Marki De Sade sapık mıydı?

5 Eylül 2026

Büyük yönetmen Pier Paolo Pasolini’nin Marki de Sade’ın ‘Sodom’un 120 günü’ kitabına dayanan ‘Salo’ filmi de New York’ta 1970’lerin ilk yarısında gösterime girdi. Bir grup bir araya toplanmış insanın cinsel düşlerini gerçekte nasıl yaşadıklarını anlatan film bir çok ülkede yasaklanmıştı. New York’ta gösterime girince şehirde bayağı bir heyecan yaratıldı. 

Filmin her seansında salon tıklım tıklım dolu oluyordu. Filmin fetiş imajlarla dolu gösterimi sürerken dolu salondaki seyirciden çıt bile çıkmıyordu. İnsanlar filmi seyrederken sanki kendi cinsellikleriyle ilgili düş dünyaları ile hesaplaşıyor gibiydiler.

Filmde çok tartışma yaratan bir grup burjuvanın toplu dışkı yemeleri sahnesi filmin yapımcısı bu sahnelerde kaliteli çikolata kullanıldığını açıklamasına rağmen, seyrederken katlanılması oldukça zor sahnelerden biriydi.

İnsanın hayal kurma gücünün önündeki engellerin özellikle romantik dönemde yıkılmasından sonra açılan yolda yürüyen büyük edebi ustaların eserlerinin bazı cümlelerinde ‘sapkınlığın prensi’ diyebileceğimiz Marki de Sade’ın eserlerinin etkisini görmek mümkün.

Sade 1740 ile 1814 yılları arasında yaşadı. 1789 fransız devrimi ve sonrası ile bir tür sevgi/nefret ilişkisi vardı. Dönemin iktidar /güç düzeni onu hayatının önemli bölümünde ya hapishanede ya da tımarhanede tuttu.

Gerçi Marki yazılarında anlattığı gibi yaşayan bir insan değildi. Hata onu tanıyan insanlar onun sempatik bir kişi olduğunu bile söylemişlerdir.

Peki o  zaman kitaplarını okunmasını bile zor hale getiren anlattığı o sapkın ilişkiler, insanın bazen içini bulandıran cinsel eylemler neyin nesiydi acaba?

Marki de Sade da insanlara cİnsellikte iktidar/ güç mekanizmaları tarafından bir normalin dayatılmasına ve bunun dışına çıkılmasının yasaklandığı düzenden yoğun nefret ediyordu. Bu anlayışı yerle bir etmek için neredeyse nihilist bir öfkeyle yazmaya başladığında norm ihlalinde  aşırı uç noktalara gidiyor ve okumaya yeltenenlerin içinin  kaldırmayıp bitiremeyeceği eserleri birbiri ardına veriyordu. Bilerek, planlı biçimde uç noktaya giderek normali ihlal ediyordu yazar.

Yazdıklarının sadece çok yumuşatılmış versiyonlarını hayatında deniyordu ama o dönemdeki toplum için bu da katlanılması zordu.

Ben, okunması zor, sevilmesi daha da zor olan bu yazara normal olanın ihlalindeki kararlılığı nedeniyle, sadece bu cinsel anarşisi yüzünden çok önem veriyorum.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.