Fon tasfiye yasasının konuşulduğu Meclis komisyonunda bürokratlar hiç sorumluluk üstlenmedi ama onların anlatımlarından daha önce bilinmeyen bazı skandalların yaşandığı ortaya çıktı. Tera'nın bir fonu SPK kararı olmadan halka açılmış, Takasbank son güne kadar para fonlarına ters repo izinleri vermiş.
Türkiye Büyük Millet Meclisi, fonların tasfiyesini düzenleyen yasa teklifini görüşmeye hazırlanırken, bu teklifin komisyon görüşmelerine katılan Sermaye Piyasası Kurulu, Borsa İstanbul, Takasbank, Merkezi Kayıt Kurumu (MKK) gibi düzenleyici kurumların yöneticileri, yaptıkları açıklamalarda daha önce kamuoyunca bilinmeyen bir dizi skandalı itiraf ettiler. Kurumların hiçbiri yaşanan fon soygunu için kendi sorumluluğunu kabul etmedi, topu birbirine attı.
Komisyonda milletvekilleri SPK’ye, serbest fonlardaki olağan dışı hareketlere daha önce müdahale edilmemesinin ve Borsa İstanbul’dan gönderildiği belirtilen 100’ün üzerindeki bildirime rağmen önlem alınmamasının nedenlerini sordu.
SPK İkinci Başkanı Ahmet Aksu, serbest fonlardaki yoğunlaşmanın son bir yıl içinde arttığını ve olağan dışı işlemlerin tespit edilmeye başlandığını söyledi. Finansal İstikrar Komitesi kararlarının ardından düzenleme çalışmalarına başladıklarını belirten Aksu, nitelikli yatırımcı sınırının 1 milyon liradan 10 milyon liraya çıkarıldığını, ardından fon rehberi üzerinde çalışıldığını anlattı. SPK’ye yönelik denetim sorumluluğu eleştirilerine yanıt veren Aksu, “Tabii ki böyle bir olumsuz sonucun doğması sizler gibi bizi de çok derinden üzen bir konu. Devlet Denetleme Kurulu bir görev yapıyor, SPK’nin sorumlulukları ne kadar veya nerede aksaklıklar var belli olacak. Sonuca razı olacağız” dedi.
Burada Aksu’nun sözünü ettiği “fon rehberi” SPK bürokrasisi içinde tam 10 ay boyunca yayınlanmamış, bu gecikme sonucunda da fonlarda birişken para iki kata yükselmiş, yani soygunun boyutu çok büyümüştü.
SPK’nın nasıl yaşananlara sırtı dönük bir dönem geçirdiğine ilişkin en çarpıcı açıklama Takasbank’tan geldi.
Tera’nın popüler fonu olan TLY’nin TEFAS’ta alım satıma açılmasıyla ilgili sorulara Takasbank Genel Müdürü Yunus Arıncı yanıt verdi. Arıncı’nın TLY fonunun kapalı fondan açık fona geçirilmesi sürecine ilişkin anlattıkları komisyondaki en dikkati çekici bürokrat yanıtlarından biri oldu.
TLY’nin 7 Temmuz 2025’e kadar kapalı fon olduğunu belirten Arıncı, Tera Portföy’ün bu tarihte fonun açılması için başvurduğunu anlattı. Arıncı, Tera Portföy’ün KAP’a yaptığı açıklamada SPK kararına atıf bulunduğunu ve Takasbank’ın bu açıklamayı esas alarak fonu TEFAS’a açtığını söyledi. Ama aslında söz konusu fonun TEFAŞ’a, yani halka açılması için aslında ortada bir SPK kararı yoktu. Takasbank, SPK karartına bakmak yerine Tera’nın kendi açıklamasına güvenmişti.
Fon halka açıldıktan haftalar sonra SPK, Takasbank’a 1 Ağustos 2025’te izahname değişikliğinin doğru olmadığını bildirince fon işlemleri hemen durdurulmuş ama Tera’nın gerekli izni 6 Ağustos 2025’te SPK’dan bu kez onay almış.
YENİ Partili Özgür Karabat’ın, “SPK kararını ayrıca teyit etmeniz gerekmiyor muydu?” sorusuna Arıncı, “Biz KAP’ı baz alıyoruz” diye yanıt verdi.
Fon soygununda en çarpıcı konulardan biri, normalde düşük riskli olması gereken para fonlarının da batması. Bu fonlar battı, çünkü kaynaklarını likit olmayan varlıklara yönlendirmişti. Likit olmayan varlıklar ise genellikle aynı portföy yönetimine ait hisse senedi fonlarında duran hisse senetleriydi. Örneğin Tera’nın veya Pusula’nın yüksek riskli hisse senedi fonları, ellerinde tuttukları hisse senetlerini teminat göstererek para fonlarından borç almışlardı.
Bu borçlar ters repo işlemi olarak adlandırılıyor ve hisse senetlerini saklayan kurum olarak Takasbank tarafından onaylanıyor. Takasbank Genel Müdürü Yunus Arıncı, söz konusu ters repo işlemlerine son güne kadar izin vermeye devam ettiklerini anlattı komisyonda.
Gerçekte ise hisse senedi fonlarında sınırlı olan soygun bu yolla para fonlarına da sirayet ettirilmiş oldu ve soygunun boyutu çok büyüdü.
Borsa İstanbul’un olağan dışı işlemleri görüp görmediği ve SPK’ye bildirim yapıp yapmadığı sorusuna Borsa İstanbul Genel Müdürü Korkmaz Enes Ergun, gerekli bildirimleri hem SPK’ye yaptıklarını hem de KAP’ta açıkladıklarını söyledi. “Bu konuda üzerimize düşeni yapmış olduk” dedi.
