Dışişleri Bakanlığının Instagram sayfasından 48 saat önce bir paylaşım yapıldı.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın 13-14 Eylül günleri Şam’a yaptığı ziyaretin görüntüleriydi.
İlk bakışta bakanlığın rutin bir ziyaret paylaşımı olarak görülüyordu.
Ancak paylaşılan görüntülere dikkatle bakınca, bakanın Şam’da ziyaret ettiği yerlerin de haritası ortaya çıkıyordu.
Anadolu Ajansı’nın haberlerinden de teyid ettiğime göre bakan Şam’da şu tarihi/dini yerleri ziyaret etmiş.
Ziyaret ettiği yerler arasında, Emevi Camii, Muhyiddin İbnü’l-Arabi Camii ve Türbesi, Mevlana Halid-i Bağdadi Türbesi, Selahaddin Eyyubi Türbesi, Türk Hava Şehitliği ve Süleymaniye Külliyesi de vardı.
Bakanının resmi bir ziyaret gerekçesi vardı.
Ancak bütün Orta Doğu başkentlerinde bu ziyaretin adı konmayan gerçek gerekçesi biliniyordu:
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Şam ziyaretini organize etmek.
Erdoğan’ın Orta Doğu’daki yeri açısından sembolik anlamı çok yüksek bir ziyaret olacak bu.
Bir tür “Orta Doğu’da güç gösterisi” yani…
O nedenle hem Dışişleri hem MİT bu tarihi ziyaret için kapılar ardında muazzam bir çalışma yapıyor.
Ancak ziyaretin tarihi hala belli değil.
Dün hem Ankara hem Şam ve Arap medyasında yaptığım araştırmada ortaya çıkan tablo şu:
Hemen hemen bütün kaynaklar ziyaretin tarihi için aynı ifadeyi kullanıyor:
“Yakında…”
Peki o “yakında” ne zaman?
Tahminim Birleşmiş Milletler Genel Kurulu sonrasında olacak.

Bunun için biraz New York kulislerine girelim.
Bugünlerde Ankara’da ve New York’ta bazı kişilerin önünde bir davetiye var.
21 Eylül akşamı New York’ta, Cipriani’nin dev salonunda “Türk Amerikan ilişkilerinin 100’ncüyılı dolayısıyla bir davet verilecek, onun “Inviation card’ı” bu.
Davet ev sahipleri şunlar:
Amerikan Ticaret Odası, Türk Amerikan İş Konseyi…
Bir de New York’lu bir çift.
Louise ve Hamdi Ulukaya.
Cumhurbaşkanı Erdoğan bu davete katılacak mı?
Katılıp katılmayacağı konusunda henüz resmi bir açıklama yok.
Tahminim katılacak.
Tabii Türk-Amerikan ilişkilerinin 100’ncü yılı olunca şu soru da akla geliyor.
ABD Başkanı Trump da katılacak mı Cipriani’deki bu geceye?
O konuda da açıklama yok.
Bence tam zamanında çok iyi düşünülmüş bir davet.
Tahminim katılırsa ikisi birlikte katılır…
Yoksa çift taraflı bir kutlamaya tek Cumhurbaşkanın katılması şık bir manzara olmaz.
Katılırsa, Mekke Anlaşması sonrasında ilk buluşmaları olacak.
Hem Türkiye hem Orta Doğu hem Doğu Akdeniz hem Avrupa için çok güzel bir fotoğraf olur bu.
Gazeteciler açısından da bol kulisli bir gece olacak bu.
Davetiyede önce bir kokteyl resepsiyon, sonra da yemek ve program görünüyor.
Doğrusu programda ne olacak merak ediyorum.
Konumuza dönelim.
Dolayısıyla Cumhurbaşkanı 20 Eylül’den itibaren New York’ta olacak.
Bu durumda Şam ziyareti Ekim ayı başına kalıyor demektir.
Biz bu Şam ve New York ziyaretlerini beklerken, aynı bölgeden son 2 hafta içinde çok önemli iki istihbarat geldi.

