DÜNYA KUPASI 2026 72 Maç 48 Takım 12 Grup ⚽ Canlı Sonuçlar Fikstür 🏟️ Stadyumlar Hikayeler Keşfet → Dünya Kupası 2026 DÜNYA KUPASI 2026 Keşfet →

Karanlık bir çelişkiler ve belirsizlikler diyarı

16 Temmuz 2026

Konu hakkında çok yoğun okumalarda sonra artık düşünüyorum ki cinselliği net anlayabilmek belki de imkansız.

Çünkü O beynin karadeliğidir, doğa ile kültürün kesiştiği noktadaki çılgınlıklardır.(Camille Paglia “Cinsellik ve şiddet, ya da doğa ve sanat’’)

‘Cinsellik karanlık bir çelişkiler ve belirsizlikler diyarıdır’(Paglia s.35)

Yine Paglia, ‘Cinsel ilişkilerde kabul etmemizi gerektirebilecek demonik bir dengesizlik vardır’ demiştir ve bu Lacan’ın kurduğu sistemde ‘Cinsel ilişki diye bir şey yoktur’a dönüşmüştür.

Slavoj Zizek’in çok daha sakin biçimde ‘Deli dünya’ çalışmasında ifade ettiği gibi (s.171) “Cinsellik kurallara ve onların kodlanmış ihlallerine dayanır. Dolayısıyla tam olarak düzenlenmesi imkansızdır. Bu nedenle cinselliğin çılgın paradokslarıyla yaşamayı öğrenmeliyiz.’’

Ama yüzyıllar boyunca hiç bir toplum cinselliğin paradokslarıyla yaşamayı bir türlü tam öğrenemedi.

Her toplum cinselliğe kendine göre kurallar koymaya, onu düzenlemeye çalıştı (Toplumsal cinsiyete uyan cinsellikler oluşturup onu ‘doğrusu budur’ diyerek  topluma empoze etmeye uğraştı).

Ama hiçbir toplum bu müdahalelerin sonucundan (bunlar her ne kadar iyi niyetli olsalar da) emin olamıyordu. Neredeyse zifiri karanlıkta kör biçimde cinselliğe böyle müdahale girişimleri oluyordu. Toplumsal cinsiyet empozesi ile bireyin gerçek arzusu arasında şair William Blake’in hoşuna gideceği biçimde ruhsal (manevi) bir düşmanlık (Spiritual enemies) olduğunu söylemek mümkün.

Otorite cinsellik namına ne kadar düzenleme yapmak istese de Zizek’in dediği gibi bunların  anında kodlanmış ihlalleri de toplum tarafından gümdeme getiriliyordu.

Kuralın anında ihlalinin neden kaçınılmaz olduğu, konulmak istenilen toplumsal cinsiyet kurallarının neden daima ihlal edilmesi gerektiği cinselliğin insan beyninin kara deliği olmasıyla ilgilidir.

Otoriteler ne kadar normal olanı tanımlamaya ve bunu kabul ettirmeye çalışırsa çalışsın, insan beyninin sınırsız hayal kurma kapasitesi ve kendine özgü bir normali  tanımlama gücü nedeniyle kendisine empoze edilmeye çalışılan bu normal tanımını bir türlü kabul etmiyordu.

Özellikle 18’inci yüzyılın sonuna doğru romantik akımın bireye, bireyin coşkularına arzularına vurgu yapan düşünce sistemleri sonunda bireylerin cinsel arzularının tek formüle bağlanmasını engelliyordu. Hatta romantik dönem bireylerin  coşkularına, arzularına gem vurmadan seksi düşünmeleri durumunda bunun sonunda çeşitli fetişlere, ‘sapkınlıklara’, ve  pornografiye gideceğini de göstermiştir.

Foucault’a göre cinsellik alanı  bir iktidar savaşıdır. İktidarlar sahte bir hoşgörü kisvesi altında cinselliğe daima onun bir şekilde cezalandırılması gerektiği önyargısı ile yaklaşmıştır .

Cinselliğin tarihi aslında normalin ne olduğu konusunda verilen büyük iktidar savaşının da tarihidir. Flaubert ve Balzac cinsellikte normali sorgulayan büyük romancılardır. İnsan cinselliğini çözümlemek açısından büyük devrim yapmış olan Sigmund Freud, insan beyninin karanlığını çözümlemeye giriştiğinden roman yazarlarına çok önem verir ve onların eserlerinden öğrenirdi.

Normali sorgulayan yazarlar daima tehlikeli bulundular

Örneğin Madam Bovary gibi kendisine dayatılan normali  benimsemeyen bir kadını anlatan Flaubert hakkında görüşlerini tehlikeli bulanlarca davalar açılmıştı.

Cinsellikte normalin ne olduğu konusundaki bu iktidar savaşı yüzyıllardır sürüyor.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.