Ultra muhafazakarlık günleri: Manifest’in menajeri Tolga Akış müstehcenlikten tutuklandı

"Müstehcenlik", "uyuşturucu madde kullanma" ve "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan menajer Tolga Akış tutuklandı.

Gündem 29 Ağustos 2026

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan kamuoyunda “Manifest” olarak bilinen grubun kurucusu ve menajeri Tolga Akış tutuklandı.

Savcılığın sevk yazısında, şüpheli Tolga Akış’ın “Manifest” isimli grubun kurucusu ve yapımcısı olduğu, çeşitli zamanlarda birçok konser organize ettiği ifade edildi.

Yazıda, “Müstehcenlik kavramının ceza hukuku bağlamında salt çıplaklık, bedenin görünürlüğü yahut kişiden kişiye değişen subjektif bir ahlak anlayışı üzerinden değerlendirilebilecek bir kavram olmadığı, müstehcenliğin içeriğin bütünlüğü ve ele alınış biçimiyle beraber hedeflendiği veya fiilen ulaştığı kitle ile birlikte değerlendirildiğinde özellikle çocukların ruhsal, ahlaki ve sosyal gelişimleri üzerindeki etkisiyle birlikte belirlenmesi gerekir.” ifadeleri kullanıldı.

Türk Ceza Kanununun 226/2 maddesinde, müstehcen görüntü, yazı veya sözleri basın ve yayın yoluyla yayınlayan yahut bunların yayımlanmasına aracılık eden kişinin cezalandırılmasının öngörüldüğü ifade edilen yazıda, kanun koyucunun yalnızca müstehcen içeriğin meydana getirilmesini değil topluma ulaştırılmasını ve yaygınlaştırılmasını da bağımsız bir cezai sorumluluk olarak düzenlediğine dikkat çekildi.

Yazıda, korunan hukuki değerin yalnızca bireysel rahatsızlık veya kişisel beğeni olmadığını, özellikle çocuklar gibi kendilerini koruma ve gördüklerini anlamlandırma yetileri henüz gelişme aşamasında bulunan kişilerin korunmasını da amaçladığı kaydedildi.

Müstehcen görüntülerin yayınlandığı söz konusu paylaşımların çok kişi tarafından görüntülenerek geniş kitlelere ulaştığı belirtilen yazıda, şunlar kaydedildi:

“Bu paylaşımlar ile toplumun bireylerini lezbiyen, gay, biseksüel, travesti veya transseksüelliği de özendirici ve teşvik edici davranışlara yönlendirebileceği, söz konusu paylaşımların toplumun ahlaki değerlerine ve Anayasa’nın 41. maddesine uygun olmadığı, dolayısıyla edep ve haya bakımından yine benzer şekildeki faaliyetlere/eylemlere ilişkin toplumun ortak ahlaki değerleri ile Anayasa’nın 41. maddesinde güvence altına alınan ‘Ailenin Korunması ve Çocuk Hakları’ bakımından değerlendirilmesi gerektiği belirlenmiştir.”

Sevk yazısında, “Anayasa hükümleri, devletin de çocukların her türlü istismara ve şiddete karşı korunmasında tedbirler almasını devlete bir pozitif yükümlülük olarak yüklediği, bu kapsamda çocukların ve gençlerin herhangi bir filtreleme mekanizması dahi bulunmaksızın söz konusu grubun eylemlerine ve faaliyetlerine doğrudan ulaşabilmesi, söz konusu Manifest grubunun yapımcısı olan şüphelinin, bu grubun eylem ve hareketlerinin sorumlusu olarak geniş kitlelere ulaşacak şekilde basın/yayın gibi yayın araçlarını kullanarak kamuya sunduğu ve meşrulaştırdığı tespit edilmiştir.” ifadelerine yer verildi.

Akış’ın üzerine atılı “müstehcen yayınların yayımlanmasına aracılık etmek” suçunu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve tutuklama nedeninin bulunduğu belirtilen yazıda, suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu ve yasada yazılı cezanın üst haddi dikkate alınarak tutuklanmasına karar verilmesi talep edildi.

