Hürmüz’den petrol akışı yeniden başladı ama ne pahasına?

Savaş öncesi Hürmüz'den günde 19 milyon varil petrol geçiyordu; Eylül ayında günlük petrol miktarı 16 milyon tona dayandı. Ama petrol fiyatları ucuzlamıyor; çünkü petrolü Hürmüz'den geçirmenin maliyeti çok fazla büyüdü. İran elindeki bir kartı kaybediyor, ABD durumdan memnun.

Dünya 5 Ekim 2026
Hürmüz Boğazı sözde açıldı ama İran kendisine ücret ödenmeceğini söylüyor. Boğazın uluslararası geçiş suları mayınlı kalmaya devam ediyor.

ABD ile İran arasındaki savaş, Tahran yönetiminin Hürmüz Boğazı’nı kapatarak küresel ekonomiyi nasıl rehin alabildiğini ve bu gücün boyutlarını gözler önüne serdi. ABD aylardır boğazı yeniden trafiğe açmak için mücadele etse da bu çabalar pek bir sonuç vermemişti.

Ancak geçtiğimiz ay sürpriz bir gelişme yaşandı. Eylül ayına ait veriler, Orta Doğu’dan savaşın başlangıcından bu yana en yüksek miktarda petrol çıkışı gerçekleştiğini gösteriyor — ve bu petrolün büyük bir kısmı Hürmüz Boğazı üzerinden taşınıyor.

Peki bu durum İran’ın kozları ve savaşın gidişatı hakkında bize ne söylüyor?

İran Hürmüz Boğazı’ndaki Kontrolünü Kaybetti mi?

The New York Times’da yer alan bir haber analize göre, Savaştan önce Orta Doğu’dan her gün yaklaşık 19 milyon varil ham petrol ihraç ediliyordu. İran’ın, bu petrolün ana geçiş güzergahı olan Hürmüz Boğazı’nı kapatmasının ardından sevkiyat neredeyse durma noktasına geldi. Bunun sonucunda Filipinler gibi uzak ülkelerde bile derinden hissedilen yıkıcı bir küresel enerji krizi baş gösterdi.

Ancak petrol tankerlerini takip eden Kpler şirketinin verilerine göre, geçen ay günlük ortalama sevkiyat 16 milyon varile yükseldi. Bu rakam savaş öncesi seviyelere tam olarak ulaşamamış olsa da çok da uzak değil. Bu petrolün yaklaşık 6 milyon varili, Hürmüz Boğazı’nı baypas eden kara boru hatları ile Kızıldeniz ve Umman Körfezi’ndeki limanlar üzerinden taşınıyor. Fakat 10 milyon varillik kısım doğrudan boğazın kendisinden geçmeyi başarıyor.

Sevkiyatlar Nasıl Yeniden Başladı?

İran savaşının hikayesi birçok açıdan İran’ın boğazı kapatması ve ABD’nin burayı yeniden açma çabası üzerine kuruldu. Bu nedenle petrol akışının yeniden başlamış olması önemli bir gelişme olarak görülüyor. Bir bakıma öyle de: ABD, İran’ın bu kritik su yolu üzerindeki baskısını bariz bir şekilde hafifletti.

Ancak bu durum petrol fiyatlarının yakın zamanda düşeceği anlamına gelmiyor. Aynı şekilde ABD’nin savaşı kazanmak üzere olduğunu da göstermiyor. Hatta bu durum İran’ı daha da tehlikeli bir konuma getirebilir.

Tehlikeye Rağmen Dönen Çarklar

Savaşın başından bu yana petrol akışını takip eden uzmanlar İran’ın boğazdaki gemilere hemen her gün saldırmaya devam ettiğini belirtiyor. Petrolün dışarı çıkabilmesinin tek sebebi, daha fazla tankerin bu riski göze alarak geçiş yapmaya razı olması. Bu durumun arkasında ise iki temel neden yatıyor.

İlk olarak, ABD ordusu ilkbahardan bu yana boğazdan geçmeyi göze alan tankerlere havadan koruma sağlıyor. Başlangıçta bu teklife pek yanaşan olmamıştı.

