Telefonuma bi mesaj düştü:
“Ben Atlas Çağlayan’ın annesi Gülhan Ünlü.”
Bu ismi okuduğunuzda ne hissediyorsanız, ben de onu hissettim.
Yazdıklarını olduğu gibi aktarıyorum, çünkü hiçbir cümlem, onunkinden ağır olamaz:
“Yaşadığımız ve inanmak istemediğimiz bu acı hiç geçmeyecek. Zaman hafifletmiyor, daha da zorlaştırıyor…”
“Güçlü durmaya çabalıyorum, çünkü oğlumun yaşamına son veren zalimlerle, 8 Eylül’de yargıda bir kez daha karşılaşacağım…”
“Oğluma herkes sahip çıktı. Tanımadan sevdiler. Ama her geçen gün başka çocuklarımız da Atlas’la aynı kaderi yaşamaya devam etti…”
“Başka anneler bu acıyı yaşamasın istiyorum.”
Bir anne, oğlunun ardından yedi ay boyunca yas tutmadı… Tutamafı… Dosya taşıdı… Kamera görüntüsü anlattı… Yasa maddesi okudu… Mikrofona konuştu…
Şu ana kadar ne oldu:
Atlas, 14 Ocak’ta Güngören’de, bir kafede çıkan tartışmada bıçaklanarak öldürüldü.
Dava Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor.
İlk duruşma, 9 Haziran’daydı, basına ve izleyiciye kapalı yapıldı.
Savcılık, tutuklu sanık için 21 yıl 7 ay 15 gün hapis istedi.
Mahkeme tutukluluğun devamına karar verdi, duruşmayı 8 Eylül’e bıraktı.
Ve Gülhan Hanım’ın o gün adliye önünde söylediği cümle:
“Bütün taleplerimiz reddedildi.”
Kamera görüntülerinin duruşmada gösterilmesini istedi, reddedildi.
Aylardır o görüntüleri tek tek anlatıyor.
“Hiç kimse bizi dinlememiş, bunu görüyorum” dedi.
Ailenin iki talebi var:
📍Olaya karışan diğer dört kişinin de yargılanması.
📍Ve İnfaz Kanunu’nda değişiklik. Çünkü bu ülkede bir çocuk öldürülüyor, sonra herkes aynı yerde tıkanıyor.
Gülhan Hanım bana “Sizin desteğinizi tekrar görmek bana güç verir” diye yazmış.
Güç vermek mi?
Asıl bize güç veren o.
8 Eylül… Bakırköy…
Bir kaç gün sonra…
Atlas’ın annesi yalnız yürümesin.