Savcılık ifadesi

Akış’ın savcılık ifadesi ortaya çıktı

Öte yandan Tolga Akış’ın savcılık ifadesi ortaya çıktı. Akış ifadesinde, “Manifest isimli müzik grubunun kurucusuyum. Söz konusu müzik grubundaki kadınları Big Five Türkiye isimli yarışmada seçtim. Söz konusu yarışma YouTube’da da devam etmektedir. Hesaplarım ayrıntılı olarak incelendiğinde, yurt dışı olarak sorduğunuz ülkelerden sadece iki yerden para gelmektedir. Bunlardan biri YouTube adlı sosyal medya uygulamasından, diğeri ise müzik servislerinden gelmektedir. Mesut Adlin ve Zeynep Sürmeli (Zeybik) isimli kişileri tanırım. Mesut Adlin’i yaklaşık 1 yıl önce birkaç kez projelerimizde fotoğrafçı olarak çalışmasından dolayı tanırım. Kendisinin son projesi de Manifest’in fotoğraflarını çekmek olmuştu. Mesut Adlin’le ilgili daha sonra birkaç kadın tarafından taciz iddiaları ortaya atılınca kendisiyle çalışmak istemedik. Bunu da sosyal medyada açıkladık. Bizim sosyal medya açıklamamızdan sonra mağdur kadınlar seslerini daha güçlü bir şekilde ifade etmeye başladılar. Bu süreçten sonra Mesut Adlin iş bulmakta zorlandı ve bunun karşılığında bana karşı kin beslemeye başladı. Bu şekilde hareket etmeye devam etti. Sormuş olduğunuz, sosyal medyada paylaşılan yazışmalar eşim Gizem Akış ile Zeynep Sürmeli ve Mesut Adlin arasındaki yazışmalardır. Söz konusu yazışmalar tamamen mizah amaçlı olup gerçeği yansıtmamaktadır. Mesut Adlin bu yazışmaları beni ve grubumu itibarsızlaştırmak için kullanmıştır. Bu yazışmalar incelendiğinde, üzerinden yaklaşık 1-2 yıl geçmiş olduğu ortaya çıkacaktır. Söz konusu yazışmalar, Mesut Adlin tarafından sohbetin devamı tam olarak paylaşılmadan algı yaratacak şekilde paylaşılmıştır” dedi.

“Üyelerin hasta olduğu zaman sahneye baskıyla çıktığı iddiası yanlış”

Akış, “6 Eylül 2025 tarihinde Küçükçiftlik Parkı’nda gerçekleşen ve daha sonra Manifest grubunun üyesi olan yedi kişinin yargılandığı soruşturmada ben şüpheli değildim. Buradaki grubun dans figürleri benim yönetimimde gerçekleşmedi. Herhangi bir şekilde benim sorumluluğum söz konusu değildir. Manifest grubuyla iş ilişkisindeki menajerlik gelir paylaşım oranlarında yüzde 60’lık kısım Manifest kızlarına eşit miktarda dağıtılırken, yüzde 40’lık kısım ise şirketin Manifest projesi giderlerine ayrılmaktadır. Basında çıkan bu haberler yanlıştır. Basında çıkan, grup üyelerinin başka insanlarla görüşmelerinin yasaklandığı iddiası da yanlıştır. Basında çıkan, grup üyelerinin kendi sosyal medya hesaplarında bağımsız olarak reklamlı paylaşım yapamayacağı iddiası kısmen doğrudur. Bunu projeyi korumak için getirdik. Rakamı hatırlamamakla birlikte, grup üyelerinin sözleşmeye aykırı davranması durumunda kazancına oranla belirli miktarda cezai şart vardır. Basında çıkan, grup üyelerinin tatilde benimle tatil yapma zorunluluğu olduğu iddiası da yanlıştır. Söz konusu fotoğraf ve video, 1,5 yıl önce birlikte toplu olarak yaptığımız bir günlük tatilde çekilmiştir. Basında çıkan, grup üyelerinin hasta olduğu zaman sahneye baskıyla çıktığı iddiası da yanlıştır” dedi.

“Hesaplarımı suç gelirlerini aklamak için kullanmadım”

Akış, “Yenikapı konser alanında Hilal isimli grup üyesinin kendi rızasıyla konsere geri dönme isteğine rağmen, iki doktordan net bir şekilde onay almadan Hilal’i konsere tekrar çıkartmadım. Hatta bu yüzden konserin yarım saat uzamasına sebep oldum. Hilal’e de defalarca, isterse sahneye çıkmak zorunda olmadığını söyledim. O süre boyunca da her an yanındaydım. Ayrıca şöyle bir şey de belirtmek isterim ki popüler bir sanatçı ayda 20-25 konser yaparken biz grup olarak yılda 20 konsere çıkıyoruz. Hatta konsere giderken doktor, psikolog ve fizyoterapist her konserlerinde yanlarında bulunur. Basında çıkan yapay PR çalışmaları yanlıştır. Bot hesaplarında hiçbir şekilde dahlimiz olmayıp kendi fan kitlemiz kendileri paylaşımlar yapmaktadır. Netflix isimli sosyal platforma dizi yapmak için başvurduk. Kendileri araştırdıklarında, grubun dizisinden ziyade belgeselinin daha iyi ses getireceğini söyleyince biz de bu konuda hemfikir olup çalışmalara başladık. Amacımız, Manifest grubunun Netflix’in küresel gücünden faydalanarak tüm dünyaya tanıtılmasıydı. Hiçbir zaman hesaplarımı suç gelirlerini aklamak için kullanmadım. Gözaltına alındığımda telefon şifremi kendi rızamla teslim ettim. Telefonum ve banka hesaplarım incelendiğinde de beyanlarımın doğruluğu ortaya çıkacaktır” dedi.

Tuhaf iddia: K-Pop ve Manifest gibiler gençlerin cinsel kimliğini tahrip ediyorTuhaf iddia: K-Pop ve Manifest gibiler gençlerin cinsel kimliğini tahrip ediyor

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.