DÜNYA KUPASI 2026 72 Maç 48 Takım 12 Grup ⚽ Canlı Sonuçlar Fikstür 🏟️ Stadyumlar Hikayeler Keşfet → Dünya Kupası 2026 DÜNYA KUPASI 2026 Keşfet →

Hayatı ne kadar seviyor ama ne kadar uzaksınız? Acaba farkında mısınız?

5 Temmuz 2026
A4YNB3 Lebanese Mountains Lebanon Portrait Of Khalil Gibran Lebanons Greatest Painter Diman Monastery

Bu pazar öykücü konuğum, Lübnan asıllı Amerikalı mistik şair, ressam, romancı, felsefeci Halil Cibran. (1883-1931). 

Onun deneme ve öyküleri öyledir ki, sözcükleri elinizden tutar, sizi hem kendi labirentinizde gezdirir, hem hayata, insanlara, bakış açınızı sorgular. Doğru bildiğiniz şeyleri sorgulamanızı sağlar.

Veya size yeni bir göz vermez ama yeni bir bakış kazandırır. Ondaki güzellik tasviri, ruhunuzu yıkar. 

Onda aşk, Leyla ve Mecnun, Romeo ve Juliet gibi kavrulmanızı, pişmenizi sağlar. 

İnançlarınızın doğanızdan kaynaklandığını anlarsınız. İnancınız yoksa bir şeye, hatırlarsınız. 

Halil Cibran’ı okurken, kitabını elinizden atıp yazasınız gelir. Size yaşam coşkusu, yeni bir ilham, bir şeyleri yeniden düşünme gücü verir. 

Bu Pazar bir tadımlık olsun diyerek, Bir Gözyaşı ve Gülümseme adlı kitabından, (çev.: Kenan Sarıalioğlu, T. İş Bankası Kültür Yay.) 

Gerçeklik ile Hayal Gücü Arasında adlı denemesiyle baş başa bırakıyorum sizi şimdi. 

Bir ilahi, bir şiir, bir kısa öykü tadıyla da okuyabilirsiniz.

Ve şimdi söze Halil Cibran giriyor. Bakalım ne diyor.

“Hayat bir yerden öbür yere savuruyor, kader bir çevreden öbür çevreye götürüyor bizi, ama yolumuza dikilen engellerden başka şey görmüyor, bizi ürküten gürültüden başka şey duymuyoruz.

Güzellik, ününün kürsüsünden görünüyor bize, o zaman biz de ona yaklaşıp, şiddetli arzu uğruna, giysisinin eteklerini kirletiyor ve saflığının acısını alıyoruz başından. 

Aşk sevimli giysisiyle yanımızdan geçiyor, bizse ondan korkuyor ve karanlığın mağaralarından saklanıyoruz. 

Ya da peşinden gidiyor ve onun adına kötülük yapıyoruz. 

Bununla birlikte, aramızdaki bilgi, aşkı, çiçeklerin iç çekişlerinden daha hoş, Lübnan’ın meltemlerinden daha hafif olduğu halde, bir boyunduruk gibi taşıyor.

Bilgelik sokakların köşesinde duruyor ve bizi meydanda sorguya çekiyor. 

Biz de o zaman bilgeliği kibirli görüyor, onu benimseyenleri küçümsüyoruz. 

Özgürlük, şarabından ve yiyeceklerin tattırmak için sofrasına davet ediyor bizi.

Biz o sofraya kurt gibi saldırıyoruz, sofra da kaba bir tiyatroya ve kendini horlama yerine dönüyor.

Doğa vefanın elini uzatıyor bize. Güzelliğinden yararlanmamızı istiyor, o zaman onun dinginliğinden korkuyor ve kente sığmıyor, orda saldırgan bir kurdun önünde bir sürü gibi itip kakıyoruz birbirimizi.

Hakikat ziyaret ediyor bizi, bize bir çocuk gülücüğü ya da bir sevgilinin öpücüğünü bağışlıyor.

Bizse ona duygularımızın kapılarını kapatıyor ve tiksinç bir cani gibi geri püskürüyoruz onu.

İnsan kalbi yardım istiyor bizden, ruh da çağrı yapıyor bize, bizse farkına varmadan, anlamadan sağır gibi kalıyoruz. Ve eğer içimizden biri yüreğinin çığlığını, ruhunun çağrısını duyacak olursa, bir meczup olup söyleyip reddediyoruz onu.

Böyle geçiyor geceler, ne yaptığımızı bilmeden, günler selamlıyor bizi, biz gecelerden ve günlerden korkarken. 

Tanrısallık elimizdeyken biz toza toprağa yaklaşıyoruz; kıtlık bizim güçlerimizle beslenirken, biz hayatın ekmeği üzerinde yürüyoruz. 

Ne kadar da seviyoruz hayatı, ama ne kadar da uzağız gerçek hayattan!”

***

Edebi ve ebedi güzel pazarlar…

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.