İspanya Başbakanı Pedro Sanchez konut krizine çözüm içeren kararnamelerin mecliste reddedilmesinin ardından erken seçime gitme kararı aldığını açıkladı.
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez bugün kameraların karşısına geçerek parlamentonun feshedileceğini ve 29 Kasım’da erken genel seçim yapılacağını açıkladı.
Bu karar İspanya’da son haftalarda hızla gelişen siyasi krizin en kritik aşaması oldu. Ancak erken seçime giden yol 5 Ekim sabahında başlamadı. Sürecin temelinde, 2 Ekim Cuma günü parlamentoda hükümetin iki konut düzenlemesinin reddedilmesi, uzun süredir büyüyen konut krizi ve Sanchez hükümetinin giderek zorlaşan parlamento aritmetiği yer alıyor.
İspanya’da konut sorunu, özellikle büyük şehirlerde yükselen kiralar ve konuta erişim güçlüğü nedeniyle uzun süredir siyasi gündemin başlıca konularından biri haline geldi. AP’nin haberine göre ülkede ortalama kiralar son 10 yılda neredeyse iki katına çıktı.
Ancak krizi yeniden ülke gündeminin merkezine taşıyan olay, Madrid’de yaşandı. 87 yaşındaki Maricarmen Abascal’ın evinden çıkarılması, televizyon yayınları ve sosyal medyada geniş yer buldu. Abascal vakası, İspanya’daki konut krizinin sembolü haline geldi ve kamuoyunda büyük tepki yarattı.
Bu tepki kısa sürede sokaklara taşındı. Madrid ve İspanya’nın birçok kentinde kiracılar ve konut aktivistleri protestolar düzenledi.
Artan toplumsal baskı üzerine Sanchez hükümeti, konut sorununa yönelik iki ayrı acil kararname hazırladı. Bu düzenlemeler arasında:
Ekonomik olarak kırılgan kiracıların tahliyelerinin 2030’a kadar engellenmesi,
Bazı kira sözleşmelerinin otomatik olarak uzatılması,
Kira artışlarının sınırlandırılması,
Gayrimenkul spekülasyonuyla mücadele edilmesi gibi hükümler yer alıyordu.
Ancak Sanchez hükümetinin karşı karşıya olduğu asıl sorun, konut krizini çözmekten çok daha fazlasıydı: Hükümetin bu düzenlemeleri parlamentodan geçirecek çoğunluğu bulunuyor muydu?
Pedro Sanchez’in liderliğindeki PSOE, 2023 seçimlerinin ardından parlamentoda tek başına çoğunluk kuramadı. PSOE ve sol ittifak Sumar’ın oluşturduğu hükümet, yasama süreçlerinde Katalan ve Bask bölgesel partileri başta olmak üzere farklı siyasi partilerin desteğine ihtiyaç duyuyordu.
Bu partiler arasında özellikle Katalan ayrılıkçı Junts, Sanchez hükümeti açısından kritik bir konumdaydı. Sanchez hükümetinin parlamentoda yalnızca 147 milletvekili bulunuyordu. 350 sandalyeli Kongre’de bu tablo, küçük partilerin birkaç oyuyla bile hükümetin kaderini belirleyebileceği bir siyasi yapı oluşturuyordu.
Bu kırılgan parlamento aritmetiği hükümetin hareket alanını giderek daralttı. Sanchez hükümeti 2023’ten bu yana yeni bir devlet bütçesini de parlamentodan geçiremedi.
2 Ekim Cuma günü İspanya Temsilciler Kongresi olağanüstü toplandı. Gündem, hükümetin hazırladığı iki konut kararnamesiydi.
Oylamadan önce Başbakan Sanchez, milletvekillerine kürsüye çıkarak düzenlemelere destek vermeleri çağrısında bulundu. Ancak bu çağrı hükümeti kurtarmaya yetmedi.
İlk konut düzenlemesi 178’e karşı 172 oyla reddedildi. İkinci düzenleme ise 184’e karşı 166 oyla parlamentodan geçemedi.
Daha da önemlisi, hükümet açısından siyasi olarak kritik bir gelişme yaşandı: Muhalefetteki merkez sağ Halk Partisi (PP) ve sağ partisi Vox’un yanı sıra Sanchez hükümetinin desteğine ihtiyaç duyduğu Junts da iki düzenlemeye de karşı oy verdi.