Ancak savaş uzadıkça, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler petrollerini ihraç edebilmek için giderek daha çaresiz hale geldi. Eavis’in aktardığına göre, bu ülkeler artık tanker işletmecilerine devasa meblağlar teklif ediyor — bazı durumlarda savaş öncesi ücretlerin 10 katı kadar. Bu rakamlar, birçok işletmecinin “evet” demesini sağlamaya yetti.

Sonuç olarak petrol yeniden akıyor, ancak bunun hem ABD ordusuna hem petrol ihraç eden Körfez ülkelerine hem de insan hayatına maliyeti çok ağır oluyor. Geçtiğimiz ay İran ve ABD saldırılarında yaklaşık yirmi mürettebat hayatını kaybetti.

İran’ın Elindeki Kozlar Tükenmedi

Orta Doğu’dan ayrılan her bir varil petrol, teorik olarak İran’ın dünyayı zor durumda bırakma kapasitesini azaltıyor. Üstelik bu durum, İran’ın kendi iç dünyasında büyük zorluklar yaşadığı bir döneme denk geliyor. Yıllardır süren yaptırımlar ve aylardır devam eden savaşın üzerine, ABD ablukası nedeniyle İran’ın deniz yoluyla yaptığı petrol ihracatı sıfıra inmiş durumda. Kpler raporu, ülke ekonomisinin her zamankinden daha zayıf olduğunu ortaya koyuyor.

İran’ın geçen ay ABD’ye sunduğu teklif — çatışmaların 7 gün süreyle durdurulması, Hürmüz Boğazı’nın açılması ve ardından nükleer programına ilişkin kapsamlı görüşmelerin başlaması — birçok kişi tarafından Tahran’ın savaşı bitirmeye istekli olduğunun bir işareti olarak yorumlandı. Trump bu planı kestirip attığını açıkladı; bu da hükümetin üstünlüğü ele geçirdiğine inandığı şeklinde okunabilir.

Ancak uzmanlar, ABD’nin Orta Doğu’dan petrol akışını artırmak için ayırdığı kaynakların — ki bunlar savaş uçakları ve drone önleme sistemlerine sahip füze savunma sistemlerini içeriyor — uzun vadede sürdürülebilir olmadığını vurguluyor.

Yükselen Maliyetler ve Yaklaşan Kış

Son zamanlarda artan petrol akışı, petrol fiyatlarını düşürmeye yetmedi. Yüksek tanker işletme ücretleri ve artan sigorta primleri nakliye maliyetlerini tırmandırdı. Küresel talebi karşılamaya yetecek kadar petrol hâlâ piyasada yok. Çin ve diğer ülkeler, krizin başlarında fiyatları dengelemeye yarayan enerji rezervlerini tüketmeye başladı. Üstelik ısınma yakıtı talebini de beraberinde getiren kış mevsimi yaklaşıyor.

Uluslararası Kriz Grubu kıdemli İran analisti Hamidreza Azizi’ye göre, İran’ın boğaz üzerindeki hakimiyeti gevşiyor olabilir; ancak petrol fiyatlarını yüksek tutarak dünyanın — ve özellikle ABD’nin — bunu hissetmesini sağlama stratejisi hâlâ işliyor.

Tahran’ın B Planı: Olası Tırmanış Senaryoları

İşler değişmeye başlarsa İran’ın elinde hâlâ oynayabileceği başka kartlar var.

İran’ın müttefiki olan Yemen’deki Husiler, bir diğer kritik petrol güzergahı olan Kızıldeniz’deki Babilmendep Boğazı’nı kontrol etmeye devam ediyor. Azizi, İran’ın yeterince baskı altında hissetmesi halinde Körfez’deki enerji altyapılarını yeniden bombalayarak petrolü doğrudan kaynağında hedef almaya başlayabileceğini belirtiyor.

Azizi, “İranlılar bunu bir dayanıklılık savaşı olarak görüyor,” diyor. “Petrol fiyatları düşerse ya da Amerikalıların yeniden saldıracağına inanırlarsa gerilimi tırmandırabilirler. Çatışmayı tırmandırmak, ABD’ye karşı ellerindeki en büyük koz.”

Hürmüz Boğazı ise bu büyük kozun sadece bir parçası.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.