basın toplantısında, Paşinyan, Ukrayna’ya karşı yürütülen savaş konusunda ülkesinin “Rusya’nın müttefiki olmadığını” vurguladı.
Putin de boş durmuyordu. Başlıca pazarı Rusya olan Ermenistan tarım ürünlerine çok sayıda kısıtlama uyguladı. Ermenistan’dan konyak, maden suyu ve yaş meyve-sebze ithalini durdurdu. Rusya’da çalışmak isteyen Ermeni vatandaşları için yeni yasal engeller oluşturmakla, Ermenistan’a gümrük vergileri uygulamakla, ekonomik iş birliğini sonlandırmakla tehdit etti. Gaz ve petrol ürünlerinin tercihli tedariki konusundaki anlaşmanın askıya alınabileceğini bildirdi. Bu önemli bir tehdit çünkü Ermenistan dünya piyasasındaki fiyatların sadece yüzde 30 kadarını ödeyerek Rusya’dan gaz satın alıyor.
Putin siyasi olarak da Ermenistan’ın AB’ye katılma konusunda bir referandum düzenlemesini istedi. Paşinyan buna “bugün için böyle bir şeye gerek olmadığı” yolunda bir cevap verdi. Putin’in en sert uyarısı ise, Astana’daki Avrasya Ekonomik Birliği toplantısı sonrasında söylediği, “Ermenistan, Avrupa entegrasyonunu sürdürürse bir ‘Ukrayna senaryosu’ ile karşılaşabilir,” sözleriydi.
Ermenistan’ın en büyük dış ticaret ortağı Rusya’nın, Paşinyan’ın seçilmesi halinde ekonomik yaptırımlar uygulamasının kısa vadede sıkıntı ve hoşnutsuzluk yaratacağı kesin. Ancak, bu yaptırımlar halktan güvenoyu almış bir Paşinyan’ın “açılımlarını” hızlandıracak. Yeni açılımlarla gelen kazanımlar orta vadede tabana yayılabilirse, desteği süren Paşinyan yoluna devam edebilecek.
Öte yandan Paşinyan, Türkiye ile olan ilişkilerin normalleştirilmesine ve Azerbaycan ile nihai bir barış tesis edilmesine koşulsuz bir yaklaşım sergiliyor. Bu da seçeneklerini artıracak gibi gözüküyor. Ancak, bu yaklaşımı, destek bulduğu kadar tepki de çekiyor. Çünkü “koşulsuz normalleşme” Türkiye’nin ve Azerbaycan’ın ağzından düşürmediği bir tabir. Rakipleri Paşinyan’ı “düşman”a aşırı taviz vermekle suçluyor.

Kendi ülkesinde popülaritesinin dip noktasını yaşayan, savaş ve yaptırımlar yüzünden ekonomisinin belini doğrultamayan, Ukrayna batağından postallarını kurtaramayan Putin’in, Ermenistan’ı yeni bir Ukrayna’ya çevirme tehdidi ise tamamen blöf görüntüsü veriyor.
Ancak bir şey kesin: AB üyeliğine giden yol hâlâ çok uzun. Ermenistan henüz AB’ye üyelik başvurusunda bulunmadı ve üyelik süreci on yıllar sürebilir. Paşinyan bunun farkında. AB ile yakınlaşma sürecini, “Demokratik ve kurumsal reformlara yeni bir soluk getirmek ve Avrupa Birliği standartlarını karşılayan bir ülke statüsüne mümkün olduğunca çabuk ulaşmak için ek bir teşvik” olarak niteliyor. Ermenistan seçimlerinin “barışı geri döndürülemez hale getirmesi gerektiğini, ardından da barışın demokrasiyi geri döndürülemez hale getireceğini” söylüyor. Bölgedeki tek demokratik ülke olan Ermenistan’ın buna ihtiyacı var, çünkü Paşinyan yönetimi mevcut baskılar altında rejimin demokratik niteliklerini korumakta ciddi biçimde zorlanıyor.
Nikol Paşinyan’ın “Sivil Sözleşme” partisi anketlerde çok önde gitmesine rağmen, taraftarlarında bir tedirginlik gözlemleniyor. Çünkü, anketlerdeki en büyük grup kararsızlar ve bu grubu Rusya’nın yoğun manipülasyonunun etkilemesinden korkuluyor.
Rusya son zamanlarda bu şekilde elini soktuğu seçimlerde hiç başarı elde edemedi. Ancak bu ülkenin travması farklı. Bir tarafta Türkiye, öte yanda Azerbaycan… Çevrelendikleri coğrafya, korku ve güvensizlik üretiyor. Büyük güçlere güvenmek için de bir sebep yok. Batılı güçlerin sergilediği görüntü kendi vatandaşlarına bile güven vermiyor. Rusya ise, “müttefik” olduğu dönemde, Azerbaycan karşısında Ermenistan’ı yalnız bırakmıştı. Yine de, korku bünyeyi sararsa, bilinmeyen “şeytanlar”dansa, bilinen “şeytanlar” tercih edilebilir. Paşinyan’ın başarması için konjonktür çok müsait ama başarıya giden yol halkın güçlü desteğinden geçiyor. Bu destek de ancak umut ve cesaretle gelebilecek…
7 Haziran 2026 - Ermenistan’da seçim var: Seçmen Putin’in blöfünü görüp el yükseltecek mi?
31 Mayıs 2026 - Üniversite mezunu gençler beyaz yakalı proletarya mı olacak, prekarya mı?
24 Mayıs 2026 - Otokrasi, çapsız kariyeristlerle kifayetsiz muhterislerin sırtında yükseliyor
17 Mayıs 2026 - Kral Charles’ın tek kelimesini değiştirmeden okuduğu konuşma ve Avrupa’nın geleceği
10 Mayıs 2026 - Kölelik, çağlar boyu insanlığın ayıbı oldu, bugün de devam ediyor; bizde de…