DÜNYA KUPASI 2026 72 Maç 48 Takım 12 Grup ⚽ Canlı Sonuçlar Fikstür 🏟️ Stadyumlar Hikayeler Keşfet → Dünya Kupası 2026 DÜNYA KUPASI 2026 Keşfet →

Bir Barakuda, bir Dubar balığı ve aradaki cam, bir yazıda buluşmuşlar!..

4 Temmuz 2026

Bakın size bir şey anlatacağım. Anlat demekle olmaz, size bir şey anlatacağım. Tamam, hadi başla. 

Tamam, hadi başla demekle olmaz size bir şey anlatacağım…

Bunu kimileriniz hatırlar. Çocukken, birbirimizi kızdırmak için, sanki bir sözümüz varmış gibi lafa başlardık. 

Sonra da karşımızdakinin her defasında verdiği tepkiyi başa koyarak, aynı cümleyi tekrar ederdik. 

Günümüzde kişisel iletişim de nerdeyse böyle yürüyor.

Sosyal medya videoları da, tartışma konuları da, özel hikayeler de…

Aslında kimse kimseye yeni bir şey söylemiyor. 

Karşısındakinin tepkisini veya tepkisizliği sömürerek, bildiğini okumaya devam ediyor.

Kimin, neyi desteklediğini veya desteklemediğini de top çevirmeler fazla olduğu için çözmek hayli zor.

Barakuda’yı ve Dubar balıklarını bilir misiniz? 

Bir akvaryumu ikiye bölmüşler. Olmuş iki akvaryum. 

Birine yırtıcı Barakuda’yı, diğerine de zavallı Dubar balığını koymuşlar. 

Barakuda denilen, okyanuslarda yaşayan, köpekbalığından bile tehlikeli, insanı bir lokmada değil, küçük küçük parçalara bölerek yiyen bir balık.

Barakuda, Dubar’ı gördüğünde ağzının suları akarak ona doğru hamle yapmış. 

Ama kafasını cama vurmuş.  Birkaç deneme sonra, baktı ki bu iş olmayacak, kendisini yaralayacak, vazgeçmiş. 

Araştırmacılar daha sonra aradaki cam engelini kaldırmışlar. 

Barakuda engel kalktığı halde artık Dubar’a hiç saldırmamış. 

Yani sınırlarını öğrenmiş, haddini bilmiş. 

Şimdi gelelim bu kısa öykünün 

bizimle ilgili  bölümüne. 

Aslında kendimizi Barakuda balığına benzetebiliriz. 

Sözgelimi bir şeye karar veririz, iştahımız kabarır ve onu elde etmek isteriz.  

İlk denemelerimizde başarısız olabiliriz. Belki daha sonraki denemelerde de… 

Ama bir gün o arzuladığımız şeye ulaşacak gücümüz ve olanağımız olduğu halde, engeller ortadan kalkmış da olsa, sadece umutlarımızı yitirdiğimiz ve hayal kırıklığına uğradığımız için vazgeçeriz. 

Ne kötü değil mi? 

Çocukken öğretmeniniz çok kötü resim yaptığınızı ya da müzik kulağınızın olmadığını söyledi diyelim. 

Resim yapmayı sevdiğiniz halde bundan etkilenip resmi bırakırsınız veya yalnızken bile şarkı söylemez olursunuz. Çünkü umutlarınız kırılmıştır. Ben iyi yüzemem, basketbol oynayamam,

güzel konuşamam, romantik olamam, problem çözemem, tek başıma yaşayamam, artık bir şeyler yapmak için çok geç vb..

Başka engeller, bahaneler de sıralanabilir. Konulan sınırlar sizi engelliyordur belki de. 

Kim bilir? Ya da akvaryumda olmak hep…

Bu öyküyü önce kendinize sonra hayatın pek çok alanına, hatta toplumsal konulardaki, 

olaylardaki tavırlara bile uygulayabilirsiniz. 

Kim, ne zaman Barakuda, ne zaman Dubar balığı oluyor örneğin.

Dilinizin kemiği var mı? 

Ben camım, aradaki camım, tamam mı canım diyenler de çıkacaktır.

Ne diyelim? 

Encamımız hayrolsun! 

Mersinli Cihangir abi sağ olsun.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.