Kocamın en büyük aşkı ben değil, köpeğimiz!

24 Ekim 2026

İrem Hanım merhaba,
46 yaşındayım, 19 yıllık evliyim. İki çocuğumuz var. Üç yıl önce bir köpek sahiplendik. Ben de hayvanları çok severim ama eşim işi biraz abarttı. Sabah uyanınca önce köpeği öpüyor. Eve geldiğinde ‘Aşkım, seni çok özledim’ diye kapıdan giriyor. Ben seviniyorum, meğer köpeğe söylüyormuş. Akşam televizyon izlerken köpek kucağında, ben koltuğun diğer ucundayım. Geçen hafta evlilik yıldönümümüzü unuttu ama köpeğin doğum günü için özel pasta sipariş etti. Üstelik mum da üflettik. Köpek bile ne olduğunu anlamadı. Benimle tatile çıkmaya üşenen adam, köpeğin rahat edeceği otelleri araştırıyor. Veteriner randevusunu asla unutmuyor ama benim doktor kontrolümün hangi gün olduğunu bilmiyor. Geçen gün dayanamadım, ‘Bu evde beni mi daha çok seviyorsun, köpeği mi?’ diye sordum. ‘Saçmalama, onunla seni nasıl kıyaslarım?’ dedi. Sonra da köpeğe dönüp ‘Değil mi babacığım?’ diye konuştu. İrem Hanım, kırk altı yaşında bir köpeği kıskanacağım hiç aklıma gelmezdi. Ben mi abartıyorum, yoksa kocam sevgisini yanlış adrese mi teslim ediyor?

Değerli Okurum,
Öncelikle köpeğinizi tebrik ediyorum. Üç yılda evin en sevilen bireyi olmayı başarmış. Üstelik ne fatura ödüyor ne de ev işlerine yardım ediyor. Gerçekten etkileyici bir kariyer.

Ama şaka bir yana, bence siz köpeği kıskanmıyorsunuz. Kocanızın ona gösterdiği özeni özlüyorsunuz. Çünkü mesele köpeğin öpülmesi değil, sizin öpülmemeniz. Köpeğin doğum gününün hatırlanması değil, sizin evlilik yıldönümünüzün unutulması.

Bir de şu var. Hayvanlarla kurulan ilişki insan ilişkilerinden daha kolay gelebilir. Köpek geçmişteki tartışmaları hatırlatmaz, “Geçen yıl da aynı şeyi yapmıştın” demez, neden geç kaldığınızı sorgulamaz. Siz eve geldiğinizde sizi koşulsuz bir coşkuyla karşılar. Evlilik ise biraz daha zahmetlidir. Konuşmak, dinlemek, kırgınlıkları onarmak ve bazen haklı olmadığınızı kabul etmek gerekir. Bu nedenle bazı insanlar farkında olmadan sevgilerini daha kolay karşılık aldıkları ilişkilere yöneltebilirler.

Ama burada eşinizin köpeği daha az sevmesini istemenizi önermem. Bunun yerine sizin neyi özlediğinizi anlatın. “Bana da köpek kadar ilgi göster” demeyin. Muhtemelen yine tartışma çıkar. “Eskiden eve geldiğinde önce bana sarılırdın. Bunu özlüyorum” deyin. Çünkü insanın sevilmek istediğini söylemesi ayıp değildir.

Yıllardır evli olmak, ilgiye ihtiyaç duymamak anlamına gelmez. Ve bir şey daha. Eşiniz köpeğe gösterdiği özeni size göstermeyi yeniden öğrenebilir. Bunun için köpeğin sevgisinden bir şey eksilmesi gerekmiyor. Son olarak merak ediyorum köpek sizin tarafta mı kocanızın tarafında mı yatıyor?

Sevgilim beni seviyor ama hesabı hep ben ödüyorum!

İrem Hanım merhaba,
38 yaşındayım, boşanmışım. Bir yıldır 42 yaşında bir erkekle birlikteyim. İyi eğitimli, işi gücü yerinde, üstelik benden de fazla kazanıyor. Ama adamın cüzdanıyla arasında duygusal bir kopukluk var. İlk buluşmamızda hesabı paylaştık. Modern bir kadın olarak hiç sorun etmedim. İkinci buluşmada ben ödedim. Üçüncüde ‘Bu sefer senden’ dedim, ‘Tabii aşkım’ dedi ama hesap geldiğinde tuvalete gitti. O gün bugündür restoranların tuvaletlerini bayağı iyi tanıyor. Tatilde oteli ben ayarlıyorum, konser biletlerini ben alıyorum. Geçen gün doğum günümde beni çok güzel bir restorana götürdü. Hesap gelince ‘Senin kartın daha avantajlıydı değil mi?’ diye sordu. Kendi doğum günü hediyemi taksitle almış oldum. Para düşkünü biri değilim ama artık kendimi sevgilisi değil, sponsoru gibi hissediyorum. Bir erkeğin cimri olması ilişkiyi bitirmek için yeterli sebep mi? Yoksa ben hala erkeğin hesabı ödemesini bekleyen eski kafalı bir kadın mıyım?

Değerli Okurum,
Öncelikle erkek arkadaşınızın restoran tuvaletleri üzerine bir gezi rehberi yazmasını öneriyorum. Bu kadar tecrübeyi değerlendirmek lazım.

Şaka bir yana, bence sizin meseleniz erkeğin hesabı ödemesi değil. Karşılıklılık. Çünkü bir ilişkide hesabı her zaman erkek ödemek zorunda değil. Kadın da ödeyebilir, hesap paylaşılabilir, maddi durumlara göre farklı düzenler kurulabilir. Bunların hiçbiri sevgiyi azaltmaz. Ama iki insanın maddi imkânları benzerken bütün masrafların sürekli birinin üzerine kalması başka bir şey. Üstelik erkek arkadaşınızın hesabı ödememek için geliştirdiği yöntemler, paradan çok sorumluluk alma biçimi hakkında düşündürüyor.

Cimrilik bazen yalnızca parayla ilgili değildir. İnsan zamanını, ilgisini, emeğini de esirgeyebilir. Burada kendinize şunu sorun. Erkek arkadaşınız sadece para harcamaktan mı kaçınıyor, yoksa ilişkinin diğer alanlarında da hep siz mi veriyorsunuz? Planları siz yapıyor, sorunları siz çözüyor, özel günleri siz hatırlıyor ve bütün organizasyonu siz üstleniyorsanız mesele artık kredi kartı ekstresini aşmış demektir. Ama başka konularda cömert, düşünceli ve ilgiliyse belki parayla ilgili sizinkinden çok farklı alışkanlıkları vardır. Bunu da konuşmadan bilemezsiniz.

Ben sizin yerinizde olsam bir sonraki yemekte hesabı beklemek yerine daha önceden konuşurdum. “Sürekli benim ödeme yapmam beni rahatsız ediyor. Masrafları daha dengeli paylaşmak istiyorum” derdim. Çünkü sağlıklı ilişkide para konuşmak ayıp değildir. Asıl sorun, konuşulmadığı için biriken kırgınlıklardır. Bir de şu önemli. İnsan sevdiği kişiye para harcamak zorunda değildir ama onun sürekli fedakârlık yapmasını da doğal hakkı gibi görmemelidir. Aşkta hesap tutulmaz derler ama bütün hesaplar aynı kişiye geliyorsa bir noktada muhasebe açılır.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.