Bu tablo, meseleyi yalnızca iki konut düzenlemesinin reddedilmesi olmaktan çıkarıp daha temel bir soruya dönüştürdü: Sanchez hükümeti mevcut parlamento yapısıyla ülkeyi yönetmeye devam edebilir miydi?
2 Ekim’deki oylama Sanchez hükümetini hukuken düşürmedi. Hükümete karşı bir güvensizlik oylaması yapılmadı ve Sanchez o gün görevde kaldı.
Ancak konut düzenlemelerinin reddedilmesi, hükümetin parlamentoda yasa çıkarmak için gereken desteği kaybettiğini açıkça gösterdi. Bir başka deyişle, konut oylaması hükümeti devirmeden önce Sanchez’in mevcut parlamento aritmetiğiyle yönetme kapasitesini sorgulatmış oldu.
Oylamanın hemen ardından toplumsal tepki yeniden büyüdü. Reuters’ın haberine göre 3 Ekim Cumartesi günü İspanya genelinde yaklaşık 50 kentte konut protestoları düzenlendi. Madrid’deki gösteriye yaklaşık 70 bin kişi katıldı.
Gösterilerde yükselen kiralar, tahliyeler ve parlamentonun hükümetin konut düzenlemelerini reddetmesi protesto edildi.
Böylece Sánchez hükümeti hem sokakta konut krizine çözüm baskısıyla hem de parlamentoda çözüm önerilerini geçiremeyen bir siyasi tabloyla karşı karşıya kaldı.
2 Ekim’deki oylama yenilgisinin ardından Madrid’de erken seçim tartışmaları hızla alevlendi. El País’in aktardığına göre Sanchez, cuma gününden itibaren hükümet üyeleri, danışmanları, PSOE yöneticileri ve önemli siyasi ortaklarıyla görüşmeler yaptı.
PSOE içinde bazı yöneticiler, Sanchez’e mevcut siyasi tablo altında erken seçime gidilmesi gerektiğini iletti. La Moncloa ise başlangıçta tüm seçeneklerin masada olduğunu belirtti.
Cumartesi ve pazar günleri süren görüşmelerin ardından Sanchez, 4 Ekim Pazar gecesi erken seçim kararını kesinleştirmişti. Böylece bu sabah kameraların karşısına geçerek kararı duyurdu.
Sanchez’in erken seçim kararının arkasında yalnızca konut krizi yoktu. Hükümetin son dönemde karşı karşıya kaldığı diğer siyasi sorunlar da bu kararı etkiledi.
PSOE çevresindeki yolsuzluk soruşturmaları, Sanchez’in yakın çevresindeki isimlerle ilgili hukuki süreçler ve yaz aylarında Ceuta’da yaşanan göç krizi, hükümet üzerindeki siyasi baskıyı artıran başlıca konular arasında yer aldı.
Sanchez ve ilgili kişiler bu suçlamaları reddediyor. Ancak hükümet, bu tartışmaların gölgesinde yasama dönemini sürdürmeye çalışıyordu.
Konut kriziyle birleşen bu tablo, siyasi kilitlenmeyi daha da görünür hale getirdi.
Ve bu sabah Pedro Sanchez kameraların karşısına geçti. İspanya Kralı VI. Felipe’yi bilgilendirdiğini belirten Sanchez, olağanüstü Bakanlar Kurulu toplantısının ardından parlamentonun iki kanadının feshedilmesi sürecinin başlayacağını açıkladı.
Sanchez, 29 Kasım Pazar günü erken genel seçim yapılacağını duyurdu. Açıklamasında, içinde bulunulan yasama döneminin kolay olmadığını belirten Sanchez, parçalı parlamentoya da doğrudan gönderme yaptı.
Sanchez, kararını seçmenin yeniden söz sahibi olması gerektiği gerekçesiyle açıkladı ve İspanyollara ülkenin geleceği konusunda yeniden karar verme çağrısında bulundu.
Böylece İspanya’yı erken seçime taşıyan süreç, son 72 saatte hızlanan bir siyasi krizle sonuçlandı. 2 Ekim’deki parlamento oylaması, konut krizi ve hükümetin kırılgan destek tablosu bir araya gelerek Sanchez hükümetini sandığa götürdü.
Dolayısıyla İspanya’daki erken seçim kararını yalnızca 2 Ekim’de kaybedilen iki oylamaya indirgemek mümkün değil. Oylama, uzun süredir biriken konut krizi ve Sanchez hükümetinin zayıflayan parlamento desteğinin kesiştiği noktada siyasi kırılmayı tetikledi.