Ak Parti, fon soygununu eleştiren yegane vekilin bileğini büktü, eleştirileri için ona özür diletti

Adı fon soruşturmasına karışan Fatma Betül Sayan Kaya'ya ilişkin açıklamalarıyla gündeme gelen AKP'li vekil Serkan Bayram'ın eleştirileri iki gün sürebildi. Daha bir gün önce "Reis partiyi kapatsa daha çok oy alır" diyen Bayram pazar günü uzun mu uzun bir 'özeleştiri' mesajı yayınlayıp özür diledi.

Siyaset 5 Ekim 2026

Fon soygunu, kaçınılmaz biçimde iktidar partisi Adalet ve Kalkınma Partisi’ne de yansıdı. Bu partinin mevcut milletvekillerinden değil ama eski milletvekillerinden ikisi, Şamil Tayyar ve Metin Külünk daha ilk günden itibaren öne çıkan, bu soygunun siyasi etkilerine dikkat çekip Ak Parti’nin tavır alması gerektiğini söyleyen söylemler geliştirdiler.

Eleştirilerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “dokunulmaz” kişiydi ve gerek Şamil tayyar gerekse Metin Külünk hep “Erdoğan’a ihanet eden, onun seçilmesini zora sokan”lardan şikayetçiydi.

Derken, soygunun  doğrudan bir Ak Partili ile ilişkisi ortaya çıktı; Fatma Betül Sayan Kaya. Böylece aranan hain de bulunmuştu, Erdoğan’ın Kaya’ya ne kadar öfkelendiği, onun telefonuna bile çıkmadığı, onu görevden “affederek” fon soygunun üstüne ne kadar kararlı biçimde gideceğini gösterdiği söylenmeye başlandı.

Tam o sırada ortaya bir de Ak Parti’!den halen milletvekili olan bir ise ortaya çıktı. Serkan Bayram, partinin İstanbul milletvekiliydi, bugüne kadar engelli hakları konusunda yaptığı çalışmalarla biliniyordu. Önce muhalif olarak bilinen NowTV’ye çıktı, orada fon soygununa veryansın ederken kendi partisinden ismini vermediği pek çok kişiyi sert bir dille eleştirdi, ama elbette eleştirilerin odağında Fatma Betül Sayan Kaya vardı. Ama Serkan  Bayram tek kişinin Kaya olmadığını, bu soygunun Ak Parti ile özdeşleşmiş geniş bir kesime yayıldığını öne sürüyordu.

Onun söylemi de Şamil tayyar ve Metin Külünk’le paraleldi: Bu insanlar Tayyip Erdoğan’a ve Ak Parti felsefesine ihanet ediyorlardı, temizlenmeliydiler.

Serkan Bayram orada da durmadı, ertesi gün bu kez HalkTV yayınına çıktı, benzer ağır eleştirileri orada da dile getirdi, hatta Ak Parti’nin çok kirlenmiş olduğundan söz ederek, “Reis partiyi kapatsa daha çok oy alır” dedi.

Bunlar alışılmadık eleştirilerdi, çünkü Ak Parti’de milletvekillerinin TV’klere veya gazetecilere herhangi bir konuda görüş açıklaması uzun zamandan beri yasak. Bunun  için parti yönetiminden izin almak gerekiyor. Milletvekilleri canlı yayınlara da çıkamıyor, parti adına açıklamaları genel başkan yardımcıları ve parti sözcüsü ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yapıyor.

Serkan Aydın, eleştirilerini sürdürmekte kararlı gözüküyordu. Hatta pazar sabahı kendisiyle telefonda konuşanlara “Konuşmaya devam edeceğim” demişti.

Ama pazar günü parti devreye girdi, Serkan Aydın’ın bileği, fena halde büküldü. Aydın aynı günün öğleden sonra saatlerinde, bir zamanlar Çin’de Mao’nun kültür devrimi adı verilen baskıcı uygulamalar döneminde çok yaygın kullanılan “özeleştiri”lere benzeyen bir uzun özeleştiri metni kaleme aldı ve bunu sosyal medyadan yayımladı.

Serkan  Kaya, “özeleştiri”sinde son iki gündür yaptığı açıklamalar nedeniyle özür diledi.

Bakın Aydın, o uzun paylaşımında nasıl özür diledi:

“Son günlerde yaptığım açıklamaların bazı çevrelerce istismar edildiğini ve özellikle mensubu olmaktan onur duyduğum AK Parti camiasında meydana getirdiği haklı rahatsızlığı görüyorum. Ülkemizin son günlerde içinde bulunduğu birtakım olaylar konusunda duyduğum kaygıları ifade etmeye çalışırken; kullandığım bazı ifadelerin maksadını aştığını ,çarpıtıldığını ve partimizin kurumsal kimliğini, dava arkadaşlarımızı ve yıllardır büyük bir fedakârlıkla hizmet eden teşkilat mensuplarımızı zan altında bırakan bir görüntü oluşturduğunu müşahade ediyorum. Eleştiri yapmakla, birlikte yol yürüdüğümüz insanları töhmet altında bırakabilecek bir dil kullanmak asla istemedim. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde 25 yıldır aynı davaya hizmet etmiş bir milletvekili olarak, düşüncelerimi parti içi mekanizmalar içerisinde ve siyasi sorumluluğun gerektirdiği üslupla ifade etmem gerekirdi. Başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere tüm dava arkadaşlarımdan, teşkilatlarımızdan ve AK Parti’ye gönül vermiş milyonlarca vatandaşımızdan maksadını aşan ifadelerimden dolayı haklarını helal etmesini istiyorum. Herkesin yapamadığı özür de bir Olgunluk tur. Özellikle devam eden hukuki süreçler, kişiler ve kurumlar hakkında kesin hüküm ifade eden değerlendirmelerde bulunmam isabetli olmamıştır. Hukukun temel ilkesi açıktır: İddiaları araştırmak, delilleri değerlendirmek ve hüküm vermek bağımsız yargının görevidir. Üstelik Cumhurbaşkanımız, fon süreciyle ilgili gerekli adımları zaten atmış; Devlet Denetleme Kurulu’nu görevlendirmiş, Cumhurbaşkanı Yardımcımız başkanlığında tam yetkili bir koordinasyon kurulu oluşturmuştur. İlgili kurullar harekete geçmiş, inceleme ve denetim süreci başlamıştır. Değerlendirmelerimde bu adımları da vurgulamam gerekirdi. AK Parti, çeyrek asrı geride bırakan siyasi mücadelesinde milletimizin iradesini esas almış; vesayetle, yolsuzlukla, hukuksuzlukla ve milletin kaynaklarına el uzatan anlayışlarla mücadele etmiş büyük bir siyasi harekettir. Bazı iddialar üzerinden bu büyük camianın tamamının tartışılır hâle gelmesine yol açabilecek sözler söylemiş olmaktan dolayı üzgünüm. Engelli kardeşlerimizin haklarını her zaman yaşadığım hayatın sorumluluğu olarak gördüm. Bu duyarlılığım sözlerimi sertleştirmiş olabilir; ancak niyetim hiçbir zaman kişileri veya camiamızı hedef almak olmamıştır. Engellilerimizin haklarının korunması noktasında, Cumhurbaşkanımız ve AK Partimiz’in attığı her adımın hak sahiplerine eksiksiz ulaşması için çalışmaya devam edeceğim.”

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.