Ağustos ayının son haftasında Mısır semalarında 6 jet uçağı belirdi.
Hava kontrolu yapan askeri istihbarat kuruluşları için tam anlamıyla sürpriz bir gelişmeydi.
Çünkü Mısır hava sahasında uçan 6 jet bu bölgede ilk defa görülen savaş uçağı tipleriydi.
“J-16” adı verilen uçaklardı bunlar.
Çin Hava Kuvvetlerine ait, en yeni nesil savaş uçaklarıydı.
Uçakların altısı da ağır silahlarla yüklüydü.
Bu uçakların giriş nedeni de ilginçti.
Mısır’la birlikte ortak tatbikat…
Ve bu tatbikat İsrail’in bir adım ötesinde yapılıyordu.
Tabii ki bizim de iki adım ötemizde.
Çin Hava Kuvvetleri ilk defa bu kadar uzak bir bölgeye geliyordu.
Geliyorum bizim açımızdan da önemli noktaya.
Çin uçakları 6 bin kilometrelik mesafeyi uçarak nasıl geldiler?
İki yolla…
Yol boyunca YY-20 Çin yapımı tanker uçaklarla yakıt ikmali yaptılar.
Bir de…
Pakistan’ın Karaçi şehrine inip ikmal yaptılar.
Yani bizim “Mekke Anlaşması müttefikimizden ” birinin topraklarına…
Altı Çin uçağı bu manevra sırasında kendileri açısından çok önemli bir de eğitim yaptı.
Fransız yapımı Rafale uçakları ile karşılıklı savaş tatbikatı imkanı buldular.
Yani NATO üyesi ülkelerin envanterinde olan bir uçakla karşı karşıya savaş tatbikatı yaptılar.
Bunu da Mısır Hava Kuvvetleri’nin elindeki Rafale’lerle gerçekleştirdiler.
Kısaca 6 Çin J-16 uçağın pilotları evlerine bu gerçek “İt dalaşından” topladıkları bilgilerle dönüyor.
Tatbikat devam ederken 1 Eylül gecesi bir şey daha oldu.
Çin Devlet Başkanı Şi Jinping o gece resmi ziyaret için Kahire’ye ayak bastı.
Böylece askeri ayağından sonra bu olayın siyasi ayağı da tamamlandı.
Tanık olduğumuz bu olayın anlamı şu:
Çin artık, hem siyasi hem askeri olarak Doğu Akdeniz’e inmiştir.
İşte tam bu günlerde iki beklenmedik olay daha meydana geldi.
İran bu bölgedeki iki “Vekil gücünü” çok aktif biçimde harekete geçirdi.
Irak’taki İran yanlısı guruplar Suudi Arabistan’ın Hürmüz kıyısındaki petrolünü Kızıldeniz tarafına taşıyan petrol boru hattını füzelerle vurdu.
Aynı günlerde Yemen’deki İran yanlısı Husi’ler de önce Kızıl Deniz’in Sonra Suudi Arabistan’ı vurmaya başladı.
Ancak son 24 saatte öyle bir haber geldi ki…
Bütün dengeleri değiştirebilecek güçteydi.
Husiler Mekke’ye çok yakın hedefleri vurmaya başlamıştı.
İşte son 24 saatte bölgeden gelen en tehlikeli istihbarat buydu.
Çünkü Husiler resmen en kutsal bölgeleri vuruyordu.
Nitekim ilk tepki Pakistan başbakanından geldi.
İran yanlısı vekil savaşçıları bu füzeleri resmen “Mekke Mutabakatının kalbine” atıyordu.
Mekke Mutabakatı ilk ciddi sınavı ile karşı karşıyaydı.
Anlaşmanın şartları tam olarak açıklanmadı ama bütün başkentlerde şu bilgi yayıldı.
Müttefiklerden birine yapılacak saldırı ötekine de yapılmış sayılacaktı.
Ama şimdi bambaşka bir durum ortayla çıkmıştı.
İran Hussiler aracılığıyla üç müttefikin de ortak kutsalı sayılan Mekke çevresini saldırıyordu.
Diyeceğim durum çok kritik.
Husilere karşı bir savaşın, aynı zamanda Irak’taki İran yanlılarına ve bizzat İran’a karşı bir savaş anlamına geleceğini söylemek herhalde yanlış olmayacak.
İşte tam böyle bir dönemde ve aynı gün (Salı) Almanya’nın gözlerden uzak bir kayak merkezinden bomba gibi bir istihbarat daha geldi.
Bu kayak merkezinde, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından kapalı bir askeri toplantı düzenlenmişti.
O da ilk bakışta normal bir askeri toplantı gibi duruyordu.
Ama istihbarat biraz derinleşince ortaya bambaşka bir tablo çıktı.

Katılanlar çok ilginçti.
Toplantıya İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, Suudi Arabistan’ın askeri liderliği ve ABD CENTCOM Komutanı Amiral Brad Cooper ile birlikte Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Bahreyn, Kuveyt, Ürdün ve Mısır’ın üst düzey askeri temsilcileri katılmıştı.
Görüşmenin ana başlıkları şuydu:
İran savaşı, bölgesel güvenlik ve Husilerin Suudi Arabistan’a saldırıları.
Bu resmen, ABD’nin organize ettiği çok taraflı ve gizli/kapalı bir askeri toplantıydı.
En önemli yanı ise şuydu:
Suudi Arabistan’la İsrail arasında diplomatik ilişkiler bulunmadığı halde Suudi Arabistan üst düzey bir askeri temsilcisini buraya göndermişti.
Toplantıdan sızan bir istihbarat daha vardı.
ABD Suudi Arabistan’a “Bir an önce İsrail ile “İbrahim anlaşmalarına” katıl” mesajı verilyordu ve kayak merkezindeki bu toplantıda bu baskısını iyice arttırmıştı.
Türkiye bu masada yoktu ama bizi çok ilgilendirecek konu masadaydı.
Mekke Anlaşmasına imza atan bir ülkeye “Sen İbrahim Anlaşmalarına katıl” mesajı veriliyordu.
Bu durumda;
Husilere karşı ortak bir güç oluşturulduğu taktirde Mekke Anlaşmasının öteki iki üyesi, Türkiye ve Pakistan ne yapacaktı…
Orta Doğu’da herkesin bildiği bir sır daha var.
Trump aynı baskıyı, yani İbrahim Anlaşmasına girmesi telkinini Suriye Devlet Başkanı El Şara’ya da yapıyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önce New York sonra Şam ziyareti öncesinde Orta Doğu’dan ve bir kayak merkezinden gelen hayati derecede önemli üç istihbarat bunlardı.
Üstelik herkese açık bilgilerdi.
***
(*) İbrahim Anlaşması, İsrail ile Arap ülkeleri arasındaki ilişkilerin normalleşmesini amaçlayan anlaşma.
17 Eylül 2026 - Geçen salı bir kayak merkezinden gelen çok önemli ‘İbrahim’ istihbaratı
16 Eylül 2026 - Milli marşı ayakta dinlemeyince iktidar koltuğunu bırakma zamanı geldiğini anladım
15 Eylül 2026 - Haklı ama nezaketsiz bir kadına veremediğim cevap
13 Eylül 2026 - Bu İtalyan düğünü sahnesinde masaya bomba gibi düşen rakam: Yüzde 0.0009
10 Eylül 2026 - 36 saatte 134 milyon görüntülenme alan bir istifa