Bir büyü reçetesi değil, ama aklınızı korumanızı sağlayabiliriz!

17 Ekim 2026

Günümüzde sanırım kendimizi en önemli koruma amacımız, akıl sağlığı olmalı. 

Keçileri kaçırmaktan söz etmiyorum. Gündemin, ağır siyasal konuların, partilerin ve partililerin dönekliklerinin, yolsuzlukların, fonlamaların, şehrin, mahallenin sorunlarının peşinde aşırı koşmak ruh sağlığını ciddi şekilde etkiliyor. 

Bunlara evde, işte yaşanan sorunları, kişisel ve yakınlara yönelik sağlık kaygılarını, ekonomik sorunları, enflasyonu ve başka konuları eklediğinizde, hesap büyüyor. Hangi biriyle başa çıkacaksınız.

Başa çıkacak donanımınız var mı? Varsa bunu ne kadar sürdürebilirsiniz?

WhatsApp gruplarına yollanan ve çokça iletilen yalan yanlış öneriler, nerde çekildiği ve neden yapıldığı belirsiz, doğruluğu kanıtlanmamış videolar, öneriler, protestolar, sel sularında sürüklenen çöplere dönüştürüyor beyinleri.

En önemlisi de kendinizden hoşnutsuzluk duymanıza neden oluyor.

Bazen görünümüzden, bazen de iletişim kuramamaktan şikayetçi oluyorsunuz.

Bu da yalnızlık hissini büyütüyor. Özgüveni azaltıyor. Kaygı eşiğinin düşmesi, gücünüzü azaltıyor. Alarm zır zır çalıyor.

Sorun nasıl çözülecek peki? Olumlamalar, telkinler, meditasyonlar, geçici çözümler sağlıyor. Sonra her şey yine aslına dönüyor.

Hayal edilenlerle gerçekler arasındaki bağ inceldikçe, yani hayallere kavuşamadıkça, küskünlükler, öfkeler büyüyor.

İçinizde birikenleri; sokakta dolaşırken size çarpan veya şemsiyesini gözünüze sokmaya hazır, arabayla üzerinize su sıçratan

duyarsız, umarsız, farkındalığı noksan, sosyal özürlü kişilere yöneltiyorsunuz. Kimi zaman da ölçüyü kaçırarak…

Zaten bencilliklerden, görmezlikten gelinmekten, her anlamda dinlenmemekten şikayetçiyseniz, beyninizdeki alarm sesi, dışarıya da yansıyor. 

Ergen jargonuyla, ‘bi’ beni salın’ diyeceğiniz geliyor hem insanlara hem topluma. 

Hani bir anektod vardır: Komutan çağırmış askeri, sormuş sağdan düşman askeri saldırıya geçti n’aparsın? Asker, siperde dururum, bekler ateş ederim, mermim biterse dipçiğimi hazırlarım, dövüşürüm, demiş.

Komutan soldan gelirse naparsın, her iki yönden ve hatta tüm yönlerden gelirse deyince, asker durmuş. Komutanım demiş, benden başka askeriniz yok mu sizin? 

Doğru, her yere ve herkese siz yetişemezsiniz. Bu ağırlığı, sorumluluğu tek başına üstlenemezsiniz. Tüm mitinglere koşamazsınız, tüm hastalıklı çocuklara yardım edemezsiniz, ormanları kurtaramazsınız, felaketzedelere elinizi uzatamazsınız, protesto imzanızı her yere atamazsınız… Durun! 

Kendinizi bana ne mood’una geçirmeyin. Ama konulara aşırı kapılmaya, her felaket haberinin videolarını defalarca izlemeye, bütün salgınlar, buzullar, ormanlar için kafa yormaya da kalkmayın.

Önce kendi içinizdeki yangını denetleyin, yok edin.

Biraz haber detoksu yapın. Bir şey kaçırmıyorsunuz.

Hepsi her an tekrarlanıyor zaten.

Hayat ve dünyayla ilgili beklentilerinizi daha erişilebilir ve gerçekleşmeye yakın tutarsanız, daha az hayal kırıklığı yaşarsınız.

Bunun için de öncelikle kendinize biçtiğiniz değeri gözden geçirin.

Kendiniz ve başkaları hakkındaki önyargılarınıza son verin.

Başkalarının sizin hakkınızdaki yargılarını da yok sayın. Bahanelere sığınmayın. 

Kaygılar, her gün düzenli yaptığınız antrenmanlardır.

Bu antrenmanlara son verin.

Bir basketbol takımı oyuncularına yönelik olarak gerçekleştirilen deneyde, birinci grup her gün antrenman yaparak, potaya top sokarak iki haftada kendini yüzde 24 geliştirmiş.

İkinci grup hiçbir şey yapmamış. Olduğu yerde saymış. 

Üçüncü grupsa her gün en az yirmi dakika, topu zihninde potaya attığını canlandırmış. Yüzde 23 gelişmiş. 

Yani düzenli antrenman yapanlarla arasındaki fark yüzde 1 çıkmış. 

Bu şunu gösteriyor. Zihninizdeki bariyerleri kaldırarak her gün belirli bir konuda kabiliyetinizi geliştirebilirsiniz.

Bu bazen sigarayı bırakmak kadar basit de olabilir…

Bazen kişisel bir becerinizi geliştirerek de. 

Ya da konuşma özürlüyseniz, konuşurken kendinizi dinlemeyi bırakarak… 

Ekran sürenizi, okumayla değiştirerek…

En az 3 hafta deneyin bu yöntemi.

Bütün bunlar, IQ’nuzu geliştirmeyecek. Ama akıl sağlığınızı korumanızı, günlük olaylara karşı dayanıklılığınızın artmasını sağlayacak.

Farkındalığınız yükselecek.

Bu bile Superman veya Wonder Woman olmaya bir adım atmanız demektir.

DC Comics veya Marvel’dan bir film teklifi almayacaksınız ama hayatınızın baş rolünde artık hep siz olacaksınız.

Hadi kendiniz için adım atın.

Büyü budur!

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.