Milletvekilleri BDDK’ye, fon vurgununda adı geçen şirketlerle bağlantılı gruplara nasıl banka ve finans kuruluşu izinleri verildiğini sordu. BDDK Başkanı Şahap Kavcıoğlu, banka izni başvurularında ortaklar ve grup hakkında ilgili bütün kamu kurumlarından, gerektiğinde yurt dışı bağlantıları da kapsayacak şekilde bilgi istendiğini ve kurul kararının bu bilgiler üzerinden verildiğini anlattı.
İktisat Katılım Bankası özelinde Kavcıoğlu, kuruluş izninin Aralık 2024’te verildiğini söyledi. Bu tarihte grubun portföy şirketinin yeni kurulduğunu anımsatan Kavcıoğlu, işlem hacminin düşük olduğunu ve yapılan yazışmalarda hiçbir olumsuzluk bulunmadığını belirtti. Kavcıoğlu, bir grubun portföy şirketine sahip olmasının banka iznine engel olmadığını savundu.
Kavcıoğlu, daha sonra portföy şirketindeki rakamların arttığını ancak kurumlara yapılan yazışmalarda yine kendilerine ulaşan bir olumsuzluk bulunmadığını söyledi.
MASAK’a, yüz milyonlarca ve milyarlarca liralık para hareketlerinin neden önceden görülmediği, özellikle yurt dışına aktarıldığı iddia edilen paraların neden durdurulamadığı soruldu. MASAK Başkanı Hasan Kaymak, sistemin bütün mali işlemlerin önceden MASAK denetiminden geçirilmesi üzerine kurulmadığını söyledi. Kaymak, tutarı ne kadar yüksek olursa olsun bütün mali işlemlerin MASAK’ın ön kontrolünden geçmediğini vurguladı.
Şüpheli işlem bildirimi veya işlemin ertelenmesine yönelik bir talep bulunmaması halinde bankacılık işlem kayıtlarının MASAK’a en erken iki gün sonra ulaştığını söyleyen Kaymak, “İşlem yapılmadan görmek mümkün değil, bunu talep etmek mümkün değil. Hiçbir bankanın uyum biriminin günde binlerce yaptığı yurt dışı transferi konusunda ‘Bize bildirin’ deme ihtimalimiz ekonomik de değil, hukuki de değil. Senede 600 binden fazla şüpheli işlem bildirimi alıyoruz. Yüksek riskli işlemlerin takip edilmesi düzenlememiz var. Burada inisiyatif yüksek riskli kavramında. Yükümlünün çapı itibarıyla da işlemin yüksek riskli olup olmadığı değişir” ifadelerini kullandı.
Komisyonda açıklama yapan Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı İlhan Hatipoğlu, fon krizi kapsamında MASAK’ın yurtdışındaki varlıklara ilişkin 29 ülkeden 48 talepte bulunduğunu, savcılıkların da harekete geçirildiğini açıkladı.
Komisyonda bürokratlardan net yanıtlar gelmeyince Komisyon Başkanı, AKP’li Mehmet Muş, “Genel kurul aşamasında da burada biraz gördüğüm bazı cevaplar da biraz eksiklikler görüyorum. Milletvekilleri sordukları sorularda istedikleri veya tam anlamıyla sorularının cevabını bulamıyorlar. Burada SPK’deki arkadaşlarımız çalışacaklarsa buyursun çalışsınlar” dedi. CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, “Keşke çalışarak gelselerdi” karşılığını verdi. Bunun üzerine Komisyon Başkanı Muş, “Ben de çalışarak geldiklerini varsayarak toplantıyı organize ettim ama demek ki biraz daha çalışmaları gerekiyor sorulan sorulara göre” diye konuştu. YENİ Parti Manisa Milletvekili Vehbi Bakırlıoğlu, “Biz ne yapalım, onların işi” dedi.
Komisyon Başkanı Muş, şunları söyledi:
“Değerli bürokrat arkadaşlar, bunlara hazırlık yaparsanız iyi olur çünkü aşağıda (TBMM Genel Kurulu) daha detay, buna benzer bir tartışma olacak yine. En azından mesele daha iyi anlaşılır diye düşünüyorum çünkü genel kurul aşamasında sadece plan ve bütçe komisyonu üyeleri değil diğer milletvekilleri de konuşacaklardır, bu sefer onların da aynı soruları sorma durumda cevaplarınızın daha iyi hazırlanmış olması iyi olur diye düşünüyorum konunun anlaşılması açısından. Buradaki niyeti sorgulamıyorum, niyet gayet iyi, gayet açık bir şekilde bu içeride kalan küçük yatırımcının bir şekilde ödemelerinin yapılması amaçlanıyor fakat teknik olarak biraz desteğe ihtiyaç var sorular bakımından yani biraz daha desteklenmesi lazım.”
İYİ Parti Samsun Milletvekili Erhan Usta, görüşmelerin sonlarına doğru, “Yani bugün bürokratların anlatmalarından hiç kimsenin yaptığı işte bir kusur yok. Herkes işi mükemmel yapmış fakat mükemmel de bir vurgun olmuş, ben anlamadım. Herkes işi mükemmel yapmış, bak, hiç bir tane ‘Elbette, şurada bir hatamız olmuş olabilir’ şeklinde diye bir şey duymadık bugün burada. Herkes işini mükemmel yapmış, herkes hukuk çerçevesinde kalmış, bu iş nasıl oldu ya ?” diyerek tepkisini dile getirdi.