Hayatın anlamını anlayabilir miyiz? Hayır! Anlamayız boşa uğraşmayın!

10 Haziran 2026

Negatif cümleler daha çok dikkat çektiği için böyle başladım. Ama konu güzel.

Hayata, ezoterik konuları öne sürerek (ehil kişilere aktarıldığına inanılan, felsefe, tasavvuf, din, şifa vb. ile ilgili gizli bilgiler) anlam kazandırılmaya çalışılıyor.

Bu konuda yapılmış yüzlerce video veya kitaptan belki sadece birine kulak verilebilir.

O da bulmak için değil, tartışmak için.

Çünkü çoğu aslında ehil olmayan ama olmuş gibi davranan veya akıl sağlığı bozuk, gördüğü halisünasyonları bir kehanet sanan kişilerin veya her şeyi yanlış anlayanların eseri.

Ün, takipçi ve para kazanmanın farklı bir yolunu bulanlar, kendi söylediklerine kendileri de inanıyor bir süre sonra. Hatta mürit de kazanıyorlar.

Çünkü böylece o müritler de kendilerini bir kimliğe kavuşturuyor.

Kendi varlık ve tatmin nedenlerini bulmuş oluyorlar. 

Sahte peygamberler, gurular, söküğünü dikemeyen kişisel gelişim koçları, hayatın anlamını bulduklarını veya belli rutinler yapılırsa bulunabileceğini öne sürüyorlar. Sözgelimi kuantum fiziğiyle veya CERN’de bir deney yapılsa ve ona manevi bir kulp taksak ne güzel olur diyenler de var. Manevi bir kulpa kapı bulmaya çalışanlar olduğunu de biliyoruz.

Peki Oğuzhan, hayatın anlamı var mı? 

Bilinci ve ruhsal düzeyi yükseltmek, tekamül etmeye çalışmak,  hayata mı anlam veriyor yoksa hayat sonrasına mı?

Sanırım ikincisi. 

Temel amacı hayatta kalmak ve üremek olan bir canlı için anlam, ikincisi varsa iyi. Dinler bunu garantilediğini açıklıyor. Oysa nesnel, evrensel olarak bir anlam yok.

Zaten Sartre, Camus gibi varoluşçular da bunu savunmuşlar. Anlamı kendiniz yaratmak zorundasınız.

Nihilisler zaten anlam olmadığı gibi amaç da yoktur demişler. 

Sizse nelere değer veriyorsanız veya hayatınızı nasıl

şekillendiriyorsanız bireysel bir anlam bulabilirsiniz sonuçta. 

İster mücadele edin ister var olan bir düşüncenin izinden gidin, teslim olun. Dünyada insan oluştuğundan bu yana, yapılan da bu. Ama konuya çok takılı kalırsanız, psikolojik sıkıntılarla, depresyonlarla karşılaşmanız muhtemel.

Çünkü ne kadar felsefe okursanız okuyun, tartışın, şu noktaya geleceksiniz. 

Tek bildiğim şey, hiçbir şey bilmediğimdir.

Bunu da eski çağ düşünürlerinden Sokrates söylemiştir. Neyi bilmediğini bilmek de bir erdemdir diyerek O size, bir ödül verir.

Anlamı var, yok, bilmiyorum ama hayatımı sürdürüyorum seçenekleri bir seçim yaratır mı peki size?

Yaratır ama devam ettiremezsiniz. Çünkü bu soruyu benden, sizden öte sormuş, soran, soracak milyonlarca insan var.

Soruya yanıt bulsanız da bulmasanız da hayat devam ediyor, edecek. O halde anlam aramak yerine, aslında hayata bir amaç katmak gerekiyor. Ne olacaksanız, onun en iyisi olmak gibi…

Korkulardan ve kaygılardan arınarak, mutlu olmaya çaba göstermek, sorumluluk almaktan kaçınmadan aşık olmak, üremek, geride bir mal mülkten öte kalıcı bir eser bırakmak, günlerinizi tüketmek ve aynılaştırmak yerine rutini bozmak, merak duygusunun hazzı yarattığını keşfetmek, saf bilginin peşinde koşmak (bulamasanız da yolunda ölürsünüz),

insanlık denen homojen olmayan bir topluluğun bir parçası olduğunuzu bilmek, dünya gezegenini sevmek, korumak,

düaliteyi kabul etmek, esnek, özgür ve neşeli olmak bir kenara not alarak uğraşacağınız kişise ödevleriniz olabilir. 

Bütün bunların sonucunda belki hayatınıza bir anlam katamayacaksınız ama amacı olan bir hayatı yaşamış olacaksınız.

Eh, ondan sonrası da Allah kerim, diyelim tevekkülle.

Veya her şey gönlünüze göre olsun.

Neye inanırsanız hayatta, anlam da amaç da odur hayatta.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.