DÜNYA KUPASI 2026 72 Maç 48 Takım 12 Grup ⚽ Canlı Sonuçlar Fikstür 🏟️ Stadyumlar Hikayeler Keşfet → Dünya Kupası 2026 DÜNYA KUPASI 2026 Keşfet →

Bir Hint mantrasıyla gündem dışında kalın, arının!

18 Temmuz 2026

Bir Hint mantrasında; “Hayatta iyi bir insan olabilmek için şu on altın öğüde uyulması gerekir” der.  Ardından da on

öğütle yetinmeyip, üç şey kuralını aktarır.

“1. Düşünmeye vakit  ayır; düşünce, güç için kaynaktır. 

2. Eğlenceye  vakit  ayır; eğlence  gençliğin sırrıdır. 

3. Okumaya vakit ayır; okuma bilginin pınarıdır. 

4. Duaya vakit ayır; dua, güç anlarda direnmenin desteğidir. 

5. Sevmeye  vakit  ayır; sevmek  yaşamı tatlı kılan  şeydir.  

6. Anlaşmaya vakit ayır; konuşmak yakınlaştırır.

7. Gülmeye vakit ayır; gülmek ruhun müziğidir. 

8. Vermeye vakit  ayır;  vermek  günün aydınlığıdır. 

9. İşini iyi  yapmaya vakit ayır. İşini iyi yapmak, size güvenilir yapar.

10. Teşekküre vakit ayır; Teşekkür, yaşam pastasının kremasıdır.

İdare  edilecek  üç şey:

Dilimiz,  huyumuz, hareketlerimiz. 

Sevilecek üç şey: Cesaret, nezaket, yardım. 

Nefret  edilecek  üç şey: Kin, kibir, nankörlük. 

İstenen üç şey: Sağlık, dostluk, huzur. 

Düşünülecek üç şey: Hayat, ölüm, sonsuzluk…”

Bunlarda tartışılacak bir yan yok.  

Beynin, kalbin, ruhun beslenmesi, aydınlanması, arınması için hepsi gerekli.

Aralarında biri var ki, Kızılderililer’in neredeyse uzun yaşam ve mutluluk sırrı.  

Kendilerini negatif  enerjilerden uzak  tutmanın  yolu.

Gülmekten söz ediyorum. Ama  gülümsemekten değil,  dolu  dolu  gülmekten. 

Siyular’ın torunları, bunu hala doğal olarak  uyguluyor. Kadim bir davranış gibi… 

Ne var ki anlaşmaya vakit  ayırmadıkları için, Amerikalılar ’ın önlerine uzattıkları belgeleri fazla incelemeden imzalayıp, topraklarını kaybetmişler. Yarım  yüzyılı aşkın  zamandır da  geri  almaya çalışıyorlar. 

Astronotlar giderken götürsün ve oradaki akrabalarına versinler diye mektup yazıyorlar… NASA, hem bu fikri, hem de mektubu ciddiye almıyor. Ama kabile yaşlılarının günlerce kapıda bekleyip, gitmediklerini görünce biraz da kurtulmak için “Tamam verin mektubu, götürüceğiz” diyorlar. Kızılderililer, mektubu vermeyi başardıktan sonra  köylerine dönüyorlar. NASA’dakiler, merak  edip  zarfı açıyor.

Mektupta şunlar yazıyor:

“Merhaba akrabalarımız, sakın size uzatılacak belgeleri imzalamayın, anlaşma yapmayın… Bizi kandırdılar, sizi de  kandırmasınlar” yollu bir mesaj.

İyi insan olmanın anlaşmasından söz ederken, iyi devlet  olma niteliklerine de girdik galiba. Ne kadar ironik değil mi? Neyse ki ayda kimsenin olmadığı çok açık artık. Kandıracak kimse yok yani.

Dönelim  konumuza.

Kişiler  arası  anlaşmalar için de uzlaşma adına çaba  harcamak,  vakit  harcamak şart. Bunu sağlamak için de belirsiz ifadeler yerine net olarak hayal ve isteklerin ortaya konulması gerekiyor. Böylece  daha sonra  aslında ben  onu  demek istememiştim, böyle olacağını bilmiyordum, onun  dürüst davranacağını düşünmüştüm türünden yakınmalar önlenmiş olur. Hayal  kırıklığı  yaşanmaz.

Vermeye vakit  ayırmak da, mantrada benim  özel  ilgimi çeken  maddelerden biri…  

Vermeden alınmıyor. Almadan verilmiyor, bunu biliyoruz. 

Daha  da  önemlisi şu:  Birilerine yardım ettiğinizde, cebinizden para  çıkardığınızda, o paranın size fazlasıyla döneceğini düşünmelisiniz. Paranın saklandığında hiçbir  değer  üretmeyeceğini ve  söneceğini, dolaşıma girdiğinde ise bir domino taşının devrilmesi gibi herkesi etkileyebileceğini aklınızda tutun. 

Gittiğim bir spor salonunun soyunma dolaplarından birinde açıkta, unutulmuş bir çanta vardı. Çünkü normalde dolaplar kilitlenir. Çantayı alıp, görevliye verdim. Tutanak hazırlarken, kime ait olduğunu  belirlemek için  cüzdanı çıkardı.   Nüfus cüzdanından, çantanın sahibini tanıdı. “Aa…”  dedi, “O içeride spora  girdi.  Gelin, verelim…” 

Çanta  sahibini buldu. Ben de eve gitmek üzere yola koyuldum. 

Yolda, bir şeyler almak için elimi  cebime  attım,  para  çıkarmak üzere.  Bakkala girerken, bir el omzuma dokundu. Elinde 200 lira vardı.  “Bu sizden düştü” dedi. Bir an dondum kaldım. Parayı veren, arkasını dönüp giderken sadece teşekkür edebildim. Karma harekete geçmişti.  Hem de on dakika sonra.  Bir kaybı  önlediğim için, bir kaybım önlenmişti. Ha, diyeceksiniz ki, rastlantı olmuş.  Olabilir, ama bizler, açıklayamadığımız her şeye rastlantı der geçeriz  zaten.

Bu arada siz farkında mısınız  bilmem ama,  bir mantrayı yerine getirdiniz. Okumaya zaman ayırdınız, beni okuyarak. 

Eğlenceye, sevmeye, teşekküre yani şükretmeye vakti ayıracağınıza da inanıyorum. 

Eğlence, varlığınıza ödül için lazım. Ruhunuzu şenlendirmek için. 

Sevmek, varlığınızla ve başka varlıklarla bir arada olmanın sevincini yaşamanız için. 

Şükür, başta sağlık için. 

Mantrayı bitirdik sayılır. Üçlemeleri de siz düşünün. Böylece ilk maddeyi de geçmiş olalım.

İyi insan  olabilmek adına…

Bu devirde kahramanlık zor. 

Ama böylesi çok kolay. İyi insan olarak yapabilirsiniz bunu sadece. Sade ve doğaya uyumlu yaşamı savunmuş kinik felsefeci Diyojen’in (M.Ö. 412-323) gündüz gözüyle fener elde dürüst, namuslu, erdemli insan araması gibi.

Yani konu ilkçağlardan beri aynı.

İşte böyle bir şey!

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.